Ana içeriğe geç

Netanyahu'yu geçen aday: Kim bu Eisenkot

İsrail’de 27 Ekim seçimleri Netanyahu için referanduma dönüşürken, anketlerin yeni lideri “orantısız güç” esasına dayanan Dahiya Doktrini’nin mimarı Gadi Eisenkot oldu. Peki kim bu Eisenkot ve nasıl yükseldi?

Netanyahu'yu geçen aday: Kim bu Eisenkot
Odatv
16

İsrail 27 Ekim 2026’da sandık başına gidiyor.

İsrailliler teknik olarak başbakanı belirmese de seçim çoktan Netanyahu hakkında bir referanduma dönüştü.

Sandıkta 7 Ekim yenilgisi, Gazze savaşı, İsrailli rehinelerin akıbeti, ultra-Ortodoksların askerlikten muaf tutulması ve Netanyahu hükümetinin devlet kurumları üzerindeki baskısı oylanıyor gibi görünse de Amerikan desteğine yaslanan İsrail savaş düzenini bundan sonra kimin yöneteceği belirlenecek…

Anketlerde Netanyahu’nun karşısındaki en güçlü isim, eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot.

Ülkenin kamu yayın kuruluşu Kan 11’in son anketine göre Eisenkot’un Yaşar Partisi 22, Likud 21 milletvekilliği kazanıyor görünüyor.

Peki İsrail’in Netanyahu’dan sonraki muhtemel başbakanı olarak gösterilen Gadi Eisenkot kim?

MİZRAHİ BİR AİLEDEN GELİYOR

Gadi Eisenkot, 19 Mayıs 1960’ta Fas’tan İsrail’e göç eden Yahudi bir ailenin dört çocuğundan biri olarak doğdu. Babası Marakeş, annesi Kazablanka kökenliydi. Eisenkot, İsrail’in siyasi ve ekonomik merkezlerinden uzakta, geleneksel bir Mizrahi aile içinde büyüdü.

‘Mizrahi’, İsrail’de ağırlıklı olarak Orta Doğu ve Kuzey Afrika ülkelerinden gelen Yahudiler için kullanılan bir tanım. Fas, Irak, Yemen, İran, Tunus, Cezayir, Libya, Mısır ve Suriye kökenli topluluklar bu geniş kimliğin içinde yer alıyor.

İsrail’in kuruluş yıllarında devletin siyasi, askeri, ekonomik ve kültürel kurumlarına büyük ölçüde Avrupa kökenli Aşkenaz Yahudiler hakimdi. Arap ve Müslüman ülkelerden gelen Mizrahiler ise çoğu zaman ülkenin merkezinden uzaktaki kalkınma kentlerine ve yoksul bölgelere yerleştirildi. Eğitim, konut, çalışma hayatı ve devlet görevlerinde uzun yıllar eşitsizlik yaşadılar.

Bu toplumsal ayrım siyasete de yansıdı. İsrail’i kuran İşçi Partisi geleneği, Mizrahi seçmenin önemli bir bölümü tarafından kendisini küçümseyen Aşkenaz seçkinlerin partisi olarak görülmeye başladı. Menachem Begin liderliğindeki Likud ise bu öfkeyi siyasi bir kimliğe dönüştürdü.

Likud’un 1977’de İşçi Partisi’nin uzun iktidarına son veren seçim zaferinde Mizrahi seçmen belirleyici rol oynadı. O tarihten sonra Likud, Aşkenaz devlet seçkinlerine karşı Mizrahi tepkinin de siyasi adresi haline geldi.

Netanyahu bu mirası yıllardır kullanıyor. Kendisi Aşkenaz kökenli olmasına rağmen Likud’un Mizrahi tabanıyla güçlü bir aidiyet ilişkisi kurdu. Merkez sol partileri Tel Avivli, seküler, varlıklı ve halka tepeden bakan bir seçkinler topluluğu olarak gösterdi. Kendisine yönelik eleştirileri de sık sık Likud seçmenine ve Mizrahilere yönelmiş saldırılar gibi sundu.

