Ana içeriğe geç

Suriyeli kadınlar için dönüş sadece bir yer değiştirme değil

Dilvin ve Alaa’nın hikayeleri, Suriye’ye dönüş tartışmasının kadınlar açısından yalnızca memlekete dönmek değil; çalışma hayatı, özgürlük ve kendi yaşamları üzerinde söz sahibi olma mücadelesi olduğunu gösteriyor.

Suriyeli kadınlar için dönüş sadece bir yer değiştirme değil
Evrensel
16

“Burada şımardın, Suriye’ye dönelim, orada görürsün.”

Suriyeli kadınların sıkça duyduğu bu söz, kimi zaman bir tartışmanın ortasında, kimi zaman eve geç kalındığında, kimi zaman da şaka yollu söyleniyor. Ancak gündelik hayatın içine yerleşen bu ifade, kadınların geri dönüşe neden erkeklerden daha mesafeli yaklaştığını da ortaya koyuyor.

Dilvin ve Alaa’nin hikayeleri, Suriye’ye dönüşün kadınlar için yalnızca bir yer değiştirme meselesi olmadığını gösteriyor. Bir yanda çoğu zaman evin babasının kararıyla şekillenen “yeniden başlangıç” umudu, diğer yanda kadınların kurdukları hayatı ve kazandıkları özgürlük alanlarını feda etme beklentisi var.

Almanya hayali ile Suriye baskısı arasında

Gül yetiştiriciliği yaparak geçimini sağlayan ailesi, Suriye’nin Kamişlo kentinde bir tarla kiralayarak geri dönme planlarına Dilvin Fadıl Ali’yi de dahil etmek istedi. Ailecek geldikleri Türkiye’den yine ailecek ayrılacaklardı. Ailenin planı, Türkiye’de yaptıkları gül üretimi işini Suriye’de sürdürmekti. Ancak Dilvin’in planı farklıydı. O, Türkiye’de kalıp bir süre sonra Almanya’ya gitmek ve sanatını orada geliştirmek istiyordu. Resim yapmayı yaşamının merkezine koyan Dilvin, özellikle kadın figürlerini anlattığı çalışmalarında özgürlük temasına yoğunlaşıyordu. Çizgilerinde dikkat çektiği kadının özgürleşmesi konusunda geri adım atmak istemedi. Bu durum, aile içinde giderek büyüyen bir çatışmaya dönüştü. Geçtiğimiz yıl aile içinde yaşanan bir şiddet olayının ardından “Git, kendini kurtar” diyerek Almanya’ya gitmesine destek veren baba, geri dönüş planı netleşince fikrini değiştirdi. Ailenin en büyük kaygısı ise geri döndüklerinde “çevreye ne söyleneceği” oldu.

Dilvin, bu baskıyı şu sözlerle aktarıyor: “Döndüğümüzde Dilvin nerede diye sorarlarsa ne cevap vereceğiz? Bu soru sürekli tekrarlanıyordu. Suriye’ye dönme planı ile birlikte akraba baskısı, akrabalara karşı duyulan mahcubiyet hissi ağır basmaya başlamıştı.”

Aile birkaç ay önce Suriye’ye kesin dönüş yaptı. Ancak o, kararını vermişti. Suriye’ye dönüş tarihinden birkaç gün önce evi terk etti. Ona göre Suriye’de kendisine biçilen rol ev içiyle sınırlıydı; oysa o, sanat üretmek ve kendi hayatını kurmak istiyordu. O gün Dilvin, yanı başında valiziyle, geçici olarak evine yerleşeceği arkadaşının işten dönmesini bekliyordu. O gün telefonu hiç susmadı. O güne kadar ilk defa eve dönmeyecek olması, evde bir yas havası yarattı.

Akrabalardan gelen telefonlar ve mesajlar da baskıyı artırdı: “Sen kadın başına ne yapacaksın?”, “Sen kızsın, tek başına gidemezsin”, “Senin amacın farklı.” Aileye ihanet ettiği hissettiriliyor, bencil olmakla suçlanıyordu.

Almanya’daki ağabeyi, ablası ve eniştesinin “Zaten biz de döneceğiz” diyerek onu vazgeçirmeye çalıştığını anlatan Dilvin, “Bana ‘Burada oturum almak artık o kadar kolay değil’ diyorlar. ‘Biz de döneceğiz’ diyorlar ama Suriye’de de işler çok kötü, dönmeleri için bir neden yok” dedi

Ailesinin Suriye’ye dönüş tarihine kadar geçen birkaç günde Dilvin, benzer eve dönme telkinleriyle karşılaştı. En çok da tansiyon hastası olan annesi için endişelendiğini anlatan Dilvin, o günlerde yaşadıklarını şu şekilde anlattı: “Bana sürekli ağladığını söylediler. Ona bir şey olacak diye korktum. Eve dönecektim ama arkadaşım engel oldu. Şimdi Suriye’ye döndüler. Neyse ki annem iyi.”

Miras, mülkiyet ve kadınların yaşam alanı

Suriye’de dönüş konusunda en çok miras ve mülkiyet haklarına ilişkin sorunlar etkili gibi görünüyor. Dilvin, “Kadınlara miras çoğu zaman ya verilmez ya da çok sınırlı verilir. Kadının malı aile içinde tutulmak istenir. Bu yüzden erkekler dönme konusunda daha ısrarcı. Kadınların kalıp tek başına yaşamını sürdüremeyeceğini düşünüyorlar” diye konuştu.

