Ana içeriğe geç

Bu iddiaya biri cevap versin

OECD Rüşvetle Mücadele Çalışma Grubu’nun Türkiye’ye ilişkin takip raporunda vahim iddialar yer aldı: Uluslararası sözleşmede imzası olmasına rağmen Ankara, rüşvet sorunu konusunda tavsiyelere uymadı. Türk kurumları ve şirketleriyle çalışan yabancıların rüşvet ihbarları dikkate alınmadı, 26 yılda bu konuda tek bir mahkûmiyet kararı verilmedi.

Bu iddiaya biri cevap versin
Karar
16

İki yılda bir hazırlanan rapor, Türkiye'nin 'Uluslararası Rüşvetin Önlenmesi Sözleşmesi’ne imza atmasına rağmen yükümlülüklere uymadığı için sınıfta kaldığını gösterdi. Ankara'nın daha önce yapılan 71 tavsiyeden yalnızca 10’unu tamamen, 12’sini kısmen uyguladığı, 49’unu ise hiç uygulamadığı belirtilirken, muhasebe suçlarıyla ilgili şirketlere sorumluluk yüklemeyi mümkün kılacak yasaların hazırlanmadığı belirtildi. Raporda, Türkiye’nin uygulama sicili tanımlanırken 'berbat' (abysmal) ifadesi kullanıldı.

RAPORDAKİ TESPİTLERE YETKİLİLER SESSİZ

Raporda şu tespitler yer aldı: Türkiye'nin, ‘yabancı rüşvet’ iddialarını soruşturmak ve kovuşturmak için yeterli çabayı göstermemesi endişe kaynağı. 23 rüşvet iddiasının neredeyse üçte ikisi soruşturulmadı. 26 yılda hiçbir mahkumiyet yok. Bu konuda birincil sorumluluğu üstlenecek resmi savcılık birimi henüz bulunmuyor. Yabancı rüşveti önleme, tespit ve yaptırımı kapsayan hükümet çapında bir ulusal strateji geliştirmedi. OECD raporu 9 Temmuz'da yayımlamasına rağmen bu konuda sessizlik devam ediyor.

1707krt01a-tum.jpg

OECD RAPORU’NDA AĞIR SUÇLAMALAR: ‘BERBAT BİR UYGULAMA SİCİLİ’

RÜŞVET KARNESİ KIRIKLARLA DOLU

Türkiye’nin rüşvetle mücadele karnesi OECD’nin son raporunda zayıf çıktı. Uluslararası sözleşmede imzası bulunmasına rağmen Türkiye, yabancı rüşvetle mücadelede kendisine yöneltilen 71 tavsiyeden yalnızca 10’unu tamamen yerine getirdi. Türk kurumları ve şirketleriyle bağlantılı yabancıların yaptığı rüşvet ihbarları dikkate alınmazken sözleşmenin yürürlüğe girdiği 2000 yılından bu yana bu suç kapsamında tek bir mahkûmiyet kararı verilmedi.

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) bünyesindeki Uluslararası Ticari İşlemlerde Rüşvet Çalışma Grubu, Türkiye’nin Yabancı Kamu Görevlilerine Rüşvet Verilmesinin Önlenmesi Sözleşmesi’ne uyumunu değerlendiren 4. Faz takip raporunu yayımladı. Raporda, Türkiye’nin yabancı rüşvetle mücadelede tavsiyelerin büyük bölümünü yerine getirmediği belirtilirken, uygulama performansı ‘berbat ve hayal kırıklığı’ olarak değerlendirildi. Gazeteci Çiğdem Toker’in gündeme taşıdığı ve 9 Temmuz’da yayımlanan 65 sayfalık rapora göre, Türkiye’ye yöneltilen 71 tavsiyeden yalnızca 10’u tamamen hayata geçirildi. Tavsiyelerin 12’si kısmen uygulanırken, 49’u ise yerine getirilmedi. OECD Çalışma Grubu, daha önce de benzer uyarılar yapıldığını hatırlatarak, tavsiyelerin büyük bölümünün hâlâ karşılanmamış olmasından duyduğu memnuniyetsizliği dile getirdi. Raporda, Türkiye’nin yabancı rüşvetle mücadele konusunda tüm kamu kurumlarını kapsayan ulusal bir strateji oluşturmadığına dikkat çekildi. Ayrıca yabancı rüşvet iddialarının savcılıklara hızlı ve etkin şekilde iletilmesini sağlayacak bir mekanizmanın da kurulmadığı belirtildi. OECD verilerine göre, Türkiye’nin sözleşmeye taraf olduğu 2000 yılından bu yana Türk vatandaşları veya şirketleriyle bağlantılı 23 yabancı rüşvet iddiası kayda geçti. Bu iddiaların 15’i hakkında herhangi bir soruşturma açılmadı. Soruşturma başlatılan altı dosya suçlama yöneltilmeden kapatılırken, iki dava ise beraatle sonuçlandı. Raporda, sözleşmenin yürürlüğe girdiği 26 yıllık süreçte Türkiye’de yabancı rüşvet suçundan kesinleşmiş herhangi bir mahkûmiyet kararının bulunmadığı vurgulandı. 2024 yılında yayımlanan 4. Faz raporunun ardından Türk şirketleri veya kişilerle bağlantılı üç yeni yabancı rüşvet iddiasının daha ortaya çıktığı, böylece toplam iddia sayısının 26’ya yükseldiği ifade edildi.

