Ana içeriğe geç

Şirketler için zorlu dönem, döviz riski büyüyor mu?

Finansal kesim dışındaki firmaların net döviz pozisyonu açığı 205,6 milyar dolara yükseldi. Kur artışının enflasyonun gerisinde kalması dövizle borçlanmayı cazip tutarken, icra-iflas dosyalarının 25 milyonu geçmesi ve konkordato kararlarının 5 bin 861’e ulaşması reel sektörde sıkılaşma baskısının derinleştiğini gösteriyor.

Şirketler için zorlu dönem, döviz riski büyüyor mu?
Haber Global
16

Döviz açığının yeniden 200 milyar doların üzerine çıkması endişelere neden oldu. Merkez Bankası’nın finansal kesim dışındaki firmaların döviz varlık ve yükümlülüklerine ilişkin son verilerine göre, reel sektörün net döviz pozisyonu açığı 205 milyar 608 milyon dolara ulaştı. Döviz varlıkları 1 milyar 508 milyon dolar azalırken, döviz yükümlülükleri 7 milyar 932 milyon dolar arttı. Böylece net açık yalnızca bir ayda 9 milyar 440 milyon dolar genişledi. Şubat ayında 200 milyar doların üzerine çıkan açık, martta 194,2 milyar dolara gerilemişti. Ancak nisan ayında yeniden sert bir artışla 205,6 milyar dolara çıkması, kur riski açısından izlenmesi gereken alanın genişlediğine işaret olarak yorumlanıyor. Öte yandan Mart ayına ilişkin verilerde net döviz pozisyon açığının 194,2 milyar dolar olduğu, şubat ayına göre 6,4 milyar dolar azaldığı açıklanmıştı.

ÖDEME ZİNCİRİ BOZULDU

Uzmanlara göre reel sektörün dövizle borçlanma eğiliminin arkasında birkaç temel neden bulunuyor. Birincisi, TL kredi faizlerinin yüksek seyretmesi. Nitekim Merkez Bankası haziran ayı Para Politikası Kurulu toplantısında politika faizini yüzde 37 seviyesinde sabit tuttu. İkincisi, kur artış hızının uzun süredir enflasyonun altında kalması. Üçüncü neden olarak da ihracatçı ve döviz geliri olan şirketlerin doğal korunma kapasitesine işaret ediliyor. Ekonomide döviz pozisyonu açığı kadar önemli bir başka başlık da nakit akışı.Şirketler bilanço üzerinde kar ediyor görünse bile tahsilat süreleri uzadığında, krediye erişim zorlaştığında veya finansman maliyeti yükseldiğinde ödeme zinciri hızla bozulabiliyor.

İCRA-İFLAS DA BÜYÜK ARTIŞ

Ekonomideki sıkılaşmanın sosyal ve ticari hayata yansıyan en çarpıcı göstergelerinden biri de icra-iflas dosyaları. 2023 Haziran ayında mahkemelerdeki icra-iflas dosyası sayısı 21 milyon 683 bin düzeyindeyken, 8 Haziran 2026 itibarıyla bu sayı 25 milyon 134 bine çıktı. Bu rakam seti, yaklaşık üç yılda 3 milyon 450 binin üzerinde dosya artışı anlamına geliyor. Söz konusu artış yalnızca bireysel borçluluğun değil, ticari ödeme zincirindeki zorlanmanın da göstergesi olarak okunuyor. Bir diğer olumsuz veri seti de konkordato ilanlarına ilişkin. 2023 yılından 2026 yılı Mayıs ayına kadar konkordato geçici mühlet kararı verilen firma sayısı 5 bin 861’e ulaştı. Geçici mühlet kararı verilen firma sayısı 2023’te 519 olarak kayda girerken, 2024’te bin 723’e, 2025’te ise 2 bin 817’ye yükseldi.

FİNANSMANA ERİŞİM ZORLUĞU

Ortaya çıkan son tabloyu yorumlayan İktisat Uzmanı-Ekonomist Barlas Yurtsever ise, "Enflasyonla mücadele için uygulanan sıkı para politikası, ekonomide talebi soğutmayı, kredi büyümesini sınırlamayı ve fiyatlama davranışlarını düzeltmeyi hedefliyor. Ancak bu sürecin doğal sonucu olarak finansmana erişimi zayıf, öz kaynak yapısı kırılgan, kar marjı düşük ve borçluluğu yüksek firmalar daha hızlı zorlanıyor. Başka bir ifadeyle sıkılaşma, şirketler arasında ayrıştırıcı bir etki yaratıyor. Unutulmasın ki, konkordato ilanlarını izleyen veri platformlarında son dönemde tekstil, inşaat, otomasyon, gıda, otomotiv, marketçilik, geri dönüşüm ve çeşitli imalat alanlarından firmaların geçici mühlet, kesin mühlet ya da iflas kararlarıyla gündeme geldiği görülüyor. Bu tablo, baskının tek bir sektöre sıkışmadığını, geniş bir ticari alana yayıldığını gösteriyor" dedi.

GÖRÜNÜR HALE GELDİ

Kamuoyu Araştırmacısı Volkan Tebrizcik, Türk ekonomisindeki sıkı para politikasının etkilerinin yalnızca enflasyon ve faiz başlıklarında değil, reel sektörün bilançosu, borçlanma tercihleri, icra dosyaları ve konkordato kararlarında da daha görünür hale geldiğinin altını çizerken, "İcra-iflas dosyalarındaki artış ve konkordato başvurularındaki sert yükseliş, şirketlerin bir bölümünde nakit akışı, borç çevirme ve ödeme disiplini tarafında baskının derinleştiğini gösteriyor" diye konuştu.

[email protected]

Kaynak: Web Özel

Kaynağa Git

İlgili Haberler