Günümüzde çocuk ve ergenlerde dijital cihaz kullanımının artması, omurga sağlığına yönelik riskleri de beraberinde getiriyor.
Uzmanlara göre skolyozun en kritik dönemi 10-18 yaş arası büyüme çağı. Bu dönemde hızlı boy uzaması, omurga eğriliğinin fark edilmesini kolaylaştıran önemli bir belirti olarak öne çıkıyor. Erken tanı ise tedavinin başarısında belirleyici rol oynuyor.


Prof. Dr. Bademci, Türkiye’de ergenlerde skolyoz görülme oranının yüzde 2-3 civarında olduğunu ve bunun yaklaşık 200 bin çocuğa karşılık geldiğini söyledi. Erişkin yaşlarda ise omurga yıpranmasına bağlı skolyoz oranının yüzde 5 ile 30 arasında değişebildiğini belirtti. Ağır vakaların tüm hastaların yaklaşık yüzde 10’unu oluşturduğunu da ekledi.

Skolyoz tedavisinde Türkiye’nin önemli bir merkez haline geldiğini vurgulayan Bademci, hafif eğriliklerin egzersiz ve düzenli takip ile kontrol altında tutulabildiğini, ilerleme riski olan hastalarda korse tedavisinin uygulandığını, ileri vakalarda ise cerrahi yöntemlerle başarılı sonuçlar alındığını ifade etti.

Ailelere de uyarılarda bulunan Bademci, çocuklarda omuz dengesizliği, kürek kemiklerinden birinin belirgin çıkması, öne eğilince sırtta tek taraflı çıkıntı oluşması, kalça hizasında bozukluk ve yürüyüşte omurga eğriliği gibi belirtilerin dikkatle gözlemlenmesi gerektiğini söyledi. Bu tür bulgular fark edildiğinde vakit kaybetmeden uzmana başvurulması gerektiğini vurguladı.