RESMİ AÇIKLAMA BEKLENİYOR

Buna rağmen Türkiye’nin bu yeni iddialara ilişkin herhangi bir soruşturma ya da kovuşturma başlattığına dair OECD’ye bilgi sunmadığı kaydedildi. Türkiye, Nisan 2026’da OECD’ye iki yıllık genel takip raporunu iletti. Ancak Çalışma Grubu’nun talebine karşın yabancı rüşvet dosyalarındaki soruşturma ve kovuşturmalara ilişkin güncel verileri paylaşmadı. Ankara’nın, bu bilgilerin yabancı rüşvet soruşturmalarından sorumlu özel bir savcılık birimi oluşturulduktan sonra sunulacağını bildirdiği aktarıldı. OECD ise bu gerekçeyi ‘kabul edilemez’ olarak değerlendirdi. Raporda, özel bir savcılık biriminin henüz kurulmamış olmasının mevcut savcıların yabancı rüşvet iddialarını soruşturmasına engel teşkil etmediği vurgulanarak, Türkiye’nin sözleşme kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmesi için gerekli adımları gecikmeden atması çağrısında bulunuldu. Öte yandan raporda yer alan tespit ve değerlendirmelere ilişkin, yayımlandığı tarihten bu yana herhangi bir kamu kurumu veya yetkili tarafından resmi bir açıklama yapılmadı.

‘TÜRKİYE İLE İŞ BİRLİĞİ YAPACAK ŞİRKETLER DAHA ÇOK DİKKAT ETMELİ’

Raporda Türkiye’nin sözleşmeye taraf olduğu 2000 yılından beri uygulamada ciddi eksiklikleri olduğunun defalarca belirtildiği vurgulandı. Çalışma Grubu, Türkiye’nin sözleşmeyi uygulamadaki başarısızlığının Türk şirketleriyle iş yapacak yabancı yatırımcılar ve finans kuruluşlarının daha sıkı inceleme süreçleri uygulamasına yol açabileceği uyarısında bulundu. OECD’den yapılan açıklamada şöyle denildi: “Sonuç olarak Rüşvetle Mücadele Çalışma Grubu, istisnai bir adım atarak Türkiye’nin OECD Rüşvetle Mücadele Sözleşmesi’nin temel unsurlarını uygulamadaki başarısızlığının, ticari ortakları, çok-taraflı kalkınma bankaları, Çalışma Grubu üyesi ülkeler ve diğer yetki alanları (ülkeler) tarafından Türk şirketlerine yönelik uygulanacak gerekli özen süreçlerinin artırılmasını gerektirebileceği uyarısında bulunmaktadır.” Bu uyarı sonucunda, söz konusu ülkedeki şirketlerle iş yapan veya iş yapmayı düşünen taraflar artırılmış bir gerekli özen sürecinin gerekli olup olmadığını değerlendirebiliyor. Kamuoyuna açık bir şekilde yayımlanan bu uyarı, Çalışma Grubu söz konusu uyarıya yol açan sorunların çözüldüğüne karar verene dek yürürlükte kalıyor.

İHBAR EDENLERİ KORUYACAK BİR YASAL DÜZENLEME HÂLÂ YOK

Raporda, kamu veya özel sektörde yolsuzluk ve yabancı rüşvet iddialarını bildiren kişileri misillemelere karşı koruyan kapsamlı bir yasanın bulunmaması da eleştirildi. OECD, ihbarcıların korunması konusunun 2007’den beri Türkiye’ye iletilen tavsiyeler arasında olduğunu, aradan geçen yaklaşık 20 yıla karşın henüz bir yasa taslağının hazırlanmadığını bildirdi. Şirketlerin yabancı rüşvet vakalarını gönüllü olarak yetkililere bildirmesini teşvik edecek mekanizmaların da geliştirilmediği kaydedildi. Raporda, özel sektöre eğitim verilmesinin planlanmasının tek başına gönüllü bildirim sistemi oluşturmak anlamına gelmediği vurgulandı. Ayrıca, Çalışma Grubu, yabancı rüşvet iddialarının gazeteciler tarafından özgürce haberleştirilebilmesi için Anayasa ve basın özgürlüğüne ilişkin yasaların da uygulamada güvence altına alınmasını istemişti. OECD, Türkiye’nin bu konuda yeni bir adım atmadığını ve takip raporunda yalnızca 2024’teki değerlendirme sırasında zaten mevcut olan düzenlemelere atıfta bulunduğunu kaydetti. Sansürlenen haberlerdeki yabancı rüşvet iddialarının savcılığa ulaştırılmasını sağlayacak mekanizmanın da kurulmadığı belirtildi.

Kaynağa Git

İlgili Haberler