Ana içeriğe geç

Mısır prenseslerinin aslında birer savaşçı olduğu ortaya çıktı

Yeni çalışma, prenseslerin kemikleri üzerinde yapılan yeni analizler, hançer, yay ve topuz gibi silahların yalnızca öteki dünya için bırakılmış ritüel nesneleri olmadığını gösterdi.

Mısır prenseslerinin aslında birer savaşçı olduğu ortaya çıktı
Euronews Türkçe
16

Yeni bir araştırma, yaklaşık 4 bin yıl önce yaşamış Antik Mısır prenseslerinin mezarlarına sembolik amaçlarla bırakıldığı düşünülen silahları hayatları boyunca gerçekten kullandıklarını ortaya koydu.

Frontiers in Environmental Archaeology adlı hakemli bilimsel dergide yayımlanan çalışmada, prenseslerin kemikleri üzerinde yapılan yeni analizler, hançer, yay ve topuz gibi silahların yalnızca öteki dünya için bırakılmış ritüel nesneleri olmadığını gösterdi.

130 yıl boyunca unutulan kalıntılar yeniden incelendi

Söz konusu iskeletler, Fransız arkeolog Jacques de Morgan tarafından 1890'larda Dahşur Piramit Kompleksi'nde keşfedilmişti. Dönemin "Mısır tutkusu" sırasında bulunan kalıntılar arasında Kral Hor, Prenses Noub-Hotep, Prenses Itaweret, Prenses Khenmet, Prenses Ita ve kimliği belirlenemeyen bir kadın yer alıyordu.

1915 yılında Kahire'deki Mısır Müzesi'ne taşınan kalıntılar, yalnızca "insan kalıntıları" etiketiyle numaralandırılmış bir ahşap kutuya konuldu ve bir asırdan uzun süre unutuldu.

Mısır'daki Beni Suef Üniversitesi'nden arkeolog Zeinab Hashesh, 2020 yılında bu kutuyu yeniden keşfetti. Araştırmacılar daha sonra iskeletleri röntgen görüntüleri ve kemik analizleriyle ayrıntılı biçimde incelemeye başladı.

Araştırmacıya göre çalışma, bu kadınların yalnızca sessiz ve süsleyici figürler olarak görülmemesi gerektiğini de ortaya koyuyor.

Kas ve kemik yapıları silah kullandıklarını gösteriyor

Araştırmacılar, prenseslerin kemiklerindeki kas tutunma bölgelerinin olağanüstü gelişmiş olduğunu belirledi. Bu durum, yaşamları boyunca yoğun fiziksel güç gerektiren hareketleri sürekli yaptıklarını gösteriyor.

Özellikle Prenses Noub-Hotep ile Kral Hor'un üst kol kemiklerinde görülen güçlü kas izleri, deneyimli okçularda görülen anatomik özelliklerle örtüşüyor.

Hashesh, "Üst uzuvlarda belirgin kas gelişimi tespit ettik. Bu durum, yay kirişi çekmek veya bir silahı sabit tutmak gibi tekrarlayan ve yüksek güç gerektiren hareketlerle doğrudan ilişkili. Bu faaliyetlerin yaşamları boyunca düzenli olarak yapıldığını gösteriyor," dedi.

Araştırmacıya göre bu bulgular, kadınların mezarlarına konulan yay, ok ve topuzların yalnızca sembolik hediyeler olmadığını, aktif kullandıkları araçlar olduğunu ortaya koyuyor.

Avcılık ve savaş eğitimi almış olabilirler

Çalışmada incelenen diğer prenseslerde de silah kullanımına işaret eden benzer izler bulundu.

28 ila 34 yaşları arasında öldüğü tahmin edilen Prenses Ita'nın üst gövdesindeki güçlü kas tutunma izlerinin, topuz ve hançer gibi silahların düzenli kullanımına işaret ettiği belirtildi.

30'lu yaşlarının sonu ile 40'lı yaşlarının başında yaşamını yitirdiği düşünülen Prenses Khenmet'te ise kemik yoğunluğunda azalma görülmesine rağmen, bağ dokularının tutunduğu bölgelerin son derece sağlam olduğu tespit edildi. Araştırmacılar bunun da uzun yıllar fiziksel güç gerektiren faaliyetlerde bulunmuş olabileceğini gösterdiğini ifade etti.

Kayıp kafatasları araştırmayı zorlaştırdı

Araştırmacılar, iskeletlerin önemli bir bölümünün korunmasına rağmen prenseslerin kafataslarının hâlâ kayıp olduğunu belirtti.

Hashesh'e göre kafatasları 1906 yılında Kahire Tıp Okulu'na inceleme amacıyla gönderildi ancak daha sonra kayboldu. Bu nedenle araştırmacılar bireylerin kimlikleri ve sağlık durumları hakkında tam değerlendirme yapamıyor.

Kaynağa Git

İlgili Haberler