HAŞİM KILIÇ / NEFES
Gazetemizin Ankara Temsilcisi ve köşe yazarı Deniz Zeyrek, Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Nariman Celalov ve eşi Leviza Celalova ile Ankara’nın köklü restoranlarından Rumeli Lokantası’nda bir araya geldi.
Kırım Tatar mutfağı ve Türk mutfağı üzerine gerçekleşen sohbette, sofra kültürlerinin ortak yönleri ve geleneksel lezzetler ele alındı.

Çocukluğunu Özbekistan’da geçirdiğini söyleyen Celalov, mantıya benzeyen yemeklerin Kırım Tatar mutfağında da bulunduğunu belirterek, “Bizde ‘ufak aş’ dediğimiz bir yemek var. Çorba içinde servis edilir. Eskiden genç kızlar marifetlerini göstermek için bir kaşığa 12 tane ufak aş sığdırmaya çalışırlarmış. Orta Kırım’da buna ‘kaşık aşı’ da deniliyor. Bir de daha iri hazırlanan ve bol etli yapılan ‘Tatar aşı’ var” dedi. Sarma ve dolmanın Kırım Tatar mutfağında da önemli bir yere sahip olduğunu anlatan büyükelçi, çiböreğin de Kırım Tatar mutfağına ait olduğunu belirtti. Çiböreğin bugün eski Sovyet coğrafyasının hemen her ülkesinde tüketildiğini ifade eden büyükelçi, “Çibörek artık adeta bir fast food ürünü gibi her yerde satılıyor. Elbette herkes yapabilir ama unutmayın, bu bir Kırım Tatar yemeğidir. Gerçek çibörek ince hamurlu ve bol etli olur” dedi.

‘BİZDE KAHVESİZ BİR GÜN OLMAZ’
Kırım Tatarlarında kahve kültürünün çok güçlü olduğunu vurgulayan Celalov, “Bizde kahvesiz bir gün olmaz; sabah, misafir, bayram, akşam... Her vesileyle kahve içeriz” dedi.
Türk mutfağının misafirperverliğinden etkilendiğini belirten büyükelçi, porsiyonların büyüklüğü ve ekmek tüketiminin fazlalığına dikkat çekti. Kırım Tatar mutfağında da ekmeğin geçmişte önemli bir yere sahip olduğunu ancak zamanla bu alışkanlığın azaldığını söyledi.