Bir gün sokakta yürürken on bir, on iki yaşlarında iki kız sohbet ederek geçti yanımdan. “Havalar ne kadar hızlı ısındı değil mi?” dedi biri, “Bugün ne giyeceğime bir türlü karar veremedim,” dedi öbürü.
Dublin’deki Ulysses Rare Books kitapçısının sahibi Aisling Cunningham’ın The Guardiangazetesine verdiği bir röportajda, “İrlandalılar her şeyden konuşabilir. Hikâye anlatmaya, muhabbet etmeye bayılırız. Bir saat boyunca hava durumundan konuşabileceğiniz başka ülke bulamazsınız,” dediğini okuyunca o kızları hatırladım. Emin misiniz Sayın Cunningham?
Hikaye anlatma, muhabbet etme kısmına gelince biz de pek fena sayılmayız. (Evliya Çelebi yaşadığı dönemde İrlanda’ya gitse neler neler anlatırdı acaba?)
Dünyadaki çoğu okur için olduğu gibi Türkiye’deki okurlar için de İrlanda edebiyatının ilk gönülçeleni muhtemelen Jonathan Swift. Gulliver’in Gezileri ile gezdiğimiz cüceler ve devler diyarlarındaki absürtlüklerin aslında birer taşlama olduğunu kitabı okuduğumuz yaşlarda pek anlamadık gerçi. Ama hikayesini o kadar sevdik ki İrlandalı hicvinin dilimizdeki ilk örneği sayılabilecek bu roman “100 Temel Eser” listesine girdi.