Eisenkot ise aynı seçmene Likud’dan ayrılmadan Netanyahu’dan ayrılabileceği hissini veriyor.

GOLANİ’DEN GENELKURMAY BAŞKANLIĞINA

Eisenkot 1978’de İsrail ordusuna katıldı. Askerlik hayatının büyük bölümünü Golani Tugayı’nda geçirdi.

1982’deki Birinci Lübnan Savaşı’nda bölük komutanıydı. Daha sonra Golani Tugayı Komutanlığı, Batı Şeria Tümeni Komutanlığı, Operasyonlar Direktörlüğü Başkanlığı ve Kuzey Komutanlığı gibi kritik görevlerde bulundu.

İkinci İntifada’nın son yıllarında Batı Şeria’daki İsrail birliklerini yönetti. 2006 Lübnan Savaşı’nın ardından Kuzey Komutanlığı’na getirildi. 2013’te Genelkurmay Başkan Yardımcısı, Şubat 2015’te Genelkurmay Başkanı oldu.

Dört yıl boyunca yürüttüğü bu görevden Ocak 2019’da ayrıldı. Tel Aviv Üniversitesi’nde tarih okuyan Eisenkot, Hayfa Üniversitesi’nde siyaset bilimi alanında lisansüstü eğitim gördü.

ABD Kara Harp Koleji’nden de mezun oldu.

DAHİYA DOKTRİNİNİN MİMARI

Eisenkot’un askeri kariyerindeki en tartışmalı başlık, ‘Dahiya Doktrini’ olarak bilinen savaş anlayışı.

Doktrin adını, İsrail’in 2006 Lübnan Savaşı sırasında ağır bombardımana tuttuğu Beyrut’un güneyindeki Dahiya bölgesinden alıyor. İsrail’e saldırı düzenlenen yerlerde yalnızca silahlı hedeflerin değil, karşı saldırı yapanların kullandığı veya dayandığı kabul edilen sivil altyapının da büyük çaplı saldırılarla tahrip edilmesini öngörüyor.

Eisenkot bu anlayışı 2008’de açık biçimde anlattı. İsrail’e ateş açılan her köyün askeri üs olarak değerlendirileceğini, ‘orantısız güç’ kullanılacağını ve büyük yıkım yaratılacağını söyledi. Bunun onaylanmış plan olduğunu vurguladı.

Doktrinin mantığı karşı saldırı yapan topluma ağır bir bedel ödeterek caydırıcılık oluşturmayı hedefliyordu. Bu nedenle uluslararası insancıl hukukun ayrım gözetme ve orantılılık ilkeleri açısından yoğun biçimde eleştirildi.

Eisenkot Haziran 2026’da da bu doktrini uyguladığını ve orantısız saldırılar gerçekleştirdiğini söylemekten kaçınmadı.

Netanyahu’nun karşısına çıkan isim, İsrail’in düşman olarak gördüğü güçlere çok daha ağır ve sistemli saldırılar düzenlenmesini savunan bir güvenlik şahini.

ORDUYU YENİDEN KURDU

Eisenkot, Genelkurmay Başkanlığı döneminde ‘Gideon’ adı verilen çok yıllı askeri programı yürürlüğe koydu. Kara birliklerinin güçlendirilmesi, gereksiz komuta kademelerinin azaltılması, siber kapasitenin geliştirilmesi ve ordunun daha hızlı harekete geçebilecek biçimde yeniden yapılandırılması hedeflendi.

2015’te İsrail ordusunun ilk yazılı strateji belgesini yayımladı. Böylece siyasi yönetimin belirlediği hedeflerle ordunun kullanacağı kuvvet arasında yazılı bir çerçeve kurulmasını istedi.

Eisenkot ayrıca İran ve Hizbullah’a karşı açık bir savaşa girmeden yürütülen gizli ve sınırlı operasyonların geliştirilmesinde etkili oldu. İsrail’in ‘savaşlar arası harekat’ adını verdiği bu anlayış; hava saldırıları, sabotajlar, istihbarat operasyonları ve hedefli saldırılarla karşı tarafın kapasitesini sürekli aşındırmayı amaçlıyordu.

