Ana içeriğe geç

İç mesele değil rejim meselesi

Muhalefeti dizayn etmek için mutlak butlan düğmesine basan iktidar “CHP’nin iç meselesi, bizi ilgilendirmez” mesajı veriyor. Prof. Boyunsuz, “Elbette işin müsebbibi mahkemeye o kararı verdirendir” diyor.

İç mesele değil rejim meselesi
Birgün
16

Haber Merkezi

Milyonların rızasını alamayan sandıktan umudunu kesen iktidar son çare olarak muhalefeti dizayn tuşuna bastı. CHP’ye yönelik mutlak butlan hamlesi iktidarın rakibini etkisiz hale getirerek yarış dışına itme çabasının son basamağı oldu. Genel Merkez binası polislerce basılırken yandaşların manşetlerinde ise partide “büyük kavga” görüntüsü yaratılmak istendi. Mutlak Butlan operasyonuyla CHP koltuğuna oturtulan Kemal Kılıçdaroğlu ve bir grup destekçisi de rejimin oyun planına teşne olmayı kabul etti. İktidarla aynı dili kullanan Kılıçdaroğlu, “partiyi arındırmadan kurultaya gitmem” söylemiyle rejime adeta can simidi uzattı. Siyaset tüm bu operasyonel hamlelerle dizayn edilirken başta AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan olmak üzere iktidar temsilcileri, “muhalefetin iç meselesi, bizi ilgilendirmez” mesajı vermeye devam etti.

‘BİZİ İLGİLENDİRMEZ’

Dün Saray’da gerçekleşen 2025 Yılı Yenilenebilir Enerji Yatırımları Toplu Açılış Töreni'nde konuşan Erdoğan bir kez daha CHP'de yaratılan krizlerin partinin kendi iç meselesi olduğunu savundu. Erdoğan şu ifadeleri kullandı: "Ana muhalefet ne ülkenin meseleleri ile ilgileniyor ne de dünyada ne olup bittiğini takip ediyor. Gündemlerinde sadece koltuk kavgası var, hakaret var, dün kahraman ilan ettiklerine bugün hain damgası vurmak var. Bir ara aynı muameleyi 'gel' deyince koşa koşa gelen eski cumhurbaşkanı adaylarına da yapmışlar, onu da günlerce linç etmişlerdi. Acı, zulüm de olsa o hain ve işbirlikçi olma sırasını savdı. Şimdi yerini bir başkasına bıraktı. Yarın muhtemelen benzer ithamlara bugün alkışlanan maruz kalacak. Ana muhalefeti esir alan bu sağlıksız ruh hali değişmedikçe anlaşılan o ki herkes bir gün hedef tahtasına konulacak. Siyaseti halka hizmet vasıtası yerine kariyer ve kazanç kapısı olarak görenlerin çarpık zihniyeti değişmedikçe bu utanç sahnelerine muhtemelen yarın yenileri eklenecek. Yaşananlar elbette ana muhalefet partisinin iç meselesidir, bizi ilgilendirmez."

HUKUKLA AÇIKLANMAZ

Konuya ilişkin değerlendirmelerini aktaran Anayasa hukukçusu ve CHP Cumhurbaşkanı Aday Ofisi Koordinatörü Prof. Dr. Şule Özsoy Boyunsuz: “Cumhurbaşkanı birkaç ay önce şöyle dedi: Hak ettiğimiz muhalefete de kavuşacağız. Özgür Özel'i eleştirirken defaatle muhalefete yönelik birtakım şeylerin olacağının sinyallerini veriyordu. Ama benim açımdan en belirleyici olan şu. Hukuk dünyasında örneği olmayan bir karar verildi. Yaşananları hukukla, hukuk mantığıyla açıklamaya çalıştığımız zaman tıkanıyoruz.

Organize bir biçimde Cumhuriyet Halk Partisi'ne yönelik bir yargı taarruzu var. Arkasında da Akın Gürlek, onun da arkasında Cumhurbaşkanı. Normal koşullar altında böyle bir hukuk olsa diyeceğim ki; "Evet, mahkemeler de böyle kararlar alabiliyorlar zaman zaman, olabiliyor." Ama öyle bir hukuki çıkmaz yaratılmış ve o şekilde bir müdahale yapılıyor ki Cumhuriyet Halk Partisi'nin seçilmemiş yönetimi göreve getiriliyor.”

“39. Kurultay'la ilgili hiçbir usulsüzlük iddiası yok” diye konuşan Boyunsuz sözlerini şöyle sürdürdü: “Normal şartlarda hangi yargı mercii önünde olursa olsun bu dava konusuz kaldı denilmesi gerekiyor. Çünkü en baştan, en aşağıdan en yukarıya doğru bütün seçimler yeniden yapıldı. 39. Kurultay'da seçildi Genel Başkanımız ve ben de Parti Meclisi üyesi olan diğer arkadaşlarımla birlikte orada seçildim. Bize bir dava açılmadı ki? Bizim seçimlerimizi ne şekilde iptal ediyorlar? Böyle bir hukuk yok, böyle bir hukuki yöntem yok. Bunu bizim hukukla açıklama imkânımız yok.

Peki bunun arkasında Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibi olabilir mi? Onların böyle bir gücü var mı yargıyı kontrol etme gibi? HSK'nın başında Adalet Bakanı var. Adalet Bakanı’nı atayan Cumhurbaşkanı. Bugün hepimiz biliyoruz ki HSK'ya seçilen, hakim olarak seçilen kişilerin de altısı doğrudan Cumhurbaşkanı tarafından, geri kalan yedisi o ve koalisyon ortağı tarafından belirleniyor. Ve bu şekilde yargı üzerinde siyasal bir kontrol oluşturulmuş durumda. Yüksek mahkemeleri de bunlar belirliyorlar. O halde yargıyı kontrol eden Sayın Cumhurbaşkanı iken nasıl oluyor da bu işten hiç haberi olmuyor?

ASIL MÜSEBBİBİ BELLİ

Bu kadar ayrıksı, şimdiye kadar örneğine rastlanmamış hukuki bir skandal niteliğinde bir karar. Delil yok, gerekçe yok. Devam eden yargılamaları delil olarak kullanıyor yani ispatlanmamış. Tam tersi masumiyet karinesini tersine çevirmiş. Yapılan şey bir muhalefet partisinin yönetiminin değiştirilmesi anlamına geliyor. Yani böyle bir hukuk hiçbir yerde olamaz, Anayasa'ya da çok aykırı. Ve bu bütün Türkiye'de herkesin bildiği bir şey. Yargıya güvensizlik, "yargıya güvenmiyorum" diyenlerin oranı %75'i bulmuş durumda. O halde bu nasıl Cumhurbaşkanı ile ilgisiz olabiliyor ki?

Siyasi olarak bunu CHP'nin iç kavgası gibi gösterip bizim oylarımızı düşürmenin peşindeler. Yaşanan olay CHP'nin iç kavgası olsaydı bir başka kurultaya gelir orada yarışırlardı. Kurultayda yarışılmamış, mahkeme eliyle geliniyor. Ve o kararı bir mahkeme veriyor. O kararı o mahkemeye verdirtendir asıl müsebbibi. Onun için kimse kimseyi kandırmasın.”

Kaynağa Git

İlgili Haberler