Üç bakanlık ve Yıldızlar SSS Holding yetkililerinin verdiği sözleri tutmaması ve alacaklarını yatırmaması üzerine yeniden eylem kararı alan Doruk Madencilik işçileri, direnişe devam ediyor. İşveren ve bakanlıklara Perşembe gününe kadar mühlet veren madenciler, Beypazarı'nda bekleyişlerini sürdürürken Çalışma Ekonomisi Uzmanı Prof. Dr. Aziz Çelik ile Doruk Madencilik işçilerinin yaşadığı süreci ve devlet-şirket-sendika üçgenini konuştuk.
Yaşanan süreci iki boyutta ele alan Çelik, İçişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar ve Çalışma bakanlıklarının kamu düzenini korumak açısından sürece dâhil olmasının doğru bir tutum olduğunu söylese de işçilerin yıllardır Yıldızlar tarafından haklarının gasp edilmesinin bakanlıkların denetim, teftiş yükümlülüklerini yerine getirmemesinin bir sonucu olduğunu vurguladı. Bu durumda, bakanlıkların işçilerin hak arama mücadelesine destek olur gibi gözükürken aslında kendi açıklarını da kapatmaya çalışmalarının bir ayağı olarak değerlendirildi. Çelik, “Çalışma Bakanlığı bu konuda işçi alacaklarının ödenmesi noktasında etkin bir tutum alıp işverenin, şirketin bunları ödemesini sağlaması lazımdı. Çalışma Bakanlığı istediği zaman, bir kamu kurumu olan belediyelerin sigorta primleri konusunda bile ortalığı ayağa kaldırabiliyorken böyle bir konuda etkili bir önlem yoluna gitmedi” dedi.
İŞÇİLER OYALANDIRILIYOR
Yaşanan süreçte bir diğer mevzunun ise Ankara’da işçilere Bakanlıkların garantörlüğünde madencilere verilen sözler olduğunu söyleyen Çelik, “Devlet bir maden şirketine söz geçiremiyor ya da işçileri oyalıyor. Hangisi olursa olsun, ikisi de birbirinden beter sorunlar. Eğer işçileri oyalamak için bunu yaptılarsa bu büyük bir rezalet. Yok, eğer bir maden şirketine söz geçiremiyorsa devlet, koskoca bakanlıklar, bu çok daha büyük bir rezalet. Ortada aslında bir devlet krizi olduğunu, devlet kurumlarının bir maden şirketine söz geçiremediğini gösteren bulgular var” dedi.
ŞİRKET KORUNUYOR
Sendikanın normal şartlarda karşısında işvereni görmesi, onlarla müzakere yapması gerekirken bakanlarla müzakere ettiğini söyleyen Çelik, Bağımsız Maden İş’in hakları almak için tüm yolları denediğini söyledi. Bunun karşısında bakanlıkların verdiği sözü tutmayarak işçilerin ve sendikanın iyi niyetini kötüye kullandığını ifade eden Çelik, konuşmasına şu şekilde devam etti: “Bakanlıklar görevlerini yapmıyor, tersine şirketleri koruyan, onlar karşısında herhangi bir çözüm üretmeyen, söz verip işçileri oyalayan bir tutum içindeler. İşçilerin iyi niyetini kötüye kullandılar. Önce Ankara’dan uzaklaştırıp şimdi de Ankara’ya sokmamaya çalışıyorlar. Bu aslında hükümetin bu madencilik şirketini koruduğunu bize gösteriyor. Bir taraftan eylem haklarını da engelliyorlar. Devletin yapması gereken işçilerin alacaklarının ödenmesini sağlamak ve işçilerin seyahat hakkı ile protesto hakkını korumaktır. Hem alacakların ödenmesini sağlamıyorlar hem de seyahat haklarını engelleyerek kanunsuz bir tutum sergiliyorlar.Devlet işçiye geldiği zaman baskı yapıyor, müdahale ediyor fakat işçinin hakkını ödemeyen patron karşısında ise zavallı durumda.”
Çelik, son olarak diğer sendikaların yeterince etkin bir dayanışma göstermediğini ifade ederek “Maden işçilerinin bu meselede yalnız kalmaması ve diğer sendikaların gerekli dayanışmayı göstermesi önemli konulardan birisi. Kurumsal yapıları olan sendikaların bu eyleme sahip çıkması, desteklemesi ve örnek alması gerekiyor” diye ekledi.
DAYANIŞMAYLA KAZANILACAK
Bağımsız Maden İş avukatı Abdurrahim Demiryürek ise işçilerin ödeme sözü aldıkları 15 Mayıs tarihinde 120 işçinin iş akitleri sonlandırıldığını söyledi. İşçilerin bu durumda ödemelerini alacaklarını düşündüğünü söyleyen Demiryürek, şirketin ödemeler için hazırlık yapmadığını kaydetti. Perşembe günü 12:00’ye kadar sendikanın süre verdiğini hatırlatan Demiryürek, “İşçiler yola çıkamasa dahi tüm halkı, işçileri, gençleri, çiftçileri, öğrencileri, esnafı Perşembe günü holding önüne davet ediyoruz” çağrısını yaptı.