Yani, ABD’nin 2026 Şubat ayında başlayan İran saldırılarının arka plandaki mimarlarından biri denebilir…

ABD’NİN TANIDIĞI GENERAL

Eisenkot’un Amerikan savunma ve güvenlik kurumlarıyla ilişkisi yıllar öncesine dayanıyor. Genelkurmay Başkanlığı sırasında Pentagon’la ve Amerikan ordusunun komuta kademesiyle yakın çalıştı.

2016’da dönemin ABD Genelkurmay Başkanı Joseph Dunford tarafından Liyakat Nişanı’yla ödüllendirildi. Gerekçede Eisenkot’un ABD-İsrail stratejik iş birliğine yaptığı katkıya dikkat çekildi.

Ordudan ayrıldıktan sonra Washington’daki siyonist düşünce kuruluşlarından Washington Yakın Doğu Politikası Enstitüsü’ne araştırmacı olarak katıldı. İran, Hizbullah ve İsrail’in ulusal güvenlik stratejisi üzerine çalışmalar yayımladı.

Dolayısıyla Washington açısından gayet kullanışlı bir aday... Pentagon’un, istihbarat çevrelerinin ve Amerikan dış politika kurumlarının dilini bilen, birlikte çalıştıkları bir general.

Netanyahu’yla arasındaki ayrım da ABD’yle ittifakın kendisiyle ilgili değil. Netanyahu bu ilişkiyi büyük ölçüde Trump’la kurduğu kişisel bağ üzerinden yönetiyor. Eisenkot ise Pentagon, istihbarat kurumları ve devlet bürokrasisi üzerinden daha kurumsal bir ilişki öneriyor.

ABD’nin Kasım ayında sandığa gidecek olması, İran saldırıları ile keskinleşen MAGA kırılmaları, Trump tabanının dağılması ve muhtemel topal ördek sonucu denkleme dahil edilince tablo biraz daha netleşiyor.

7 EKİM’DEN SONRA NETANYAHU’NUN YANINDAYDI

Eisenkot, 2022 seçimlerinde Benny Gantz liderliğindeki Ulusal Birlik listesinden parlamentoya girdi.

7 Ekim 2023'te Netanyahu’nun kurduğu olağanüstü hükümete katıldı ve savaş kabinesinde görev aldı. Gazze’ye yönelik kara harekatını ve Hamas’ın askeri ve siyasi gücünün ortadan kaldırılması hedefini destekledi.

Savaş uzadıkça Netanyahu’yla arasındaki anlaşmazlık büyüdü. Eisenkot, Hamas’a karşı mutlak zafer söyleminin gerçekçi olmadığını, rehinelerin geri getirilmesine öncelik verilmesi gerektiğini ve hükümetin savaş sonrası Gazze için bir planının bulunmadığını savundu.

Haziran 2024’te Benny Gantz’la birlikte hükümetten ayrıldı. Ancak itirazı savaşın Filistinliler üzerindeki sonuçlarına değil, savaşın yönetilme biçimineydi.

OĞLUNU VE İKİ YEĞENİNİ KAYBETTİ

Eisenkot’un İsrail toplumundaki imajını olumlu besleyen en önemli gelişmelerden biri ailesinin savaşta yaşadığı kayıplar oldu.

Oğlu Gal Meir Eisenkot, 7 Aralık 2023’te Cibaliye’de öldü.

Eisenkot oğlunun cenazesinde İsrail’i onun fedakarlığına layık bir ülke haline getirme sözü verdi. Cenazenin canlı yayımlanması ve Eisenkot’un savaş kabinesinde görev yaparken kendi oğlunu kaybetmesi, İsrail toplumunda güçlü bir karşılık yarattı.

Oğlunun ardından iki yeğeni daha öldü.