Ailesinin Suriye’ye dönme ısrarının altında ekonomik gerekçeler de bulunuyor. Türkiye’de artan yaşam maliyetleri nedeniyle aile, birikimleriyle Suriye’de tarla alarak üretimi oradan sürdürmeyi planlıyor. Dilvin, bu planda kendisine ev içi işlerin düştüğünü belirterek, “Ben resim yapmak istiyorum. Ama orada bana biçilen hayat bunun çok uzağında” dedi.

‘Kendi ayaklarım üzerindeyim, gidersem ailemle yaşayacağım’

30 yaşındaki Alaa ile çalıştığı diş kliniğinde konuşuyoruz. Alaa’nin gerçek ismini vermiyoruz. Eşinden boşanmanın çok yaygın olmadığı bir ortamda, doğrudan haber konusunun kendisi olduğunun anlaşılmasını istemiyor. 19 yaşında geldiği Adana’da eşinden ayrıldıktan sonra çalışarak geçimini sağlayan bir kadın. Açık lise ve diş hekimliği asistanlığı eğitimi alarak mesleki bir hayat kurmuş.

Ailesi Suriye’ye dönme kararı verdiğinde benzer baskılarla karşılaşmış ancak kalma konusunda ısrar etmiş. Geri dönme konusunda erkeklerin daha istekli olduğunu anlatan Alaa, şunları söyledi: “Geri dönme konusunu konuşuyorduk, arkadaşımın eşi direkt ‘Ben ikinci kadınla evleneceğim’ dedi. Şaka mı bilmiyorum. Ama böyle bir gerçeklik var. Biz orada doğduk ama orası bize artık çok yabancı. 30 yaşındayım. Buraya geldiğimde 19 yaşımdaydım. 11 yıldır buradayım.”

“Dönecek misiniz?” sorusuna Alaa, “Allah yazmasın” diye yanıt veriyor.

Burada belli bir yaşam tarzı olduğunu anlatan Alaa, “Neredeyse 2.5 yıl önce eşimden ayrıldım. Çok zorlu bir süreç geçirdiğimi tahmin edebilirsiniz. Şimdi kendim çalışıp ihtiyacımı kendim görüyorum. Burada kendi geçimimi sağlıyorum. Mesleğimi hem severek yapıyorum hem de işimde çok ilerledim. Gidersem ailemle yaşamak zorunda kalacağım, maddi olarak onlara mecbur olacağım” dedi.

‘Burada kendi hayatımı kurdum’

Suriye’de kadınlara biçilen rolün büyük ölçüde ev ile sınırlı olduğunu ifade eden Alaa, “Kadınların çalışması mümkün ama bu genellikle hemşirelik, öğretmenlik gibi işlerle sınırlı. Gidersem ailemle yaşamak zorunda kalacağım. Maddi olarak bağımsız olamayacağım” dedi. Suriye’de kadınların hareket alanının da daha sınırlı olduğunu belirten Alaa, şunları söyledi: “Suriye’ye dönünce de orada klinikler var ama ben orada yapamıyorum. En basit neden, 2018’de Suriye’ye gittim. Bir su ihtiyacım oldu marketten. Abime ‘Arabayı durdurur musun, bir su alıp geleyim?’ dedim. ‘Sen giremezsin’ dedi. Kadınım diye. Ben burada neredeyse her işi, erkek işi olarak bilinen işleri de ben hallediyorum. Çarşıya çıkıyorum. Çalışıyorum. Orada baskı başlayacak. Çalışmama karşı çıkacak çok insan var. Mesela dayımlar, akrabalar… Orada çalışan kadınlar yok değil. Ama hemşire, doktor, öğretmen gibi belirli işlerde çalışıyorlar. Benim doktor akrabam var ama ona da ailesi ‘Uzağa gidemezsin’ diyor. Seçenekler onların bulunduğu şehirle, hatta mahalle ile sınırlı.”

Çocuklar ve gençler geri dönüşe neden itiraz ediyor?

Çocukların geri dönüşlere çok itiraz ettiğini anlatan Alaa, “Çünkü ‘Biz Arapça bilmiyoruz’ diyorlar. Arapça okuma yazma bilmiyorlar. Benim kızım 9. sınıfa gidiyor. ‘Gidersem 1. sınıftan mı başlayacağım?’ diyor. Kızım burada okul birincisi, oraya giderse bir hiç olacak. Ablamın oğlu burada hentbol takımında oynuyor mesela. Başarılı bir sporcu. Finallere gitti. Oraya giderse tüm hedefleri sıfır olacak. Esad düştüğünden beri konu ne zaman açılsa çocuk sert tepki veriyor. ‘Ben oraya gitmek istemiyorum’ diyor” diye sebebini açıkladı. Alaa şöyle devam etti: “Eşimden ayrıldığım ilk zamanlar annem hep şunu diyordu: ‘Sen tek başına nasıl yaşayacaksın?’ Ayrıldım, çalıştım, evimi açtım. Belirli bir düzene girdim. Anneme destek olmaya başladım. Sonra annem de bunu yapabileceğimi fark etti. Şimdi fikri değişti, ‘Orada kal’ diyor.”

Kaynağa Git

İlgili Haberler