Hem Türkiye hem de NATO açısından tarihi günlere tanıklık edeceğiz. Zira ittifakın geleceği açısından kritik bir dönemde Ankara'da yapılacak. Zirve; Rusya- Ukrayna savaşı, Orta Doğu'daki savaşlar, savunma harcamalarının artırılması ve NATO'nun caydırıcılığının güçlendirilmesi gibi başlıkların ele alınacağı bir döneme denk geliyor.
Ayrıca son dönemde Türkiye'nin diplomatik rolünü güçlü şekilde öne çıkarıyor. Türkiye, 32 NATO üyesinin liderlerini ve çeşitli ortak ülkelerin temsilcilerini, binlerce yabancı misafiri ağırlayarak önemli bir diplomatik platform sunmuş oluyor.
Karadeniz, Orta Doğu ve Avrupa arasındaki stratejik konumunu yeniden gündeme taşıyor.
Savunma sanayii ve güvenlik iş birlikleri gündemde olacak. Türkiye, NATO içinde savunma sanayii alanındaki iş birliklerinin önündeki kısıtlamaların kaldırılmasını ve Avrupa güvenlik projelerinde daha fazla yer almayı savunuyor.
Zirvede bu konuların da ele alınması bekleniyor.
NATO'nun birlik mesajı vermesi hedefleniyor.
Son yıllarda savunma yükünün paylaşımı ve ABD-Avrupa ilişkileri konusunda yaşanan görüş ayrılıkları nedeniyle zirvenin, ittifakın ortak duruşunu güçlendirmesi amaçlanıyor. Özellikle Avrupa bunu istiyor.
ABD Başkanı Trump ise "Savunmaya dahafazla harcamalısınız.
Bizim sırtımızda asalakolmaktan çıkın" diyerek AB'ye sopa gösteriyor.
Trump aslında bu zirveye katılmayarak Avrupa'yı cezalandırmak istiyordu.
Ancak zirve başkentinin Ankara olması, Başkan Erdoğan'ın daveti onu bu cezadan caydırdı.
Yankısı ise İsrail'den geldi;
"Trump bu zirveyeErdoğan'a duyduğusaygıdan dolayıkatılacak" diye haber yaptılar.
Türkiye tarihi zirvede NATO içinde daha etkin bir rol üstlenmek, Avrupa güvenlik mimarisindeki konumunu güçlendirmek, savunma sanayii alanındaki iş birliklerini geliştirmek, bölgesel krizlerde diplomatik ağırlığını daha da artırmak için ev sahipliği avantajını sonuna kadar kullanacak.
Uzun süre NATO daha çok terörle mücadele ve kriz yönetimine odaklanmıştı. Son yıllarda ise öncelik yeniden devletler arası caydırıcılığa kaydı. Özellikle Rusya'nın Ukrayna'yı işgali, NATO'nun doğu kanadını güçlendirmesine yol açtı. Birçok üye ülke savunmaya daha fazla kaynak ayırıyor.
Bazı ülkeler yalnızca GSYH'nin %2'si hedefini değil, bunun da üzerine çıkmayı tartışıyor.
Yapay zekâ, siber güvenlik, uzay sistemleri, insansız hava araçları ve hipersonik silahlar artık ittifakın planlamasında merkezi bir yer tutuyor.
Bu anlamda Türkiye'nin lider konumunda öncü ülkelerden biri olması ittifaktaki gücünü daha da artırıyor. NATO, sadece kara, deniz ve hava değil; siber ve uzay alanlarında da caydırıcılık geliştirmeye çalışıyor. İsrail ve Yunan medyasının bu bağlamda NATO zirvesinin Türkiye'de yapılmasına "Eyvahlar olsun" diye çığlık atması boşuna değil.
İsrail'in Haaretz gazetesi analizinde "Ankara'dakiNATO zirvesi İHAimparatorluğu kuranTürkiye'nin bölgeselgüç iddiasını pekiştirdi.
Ankara bölgenin lideri.
Trump'ın Erdoğanhakkında kullandığıözenli dil tesadüf değil" diyerek ağlıyor.
NATO'nun ana görev alanı Kuzey Atlantik olmaya devam etse de Hint-Pasifik'teki gelişmeler, Çin'in yükselişi ve kritik tedarik zincirleri gibi konular da gündeminde daha fazla yer alıyor.
Bu, NATO'nun küresel güvenlik konularına daha fazla ilgi göstermesi anlamına geliyor. Son yıllarda ittifaka yeni üyeler katıldı ve Avrupa'nın güvenlik mimarisi yeniden şekilleniyor. Aynı zamanda NATO, Asya-Pasifik'teki bazı ortak ülkelerle de iş birliğini artırıyor.
Peki Ankara'da temelleri atılacak bu "Yeni NATO" ne anlama geliyor? Daha yüksek savunma bütçeleri, daha hızlı konuşlandırılabilen kuvvetler, siber ve uzay alanında daha güçlü yetenekler, Yapay zekâ ve gelişmiş teknolojilere daha fazla yatırım, Avrupa'nın savunmasında daha büyük sorumluluk üstlenmesi, ancak ABD'nin caydırıcılığının sürmesi, klasik askeri tehditlerin yanı sıra enerji güvenliği, kritik altyapı ve hibrit saldırılar gibi konulara daha fazla odaklanma. Bununla birlikte İttifakın çekirdeği hâlâ ortak savunma ilkesine dayanıyor; yani üyelerden birine yönelik silahlı saldırı, tüm üyelere yapılmış sayılıyor. Değişen, bu ilkenin hangi tehditlere karşı ve hangi araçlarla uygulanacağıdır. Geçmişte NATO'dan sürekli dayak yiyen Türkiye artık, kurumun GÜÇ MERKEZİ VE karar verici birkaç ülkesinden birisi olarak masanın baş köşesinde.
Yönetilen değil yöneteniz şükürler olsun.