Ana içeriğe geç

LGS tercihlerinde ailelere uyarı: Sadece puana odaklanmayın!

LGS sonuçlarının açıklanmasının ardından 13 Temmuz'da başlayacak tercih maratonunu değerlendiren İhlas Eğitim Kurumları Genel Müdürü Hakkı Okur, doğru lise tercihinde sadece puanın değil, okulun karakter ve değerler eğitiminin de belirleyici olması gerektiğini vurguladı. Tercih döneminde velilerin omuzundaki sorumluluğun arttığına dikkat çeken Hakkı Okur, okul ziyaretlerinin çocuklarla birlikte yapılması gerektiğini belirterek "Karar sürecinin dışında kalan çocuk okulu benimsemekte zorlanır" uyarısında bulundu.

LGS tercihlerinde ailelere uyarı: Sadece puana odaklanmayın!
Memurlar.net
16

Kritik tercih maratonu ise 13 Temmuz'da başlıyor. En doğru lise tercihi, okul seçiminde dikkat edilmesi gereken kriterler ve öğrencilerin bu süreçte nasıl desteklenmesi gerektiği gündemin ilk sıralarında yer alıyor. Bu kapsamda Türkiye Gazetesi'nden Mahmut Özay, İhlas Eğitim Kurumları Genel Müdürü Hakkı Okur ile LGS sürecini ve tercih dönemine ilişkin önemli tavsiyelerini konuştu.

Öncelikle bu uzun ve zorlu yolculuğu tamamlayan bütün öğrencilerimizi yürekten kutluyorum. Gece gündüz emek veren öğretmenlerimize ve evlatlarının her adımında yanlarında duran ailelerimize de gönülden teşekkür ediyorum. Bu süreci değerlendirirken bizim ölçümüz tektir: Her öğrenci, kendi kapasitesinin hakkını verecek şekilde çalıştı mı? Bu soruya "evet" diyebiliyorsak herkes üzerine düşeni yapmış demektir. Artık LGS gündemini geride bırakıp gözümüzü ileriye çevirme zamanı. Önümüzde, üniversite öncesindeki en kritik durak olan lise yılları var ve bu dönemi en verimli şekilde geçirmek için şimdiden planlama yapmak gerekiyor. Şunu unutmayalım: İyi planlanırsa dört yıl çok uzun bir süre ama hedefler netleştirilmeden, sadece günü yaşayarak geçirilirse göz açıp kapayıncaya kadar biter. Kısacası vaktin değerini, onu nasıl kullandığımız belirler.

Önce şunu söyleyeyim: Modern dünyada seçenekler o kadar çoğaldı ki hepimizde bir yorgunluk oluştu. Eskiden tercih etmemiz gereken bu kadar çok seçenek olmadığı için rahattık. Ama şimdi bir şeyle ilgili karar verirken zorlanıyoruz. Seçeneklerin artması iyi bir şey gibi gözüküyor ama bir yandan da ebeveynlerin omzundaki sorumluluğu artırıyor. Nedir bu sorumluluk? Öncelikle öğrencinin karakterine, ilgi alanlarına ve gelişim yolculuğuna uygun bir okul seçmek. Bunun için de sorulması gereken ilk soru şu: Bu okul, çocuğumu sadece üniversite sınavına mı hazırlıyor, yoksa akademik kazanımların yanında güçlü bir karakter ve güzel bir ahlak kazandırarak hayata mı hazırlıyor? Çünkü bizim eğitim anlayışımızda öğrencinin başarısını belirleyen tek kriter, yüksek puanlar değildir. Başarı; öğrencinin çok yönlü gelişimi, değer kazanması ve kendini gerçekleştirmesiyle ölçülür. İkinci olarak velilere şunu tavsiye edebilirim. Lütfen okul seçerken karar sürecine çocuklarınızı da dahil edin. Okul ziyaretlerini birlikte yapın. Eğer çocuklarımızı bu karar sürecinin dışında bırakırsak gidecekleri okulu benimseme konusunda zorluk yaşayabilirler. Her öğrencinin potansiyeli farklıdır ve başarı, bir sonuç olduğu kadar bir süreçtir. O yüzden acele etmeden, sadece puana odaklanmadan, okulun çocuğa neler katacağını araştırarak karar vermek en doğrusudur.

Öncelikle öğrencinin aldığı puan ve girdiği yüzdelik dilimle ilgili değerlendirmeleri geride bırakmak gerekir. Her öğrenci hedeflediği puanı alamıyor ama burada takılıp kalmamak ailenin elindedir. Ve okul seçiminde en sağlıklı yöntem biraz önce söylediğim gibi birlikte karar vermektir. Öğrenci, veli ve rehber öğretmen el ele verecek ve en doğru kararı verecekler. Eğer kararı sadece ebeveyn verirse çocuğun sorumluluk duygusu zedelenebilir. Aksi yönde karar tamamen çocuğa bırakılırsa bu sefer çocukta, "Doğru kararı verebilecek miyim?" sorusuyla tetiklenen bir baskı oluşabilir. Bu yüzden ebeveynler, çocuklarının duygusal durumunu yakından takip etmeli ve "Biz senin yanındayız." mesajını net bir şekilde vermelidir.

SINAV HAYATIN TAMAMI DEĞİL

Velilerimize okul seçerken şu soruların cevaplarını aramalarını tavsiye edebilirim:
"Okulun akademik takip sistemi ne kadar güçlü?"
"Öğrenciye bireysel destek sunuluyor mu?"
"Öğretmen kadrosu tecrübeli mi?"
"Öğretmenler o okulda uzun yıllar çalışıyor mu, yoksa her sene kadro değişiyor mu?"
"Teknoloji, yabancı dil, sanat ve spor alanlarında neler sunuluyor?"
"Okul, akademik bilginin yanında çocuğa güçlü bir duruş ve sorumluluk bilinci de kazandırabiliyor mu?"
"Değerler eğitimine ne kadar önem veriliyor?"
"Ulusal sınavlarda geçmişte alınmış dereceler var mı?"
Bu soruların cevabını verirken aklınıza bir okul geliyorsa o okul, çocuğunuz için doğru okuldur. Ama bazı sorular cevapsız kalıyorsa tekrar düşünmek gerekebilir.

Sonuçlar açıklandıktan sonra yapılacak tek şey, tercih dönemine odaklanmaktır. Sonucun iyi mi, kötü mü olduğunu tartışmanın artık kimseye faydası yok. Kaldı ki bu sınav, hayattaki her şey değil! Sonuç beklendiği gibi gelmemiş olsa bile öğrencilerimizin önünde uzun bir yol var, geçmişten ders çıkarıp yeni döneme iyi hazırlanmak gerekir.
Son olarak her sene anne babalara söylediğim şu mühim sözü tekrar etmek istiyorum: Sınav sonucu ne olursa olsun, şu hayatta hayırlı bir evlat kadar güzel bir imtihan sonucu yoktur.

Kaynağa Git

İlgili Haberler