ABD Yüksek Mahkemesi, Trump yönetiminin ülkede yasal olarak yaşayan yaklaşık 350 bin Haitili ile 6 bin Suriyelinin insani koruma statüsünü derhal kaldırabileceğine hükmetti. Karar, söz konusu kişilerin sınır dışı edilmesinin önünü açtı.
Yüksek Mahkeme, perşembe günü Mullin v. Doe davasında 6'ya karşı 3 oyla aldığı kararla, Geçici Koruma Statüsü'nün (Temporary Protected Status-TPS) kaldırılmasını engelleyen alt mahkeme kararlarını bozdu. Kongre tarafından 1990 yılında oluşturulan TPS programı, ülkelerindeki savaş, doğal afet veya diğer olağanüstü koşullar nedeniyle geri dönmeleri güvenli olmayan göçmenleri sınır dışı edilmekten koruyor.
Karar, göçmenlik makamlarına TPS uygulamasını sona erdirme konusunda geniş yetki tanırken, muhafazakâr çoğunluk mahkemelerin bu sürece müdahale etmesi için hukuki dayanak bulunmadığı sonucuna vardı.
Karar, Yüksek Mahkeme'nin göç politikaları konusunda Trump yönetimi lehine verdiği son kararlardan biri olurken, mahkeme aynı gün iltica başvurularını kısıtlayan bir politikanın yeniden yürürlüğe girmesinin önünü açan ayrı bir karara da imza attı.
TPS nedir, kimleri etkiliyor?
TPS programı halen 17 ülkeden yaklaşık 1,3 milyon kişiyi kapsıyor.
Haitililere bu statü ilk kez 2010 yılında meydana gelen yıkıcı depremin ardından tanındı. Ülkede çete şiddetinin bir milyondan fazla kişiyi yerinden etmesi nedeniyle koruma statüsü yıllar içinde defalarca uzatıldı.
Suriyeliler ise ülkede 2012 yılında başlayan iç savaş nedeniyle TPS kapsamına alındı.
Ocak 2025'te yeniden Beyaz Saray'a dönen Trump yönetimi, TPS kapsamındaki 17 ülkenin 13'ü için koruma statüsünü sona erdirmek üzere adım attı. Alt mahkemeler tarafından durdurulan bu girişimler, Yüksek Mahkeme'nin son kararıyla hukuki açıdan önemli bir destek kazanmış oldu.
Kararın ayrıca, koruma statülerinin bu yıl yenilenmesi gereken El Salvador, Lübnan, Sudan ve Ukrayna açısından da emsal niteliği taşıyabileceği belirtiliyor.
ABD Dışişleri Bakanlığı ise yaygın şiddet, suç, terör ve adam kaçırma olaylarını gerekçe göstererek Haiti ve Suriye'ye yönelik tüm seyahatlerden kaçınılmasını tavsiye ediyor.
Mahkeme ideolojik çizgiler doğrultusunda bölündü
Muhafazakâr çoğunluk adına kaleme aldığı gerekçeli kararda Yargıç Samuel Alito, göçmenlik makamlarının TPS statüsünü sona erdirme konusunda münhasır ve yargı denetimine kapalı yetkiye sahip olduğunu belirtti. Buna göre, alt mahkemeler işlemi hukuka aykırı bulsa bile yargıçlar TPS'nin kaldırılmasını durduramayacak.
Alito ayrıca, Trump'ın Haitili göçmenlere yönelik geçmişte yaptığı ve 2024 seçim kampanyası sırasında Haitililerin evcil hayvanları kaçırıp yediğini öne sürdüğü açıklamaların ırksal önyargıya işaret ettiği yönündeki iddiaları da reddetti.
Alito, söz konusu ifadelerin "Haiti'nin TPS statüsünün Haitililerin ırkı nedeniyle kaldırıldığını göstermeye yeterli olmadığını" savundu.
Karara muhalefet şerhi düşen Yargıç Elena Kagan ise çoğunluğu sert ifadelerle eleştirdi.
Kagan, "Ortaya konulan deliller arasında Başkan'ın o kadar tiksindirici ve ırksal çağrışımlar içeren açıklamaları var ki çoğunluk bunları karar metnine dahi yazmayı tercih etmiyor" ifadelerini kullandı.
