Ana içeriğe geç

İmamoğlu'ndan dikkat çeken çıkış: "Türkiye yargı çöküşü tehdidiyle karşı karşıya"

CHP’nin tutukluluk hali devam eden Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu sosyal medya hesabı üzerinden gençlere hitaben bir paylaşımda bulundu. İmamoğlu paylaşımında,” Türkiye yargı çöküş tehdidiyle karşı karşıya'' dedi.

İmamoğlu'ndan dikkat çeken çıkış: "Türkiye yargı çöküşü tehdidiyle karşı karşıya"
Halk TV
16

CHP’nin tutukluluk hali devam eden Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu sosyal medya hesabı üzerinden gençlere seslendi. İmamoğlu gençlere seslendiği paylaşımda yargı süreci, dış politika ve ekonomiye ilişkin iktidarı sert sözlerle eleştirdi.

İmamoğlu sosyal medya hesabından paylaştığı '' Adalet millete aittir. Ben milletime konuşuyorum'' başlıklı video da şu ifadelere yer verdi:

''O KADAR ACİZLER Kİ, BANA İDDİA MAKAMININ SORACAK SORUSU BİLE YOK''

Sevgili gençler, o kadar acizler ki, bana iddia makamının soracak sorusu bile yok. Mahkeme heyetinin de soracak sorusu yok. Tek yol savunma yaptırmayalım, Ekrem'i kimse duymasın. Elde var bir buçuk gün, 8 saat. Bana 'savunmanı yap' diyorlar. 143 suç isnadıyla 4000 sayfalık saçmalığa bu kadar sürede savunma yap.

Ekrem İmamoğlu savunma yapacak, üç avukat savunma yapacak; savcı, hakim, sanıklar ve sanık avukatları sorular soracak. Hepsi yedi sekiz saat. Öyle bir süre ki, üstüme attıkları suç başına kendimi savunabilmem için neredeyse sadece üç dakika veriliyor.

'Naklen yayın' diye teklif yaptığımızda 'Yayınlansın, ne varsa görülsün' diyerek net tavır koyan Devlet Bahçeli'ye cevap vererek hemen olur veren Erdoğan sözünde durmamış, Erdoğan'ın talimatıyla iddianameyi yazan mevcut Adalet Bakanı 'TBMM karar alırsa bizim için sorun yok' diyerek üç maymun rolüne geçerek sus pus olmuş ve TBMM'de muhalefetin teklifine Cumhur İttifakı olarak ret vermişlerdir.

''BU MASKELİ MAHKEME BİR UTANÇ VESİKASIDIR''

Naklen yayın kıvırmasından sonra gelinen nokta, mahkemede savunma hakkımı bir buçuk güne, 7-8 saate sıkıştıran kasıtlı tutuma karşı itirazlarımı anlattığım, sorguladığım ve hakkımı aradığım konuşmamda susma hakkımı kullanacağım şeklinde tek bir ifade bile geçmemesine rağmen mahkeme heyetinin koca bir yalanla susma hakkımı kullandığım şeklinde tutanak tutmuş olmasıdır. Bu maskeli mahkeme bir utanç vesikasıdır. Naklen yayından ve rakibinden korkan, bütün dosyaların mimarı olan Erdoğan, halefi olmaya namzet Adalet Bakanı'nın organizasyonundaki bu hukuksuzluğun zirvesinin ve her adli süreçte işlenen hukuk cinayetlerinin faili olarak tarihe geçmiştir.

'' TÜRKİYE ÇOK YÖNLÜ BİR YARGI ÇÖKÜŞÜ TEHDİDİYLE KARŞI KARŞIYA''

Türkiye çok yönlü bir yargı çöküşü tehdidiyle karşı karşıya. Bu tehdit iş insanı, sanatçı, gazeteci, muhalif, öğrenci, siyasetçi, belediye başkanı, cumhurbaşkanı adayı dinlemez. Herkesin bütün hak ve özgürlüklerini yok sayan uygulamaları milletimizin tepesindedir.
Adalet Bakanlığı 'çöküş bakanlığı' haline getirilmiştir. 'Turpun büyüğü', 'ahtapotun kolları' gibi sözlerle kaçıncı defa bilmiyorum ama Erdoğan sanırım yine aldatılmıştır. Makam, mevki, para, pul, menfaat için yapamayacağı hiçbir şey olmadığını ispat eden bir bakan yalanlarla dolu iftiraname çökünce, iddia makamı yerle bir olunca, dört aylık yargılamada tek bir delil olmayınca, tek bir görüntü, ispat, tespit olmayınca iş naklen yayından çıkmış İmamoğlu'nun savunmasından, arkadaşlarımın ve avukatların ifadesinden kaçan, ne diyeceğini, ne yapacağını şaşırmış bir mahkemeye dönüşmüştür.

