Belçika yerel yönetim tarihi, son 50 yılın en nadir görülen uygulamalarından birine sahne oluyor. Brüksel Bölge Hükümeti, mali ve idari krizlerle boğuşan Saint-Josse-ten-Noode Belediyesi'ne müdahale ederek özel bir denetim mekanizması olan "güçlendirilmiş vesayet" prosedürünü başlattı.
30 MİLYON EYRO AÇIK
Yerel yönetimlerden sorumlu Brüksel Bölge Bakanı Ahmed Laaouej'in önerisiyle alınan karar, belediyenin mali durumunun yarattığı ciddi endişelere ve 14 Mayıs 1998 tarihli mevzuatın 18. maddesine dayanıyor. Bölge yönetiminin hazırladığı raporlara yansıyan başlıca sorunlar şunlar:
- Belediye bütçe açığının 30 milyon euroyu aşması.
- Gelirlerin sistematik olarak gerçeğin üzerinde gösterilmesi.
- Bütçe ve mali hesapların 2023 yılından bu yana yayımlanmaması.
- Etkili bir iç denetim mekanizmasının ve uzun süredir kalıcı bir belediye saymanının bulunmaması.
Belediye Başkanı Emir Kır, mali durumun kontrol altında olduğunu ve gerekli önlemlerin alındığını savunsa da, Brüksel Bölge Hükümeti bu savunmayı yeterli bulmayarak belediyede yapısal yönetim problemleri olduğuna hükmetti.
EMİR KIR KİMDİR?
1960'lı yıllarda Afyonkarahisar'ın Emirdağ ilçesinden Belçika'ya göç eden maden işçisi bir ailenin çocuğu olan Emir Kır (1968, Charleroi), 2012 yerel seçimlerinde Saint-Josse-ten-Noode Belediye Başkanı seçilmişti. Bu zaferle hem Fransızca konuşulan Belçika'nın ilk Türk kökenli belediye başkanı hem de Brüksel Bölgesi'nin yabancı kökenli ilk belediye başkanı olarak tarihe geçti. 2020 yılında aşırı sağcı çevrelerle ilişkili olduğu iddiaları üzerine Sosyalist Parti'den (PS) ihraç edilen Kır, görevine bağımsız olarak devam ediyordu.
AŞIRI SAĞIN ELİNE GEÇEN GÜÇLÜ KOZ
Belçika siyasetinde deprem etkisi yaratan bu gelişme, yalnızca mali bir denetim olmanın ötesinde Avrupa geneli için siyasi sonuçlar da doğuruyor. Belçika'daki Türk toplumunun en görünür siyasi figürlerinden biri olan Kır'ın böyle bir tabloyla gündeme gelmesi, Avrupa'da halihazırda yükselişte olan merkez sağ ve aşırı sağ partiler için yeni bir argüman yarattı.
Göç ve entegrasyon karşıtı söylemleri merkezine alan sağ partilerin, bu "kötü yönetim" örneğini önümüzdeki seçim kampanyalarında kendi politik tezlerini desteklemek için güçlü bir koz olarak kullanmasına kesin gözüyle bakılıyor. Hazırlanacak yeni denetim raporları sadece belediyenin değil, Avrupa'daki göçmen siyasetçilerin imaj tartışmalarının da seyrini belirleyecek.