Kararın yüz binlerce insanın hayatını, büyük ölçüde kalıcı biçimde altüst edeceğini belirten Kagan, bunun ağır sonuçlar doğuracağını söyledi.
'Aileler belirsizlik içinde'
Haitili TPS sahiplerini temsil eden avukatlar, kararın "binlerce masum insanın gereksiz ve şiddet dolu ölümlerine doğrudan yol açacağını" savunarak Senato'ya, Temsilciler Meclisi'nde nisan ayında kabul edilen ve Haitililerin sınır dışı edilmeye karşı korunmasını uzatmayı öngören iki partili yasa tasarısını onaylama çağrısı yaptı. Tasarı halen Senato'da bekliyor.
Ohio eyaletinin Springfield kentinde Haitililere destek veren bir merkezin yöneticisi Viles Dorsainvil ise, "Aileler burada yaşıyor, çocuklar okula gidiyor, anne babalar işe gidiyor. Yüksek Mahkeme bugün adeta bütün bu hayatı durdurdu ve insanları belirsizliğe sürükledi." dedi.
NAACP Başkanı ve Üst Yöneticisi (CEO) Derrick Johnson da kararı, "Yıllardır bu ülkede yaşayan, çalışan ve katkı sağlayan Haitili ailelere yönelik yıkıcı bir ihanet" olarak nitelendirdi.
Göçmen hakları savunucusu FWD.us ise insani sonuçların yanı sıra ekonomik etkilerine de dikkat çekti. Kuruluşa göre ABD iş gücünde yaklaşık 200 bin Haitili TPS sahibi bulunuyor. Bunların yaklaşık 15 bini tarım sektöründe, 13 bini ise hemşire yardımcısı olarak çalışıyor ve ABD ekonomisine toplamda yaklaşık 5,9 milyar dolar katkı sağlıyor.
Trump yönetimi: 'Hukukun üstünlüğü adına bir zafer'
ABD İç Güvenlik Bakanlığı (DHS) Baş Hukuk Müşaviri James Percival kararı memnuniyetle karşıladı.
Percival, "TPS'deki 'T', geçici anlamına geliyor. Buna rağmen bu uygulamaların çoğu fiilen kalıcı bir af mekanizmasına dönüştü. Bu karar hukukun üstünlüğü ve sağduyu adına bir zaferdir." ifadelerini kullandı.
Trump yönetimi, Haiti ve Suriye'nin artık bu korumaya ihtiyaç duymadığı görüşünü savunmayı sürdürüyor.
Dava dosyasına sunulan belgelerde ise şubat ayında Haiti'ye sınır dışı edilen dört Haitili kadının öldürülerek başlarının kesilmiş halde bulunduğu belirtilirken, avukatlar bunun müvekkillerinin ülkelerine dönmeleri halinde karşı karşıya kalacakları ölümcül tehlikeyi gözler önüne serdiğini savundu.
Perşembe günkü karar, Trump yönetiminin TPS uygulamasını sona erdirme girişimlerinde şimdiye kadarki en önemli hukuki kazanım olarak değerlendiriliyor. Yüksek Mahkeme daha önce de Venezuelalı göçmenlerin koruma statüsünün kaldırılmasına izin vermişti.
Haiti ve Suriye ayrıca, geçen haziran ayında yürürlüğe giren ve aralık ayında 20 ülkeyi daha kapsayacak şekilde genişletilen seyahat yasağı kapsamında da yer alıyor.
Uzun yıllar süren iç savaş sırasında veya sonrasında ABD'ye gelen Suriyeli TPS sahipleri için ise kararın ardından gelecek büyük ölçüde belirsizliğini koruyor.
Immigrants Act Now adlı kuruluşun temsilcisi Farrah AlKhorfan, "Bugün toplumumuzdaki pek çok kişi kendini kaybolmuş hissediyor. Bu kararın kendileri açısından ne anlama geldiğini ve bundan sonraki sürece hazırlanmak için ne kadar zamanları kaldığını anlamaya çalışıyorlar," dedi.