''MAHKEMEDE BÜTÜN KURALLARI YOK SAYARAK TUTUKLULUĞUN DEVAMINA KARAR VERİLDİ''

Bugün geldiğimiz noktada ağır hak ihlalleri yaşayanların, bir buçuk yıllık tutuklulukla yargılananların yaşadıkları hukuksuz tutuklama, işkence ve tacizlere ek olarak mahkemede bütün kuralları yok sayarak tutukluluğun devamına karar verildi. İspat ve delillerle davet edilmesi gereken MAPEG, İstanbul Valiliği, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ve Sultangazi gibi AK Partili belediyeler yok sayıldı. Birebir savunma hattının talebine yönelik işlem yapmayan bir mahkeme ile karşı karşıyayız.


‘’ÇÖP OLAN MİLYARLARCA DOLARIN HESABINI VERMEK BİR YANA BU REZİLLİK DAVULLA ZURNAYLA KUTLANACAK HALE GELMİŞTİR’’

Türkiye bu yargı rezilliğini yaşarken dünya liderleri geldi ve gitti. Sonuç neymiş? Erdoğan, Netanyahu ile dost diyemem ama İsrail'i rahat bıraktı, harika bir müttefik. Savaşmaya hazır,

en büyük kara kuvvetlerine sahipler cümlesini kuran Trump, parasını ödediğimiz F-35'lerin, sözleşmesini yaptığımız KAAN uçaklarımızın motorlarını vereceğini söylemiş. Ne ilginç! Bundan yıllar yıllar önce Türkiye S-400 noktasında baskılara boyun eğmek durumunda değildir diyen Erdoğan, alelacele S-400'leri verecek ülke arayacak hale gelmiştir.

CAATSA yaptırımları yüzünden yaşadığımız 10 yıllık ambargonun, S-400'lere verdiğimiz ve adeta çöp olan milyarlarca doların hesabını vermek bir yana bu rezillik davulla zurnayla kutlanacak hale gelmiştir. Ne büyük başarı! Zikzak yapmaktan başı dönmüş bir Cumhurbaşkanı. Ankara'yı perdeleyen, gizleyen, dünya liderlerinden izole eden, kendi halkının arasına karışamayan pozisyonunda misafirlerini 1150 odalı sarayda ağırlayıp kendi şahsım dünyasını gösteren Erdoğan.


‘’TÜRKİYE ADINA ÇOK ACIDIR BU TABLO’’

Daha da ilginci ise NATO zirvesinden önce Türkiye'deki adaletsizlikleri rapor edenlere had bildirme hevesine giren Adalet Bakanı'nın ardından Erdoğan'a bir telefon açtım, Rahip Brunson'ı saldılar diyerek adalet sistemimizle dalga geçen bir ABD başkanı. Çok acı. Türkiye adına çok acıdır bu tablo.

F-35'ler de KAAN motorları da, yaptırımların kaldırılması da, NATO'da saygıdeğer bir konum da bu ülkenin sonuna kadar hakkıdır ve hedefidir. Sözleşmelerle sabittir. Bu devleti oyuncak gibi kullanan, yaptım oldu zihniyetinden adeta keyif alan kurum, kural, kaide bırakmayan Erdoğan, isterse hesap vermek yerine davul zurna çalmaya devam edebilir. Fakat doğru birdir. Bu ülkeye yıllardır yaşatılan zikzak diplomasisi millete pazarlamaya çalıştıkları gibi bir stratejik mucize veya reel politik değil, apaçık bir rezalettir.

