Türkiye’deki konserleri her defasında kapalı gişe gerçekleşen Rus Kızılordu (Aleksandrov) Topluluğu, sanatseverlerden yoğun ilgi görmeye devam ediyor. Askerî disiplini sıcak bir sahne enerjisiyle birleştiren efsanevi topluluk, turne geleneğini bozmayarak konserlerin açılışını ev sahibi ülkenin ve Rusya’nın millî marşlarıyla yapıyor.
Son yıllarda konserleri yalnızca Rus kültürünün tanıtıldığı etkinlikler olmaktan çıkarıp iki ülke arasında kültürel bir diyaloğa dönüştürmeyi hedefleyen düzenleyiciler, yerel sanatçılarla yapılan işbirliklerine ağırlık veriyor. Geçtiğimiz turnede Haluk Levent’i ağırlayan Kızılordu Topluluğu’nun bu yılki sürprizi ise Hayko Cepkin oldu. Karizmatik rock sanatçısı ile askerî topluluğun aynı sahnede buluşması, izleyici üzerinde büyük bir etki bıraktı.
‘ÖNEMLİ OLAN ANLAMLI PROJELER ORTAYA KOYMAK’

Turnenin düzenleyicisi ve Armoni şirketinin sahibi Ahmet Ekşi, ilk bakışta cesur görünen bu projenin beklenenden de başarılı sonuç verdiğini belirtiyor:
“Hayko Cepkin ile gerçekleştirdiğimiz proje, birbirinden tamamen farklı müzik dünyalarının doğru bir sanatsal yaklaşımla ne kadar etkileyici biçimde buluşabileceğini gösterdi. Bu başarı, bizi benzer projeler üretmeye teşvik ediyor. Bizim için önemli olan şaşırtmak değil; yüksek sanatsal niteliğe sahip, Türkiye ile Rusya arasındaki kültürel dostluğu güçlendiren anlamlı projeler ortaya koymak.”
‘ESERLERİN RUHUNU HİSSETTİLER’
Başlangıçta böylesine efsanevi bir Rus askerî topluluğuyla aynı sahneyi paylaşmayı beklemediğini belirten Hayko Cepkin de kısa süre içinde yalnızca projenin bir parçası olmakla kalmayıp, Aleksandrov Topluluğu’nun Türk müziği konusundaki rehberlerinden biri hâline geldiğini anlatıyor:
“Topluluktaki müzisyenlerle her Türk eseri üzerinde tek tek çalıştık. Onlara bu eserlerin hikâyelerini, taşıdıkları duyguları ve tarihî arka planlarını anlattık. Bizim için önemli olan, sadece neyi seslendirdiklerini bilmeleri değil, her eserin anlamını ve ruhunu da hissetmeleriydi. Bu şarkıların tamamının bir şekilde askerî gelenekle bağlantılı olduğunu ve aynı zamanda Türkiye’nin en sevilen eserleri arasında yer aldığını anlattık. Bu fikir onların da çok hoşuna gitti. Benden notaları göndermemi istediler. Ben de İstanbul’da hazırlayıp kendilerine parça parça ilettim.”
‘BİRAZ ONLARDAN BİRAZ BENDEN’

Türk müziği yabancılar için kolay sayılmaz. Makam sistemi, alışılmadık ritimler... Sizce Rus müzisyenler bunun üstesinden nasıl geldi?
“Ben bu eserleri doğal olarak daha yoğun makam anlayışıyla yorumluyorum. Türk müziğinde Batı müziğindeki klasik seslerin yanı sıra mikrotonlara dayanan ‘koma sistemi’ de var. Elbette koronun bunu ilk andan itibaren eksiksiz uygulamasını beklemek mümkün değildi. Ama daha ilk provalardan itibaren solistler benim kullandığım makam geçişlerine uyum sağlamaya başladılar. Örneğin glissando bölümlerinde benim yaptığım geçişleri onlar da seslendirmeye çalıştı. Ortaya çok güzel bir denge çıktı; biraz onlardan, biraz benden.
“Mesela bu turnede Ekaterina ile birlikte seslendirdiğimiz eserde bunu çok net gördük. Daha önceki yorumlarını izlemiştim. Akademik opera eğitimi aldığı için parçayı başlangıçta tamamen operatik bir üslupla söylüyordu. Ancak ben provalarda makam karakterini daha belirgin kullanmaya başlayınca, o da yavaş yavaş buna uyum sağladı.”
‘SONUÇ BEKLENTİLERİMİN ÇOK ÖTESİNDEYDİ’
Sonuçtan memnun kaldınız mı?
“Çalışmalarına gereğinden fazla müdahale etmek hiç istemedim. Aleksandrov Topluluğu’nun kendine özgü bir icra dili ve benzersiz bir tınısı var. Benim istediğim de tam olarak bu kimliğin Türk eserlerinde korunmasıydı. Eğer sürekli ‘Hayır, böyle söylemelisiniz.’ diye diretseydik, ortaya alışıldık bir Türk yorumu çıkardı. Oysa ben bu eserleri Aleksandrov Topluluğu’nun kendi müzikal diliyle duymak istiyordum. Açıkçası ortaya çıkan sonuç beklentilerimin çok ötesindeydi.”
YEDİ KONSERİN TAMAMI KAPALI GİŞE
Programda “Kalinka”, “Katyuşa”, “Podmoskovnye Veçera” gibi Rus müziğinin klasikleşmiş eserlerinin yanı sıra Hayko Cepkin ile birlikte “Ceddin Deden”, “Cumhuriyet’in Onuncu Yıl Marşı”, “Çanakkale Türküsü”, “Yazımı Kışa Çevirdin”, “İzmir Marşı” ve “Yaylalar” da seslendirildi.
İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya ve Adana’da gerçekleştirilen yedi konserin tamamı kapalı gişe geçti. Her konserin sonunda seyirciler sanatçıları uzun süre ayakta alkışlayarak uğurladı. Hayko Cepkin ile gerçekleştirilen ortak projenin gördüğü büyük ilginin ardından, Türk izleyicisi şimdi Aleksandrov Topluluğu’nun bir sonraki Türkiye turnesinde düzenleyicilern nasıl bir sanatsal sürpriz hazırlayacağını merakla bekliyor.