KENDİ PARTİSİNİ KURDU

Eisenkot Haziran 2025’te Benny Gantz’ın partisinden ayrıldı, ardından milletvekilliğinden istifa etti. Eylül 2025’te Yaşar Partisini kurdu.

İbranice ‘Yaşar’ sözcüğü doğru, dürüst ve dosdoğru anlamlarına geliyor. Partinin kadrosunda eski Şin Bet Başkanı Yoram Cohen, eski Din Hizmetleri Bakanı Matan Kahana, eski Bilim ve Teknoloji Bakanı Orit Farkash-Hacohen, eski Maliye Bakanlığı Bütçe Dairesi Başkanı Shaul Meridor ve teknoloji şirketi Wix’in Başkanı Nir Zohar gibi isimler bulunuyor.

Bu kadro Eisenkot’un partisini klasik bir merkez partisinden ayırıyor.

FİLİSTİN’E KARŞI ACIMASIZ

Eisenkot, Netanyahu’nun karşısında yer almasına rağmen Filistin konusunda temel bir değişiklik vadetmiyor.

Temmuz 2026’da, 66 yıllık hayatı boyunca Filistin devleti sözlerini kullanmadığını bir gurur nişanı gibi söyledi.

Batı Şeria’nın doğrudan ilhakına da 2,8 milyon Filistinlinin İsrail’e katılmasının “Siyonist proje için ağır bir tehdit” oluşturacağını savunduğu için karşı çıkıyor.

Eisenkot’un Netanyahu’yla anlaşmazlığı çatışmanın özü İsrail’in güvenlik politikasının hangi yöntemle yürütüleceği üzerinde yoğunlaşıyor.

İSRAİL’İ YENİDEN SAVAŞA HAZIRLAMA MİSYONU

Eisenkot’un seçim programının merkezinde 7 Ekim için resmi soruşturma komisyonu kurulması, ordunun yeniden yapılandırılması, asker açığının kapatılması, yedek kuvvetlerin düzenlenmesi ve ABD’yle ilişkilerin onarılması bulunuyor.

İsrail ordusu çok cepheli savaşların ardından ağır bir insan gücü sorunuyla karşı karşıya. Genelkurmayın değerlendirmelerine göre yaklaşık 15 bin asker açığı bulunuyor. Yıllardır yeniden göreve çağrılan yedek askerler tükenirken Netanyahu hükümeti ultra-Ortodoksların muafiyetini korumaya çalışıyor.

Eisenkot’un programı bu nedenle ordunun ve toplumun yıpranan savaş kapasitesini yeniden oluşturma programı olarak görülüyor.

NETANYAHU’YU DEĞİŞTİRİRKEN AYNI KALMAK

Haaretz yazarı Carolina Landsmann ve Eisenkot’un yükselişini İsrail seçmeninin psikolojisi üzerinden açıklıyor. Buna göre Netanyahu’dan rahatsız olan sağ seçmen, Lapid’e veya Gantz’a oy verdiğinde kendisini siyasi saf değiştirmiş hissediyordu.

Eisenkot bu engeli ortadan kaldırdı.

Seçmen güvenlik anlayışından, milliyetçiliğinden ve Filistin politikasından vazgeçmeden Netanyahu’yu değiştirebiliyor. Likud’dan ayrılıyor ancak kendisini sola geçmiş saymıyor. Lideri değiştirirken siyasi kimliğini koruyor.

Eisenkot’un Netanyahu için şimdiye kadarki en tehlikeli rakibe dönüşmesinin nedeni de burada yatıyor.

İsrail’de oylanan savaş/barış değil. Amerikan desteğine yaslanan savaş düzenini kimin daha iyi yöneteceği.

İsrail Netanyahu’dan kurtulmaya hazırlanıyor; ABD’ye bağımlı savaş düzeninden vazgeçmeye niyeti yok.

Analistlerin buluştuğu ortak nokta, İsrailli seçmenin yağmurdan kaçarken doluya tutulduğu yönünde...

Gözde Sula

Odatv.com

Kaynağa Git

İlgili Haberler