Bu rezaletin sonucu okyanus ötesine adeta yalvaracak hale gelen, oradan meşruiyet bekleyen, bu meşruiyet için sağdan soldan gelişigüzel insan tutuklatmaktan çekinmeyen, taksicilerden esnafa kadar ne giyilip nasıl durulacağına karar vermeye çalışan ve başkentinin insanlarından utanacak hale gelen iradesiz bir siyasettir.

‘’ERDOĞAN, BU İRADESİZ SİYASETİN ESİRİ HALİNE GELMİŞTİR’’

Milletinden korkan, utanan; rakibinden korkan, rakibinin diplomasından korkan, rakibinin görüntüsünden korkan, bu korku için her şeyi yaparım diyen bir avuç muhterisin oyununa gelen Erdoğan, bu iradesiz siyasetin esiri haline gelmiştir. Erdoğan, uydurma bir butlan kararıyla atadığı kukla saray kayyımı ile bir ittifak oluşturmuş; her günümüze yargı kolları marifetiyle belediyelerimize operasyon, CHP il binamıza operasyon ve TOMA'lı, biber gazlı müdahaleleriyle CHP Genel Başkanlığı'nda başlattıkları iş birliğine günbegün atanamayan

öğretmenlere, zeytinliğini savunanlara, emekçilere, NATO'yu protesto edenlere zulmü iş birliği içinde yapmaya devam ediyorlar.

Türkiye'nin bütün kılcal damarlarına bir korku imparatorluğuyla hakim olmaya çalışan bir avuç muhteris; milletin ve devletin bütün sorunlarını terk etmiş, kendi hanedanlarının devamı için yürütülen çabaların ve daha bugünden Erdoğan sonrası çekişmelerinin Türkiye'ye hakim olmasına izin vermiş, hatta teşvik etmiştir.

Peki biz ne yapacağız? Bir an önce milletimizi, devletimizi ve cennet vatanımızı hak ettiği günlere kavuşturmak için bir yol çizeceğiz diyen Sayın Özgür Özel'in liderliğinde halkımızı hak ettiği günlere kavuşturan, kalkınan, huzur bulan ve kararlılıkla geleceğe hazırlanan bir Türkiye yolculuğuna çıkacağız.

‘’NE DİYOR ATATÜRK? 'VATAN SEVGİSİ RUHLARI KURTARAN EN KUVVETLİ RÜZGARDIR'’

Sevgili gençler, bize destek veren vermeyen herkese sesleniyorum. Bir yıldan fazladır cezaevinde bulunan bir lider olarak hepinizi çok seviyorum. İnanın, sizi sevmenin verdiği güçle dimdik ayakta duruyor ve her gün daha büyük bir kararlılık ve güçle Türkiye'nin geleceği için verdiğimiz mücadeleye bağlanıyorum. Hırstan gözü dönmüş bir avuç insanın yaptıklarına artık bakmaya dahi tahammülünüz kalmadığını, en azından nefes alabilmek için başınızı öbür tarafa çevirecek hale geldiğinizi çok ama çok iyi biliyorum. Ama unutmayın ki sizin nefesiniz bir avuç insandan kuvvetlidir. Gücünüzü, kuvvetinizi, iradenizi ve yüreğinizi muhafaza edin.

Onlar iktidarlarını korumak için can havliyle koşmaktan yorulduğunda, birbirleriyle çatışmaktan söz söylemeye mecalleri kalmadığında, kendi rezilliklerini dört bir yana saçmaya başladıklarında ve Türkiye farklı bir sabaha uyanmasın diye ürettikleri her türlü zulüm gelip onları vurmaya başladığında; biz sizinle beraber, hep birlikte derin bir nefes alacak, sakin sakin, uzun bir yürüyüşe başlayacağız.

Ne diyor Atatürk? 'Vatan sevgisi ruhları kurtaran en kuvvetli rüzgardır.' Yaradana şükürler olsun ki bizler ruhlarımızı kurtaracak o büyük vatan sevgisinin yolcusuyuz. Bu sevgi bütün milletimizi, 86 milyonu koruyacak ve kollayacak en güzel çatıdır. Yolumuz uzun, heyecanımız yüksek demiştim size yıllar önce. Haberiniz olsun; biz hep birlikte daha yolun başındayız. Hepinizi çok seviyor, sizlere kavuşacağım günü hasretle bekliyorum."

Kaynağa Git

İlgili Haberler