Ana içeriğe geç

Emek Partisinden 'NATO Zirvesi'nin ardından: 5 iddia ve 5 gerçek' videosu

EMEP, Ankara’daki NATO Zirvesi’nin ardından hazırladığı videoda, 'zafer' söylemlerinin arkasındaki gerçeği anlattı: "Tescillenen bağımsızlık değil emperyalizme bağımlılıktır. Silah tekelleri kazanırken fatura yine işçi ve emekçilere kesilmektedir."

Evrensel
16

Emek Partisi (EMEP), Ankara’da 7-8 Temmuz'da düzenlenen NATO Zirvesi sonrası sosyal medya hesaplarından "NATO Zirvesi'nin ardından: 5 iddia ve 5 gerçek" başlıklı bir video yayımladı.

İktidarın ve iktidara yakınlığıyla bilinen medyanın zirveden bir "tarihi zafer" ve "bağımsızlık" hikayesi çıkarmaya çalıştığına dikkat çekilen videoda, zirvede alınan kararların Türkiye’yi ABD emperyalizmine ve NATO’nun savaş politikalarına daha fazla bağladığı, askeri harcamaları büyüterek bu yükü işçi ve emekçilerin sırtına yıktığı vurgulandı.

"Görüntü çok, övgü çok... Peki arkasında ne var?"

Videoda, masada verilen aile pozlarının ve imzalanan silah anlaşmalarının arka planına işaret edilerek şu ifadelere yer verildi:

"Türkiye’nin ev sahipliği yaptığı NATO Zirvesi sona erdi. Saray rejimi, zirveden bir 'tarihi zafer' hikayesi çıkarıyor, Türkiye’nin bağımsız ve oyun kurucu bir güç haline geldiğini öne sürüyor.

Oysa zirvede alınan kararlar Türkiye’yi Amerikan emperyalizminin ve NATO’nun savaş politikalarına daha fazla bağlayan, askeri harcamaları büyüten ve bütün bu yükü işçi ve emekçilerin sırtına yıkan yeni bir dönemin habercisi. Görüntü çok, övgü çok, gürültü çok… Peki, bu zafer gürültüsünün arkasında ne var?"

EMEP tarafından yayımlanan videoda, iktidarın propaganda söylemleri ile zirvenin emekçiler ve halk açısından doğurduğu gerçekler 5 maddede sıralandı.

1- "Oyun kuruculuk" değil, ABD’nin savaş hizalamasına sadakat

İddia: NATO Zirvesi, Türkiye’nin bağımsız ve oyun kurucu dış politikasını tescilledi. Türkiye’nin hem bölgede hem de dünyada vazgeçilmez bir güç olduğunu bir kez daha gösterdi.

Gerçek: Zirve bildirisiyle Ukrayna savaşı için 70 milyar avroluk askeri yardım ve 50 milyar doları aşan yeni silah alımları kararlaştırıldı. ABD Başkanı Trump’ın "Odada aşk vardı, herkes ABD’yi seviyor" sözleri, müttefiklerin ABD çıkarları etrafında hizalanmasını özetledi. Erdoğan’ın Trump’ın kararlılığını takdir etmesi ve Hürmüz Boğazı'nda mayın temizleme görevine talip olması bağımsızlık değil, ABD’nin ileri karakolu ve lojistik üssü olma rolünün tescilidir.

2- Kazanan işbirlikçi sermaye ve silah tekelleri, fatura emekçiye

İddia: NATO Zirvesi’nin kazananı Türkiye oldu. Türkiye masaya ağırlığını koydu, çıkarlarını kabul ettirdi ve zirveden siyasi, ekonomik ve askerî olarak güçlenerek çıktı.

Gerçek: Çıkarları çatışan iki ayrı Türkiye vardır. ABD ve Avrupa merkezli silah tekelleri kârlarını katlarken, Türk burjuvazisine ihalelerden kırıntılar kalmaktadır. Türkiye’nin 2030’a kadar askeri harcamalarını GSMH’nin yüzde 5’ine çıkarma taahhüdü ve "Çelik Kubbe" için ayrılan 24 milyar dolarlık ek bütçe, ücretlerden, emekli aylıklarından, okul ve hastanelerden kesilecektir.

3- Büyüyen savaş sanayii halkı zenginleştirmiyor

İddia: NATO Savunma Sanayii Forumu’nun parlayan yıldızı olan Türk savunma sanayii, Türkiye ekonomisinin lokomotifi haline geldi. Savunma sanayisi büyüdükçe üretim ve istihdam artacak, Türkiye zenginleşecek; bu büyümeden işçiler, emekliler ve bütün toplum pay alacak.

Gerçek: NATO’nun "Daha fazla ve daha hızlı üretin" çağrısıyla ASELSAN gibi kurumlar emperyalist savaş makinesinin hizmetine sokulmaktadır. Üretim kapasitesinin ve şirket kârlarının artması işçinin refahını, ücretini veya iş güvencesini artırmamaktadır. Türkiye’ye biçilen rol ucuz iş gücü, esnek çalışma ve düşük maliyetlerle emperyalistlerin silah ve mühimmat açığını kapatmaktır.

4- NATO güvenlik şemsiyesi değil, işgal ve savaş aygıtıdır

İddia: NATO, Türkiye’nin güvenliğinin vazgeçilmez güvencesidir. İttifakın askeri kapasitesinin ve caydırıcılığının artırılması Türkiye’yi savaşlardan korur, bölgede barışın, istikrarın ve demokrasinin korunmasına hizmet eder.

Gerçek: NATO, halkların değil emperyalist tekellerin kârlarını koruyan bir savaş aygıtıdır. Türkiye’nin ordusu ve toprakları bölgesel müdahalelerde "koçbaşı" yapılmak istenmektedir. İncirlik ve Kürecik üsleri üzerinden İsrail ve ABD’ye istihbarat sağlanırken, iktidarın Filistin söylemleri sahtedir. Zirveyi protesto edenlerin gözaltına alınması da NATO’nun antidemokratik, baskıcı karakterini bir kez daha göstermiştir.

5- NATO kararları kader değildir, örgütlü mücadeleyle püskürtülebilir

İddia: NATO’nun politikaları eleştirilebilir, ancak zirvede alınan kararlar artık Türkiye’nin uluslararası yükümlülüğüdür. Bu kararlardan geri dönmek ve uygulanmalarını engellemek mümkün değildir.

Gerçek: Alınan kararlar yalnızca dış politikayı değil bütçeyi, işçinin çalışma koşullarını ve halkın yoksulluğunu belirleyen bir sınıf programıdır. Savaş bütçelerine karşı mücadele ile ek zam ve insanca yaşam mücadelesi birbirinden ayrılamaz. Saray’ın savaş, sömürü ve bağımlılık programı işçi ve emekçilerin birleşik mücadelesiyle durdurulabilir.

"NATO dağıtılmalı, üsler kapatılmalıdır"

Emek Partisi, yayımladığı videoyu emperyalizme ve bağımlılık politikalarına karşı mücadele çağrısıyla noktaladı. "NATO dağıtılsın", "Türkiye NATO'dan çıksın" ve "Ülkedeki NATO üsleri kapatılsın" talepleri sıralandı.

Kaynağa Git

İlgili Haberler