CUMHURBAŞKANI ve AK Parti Genel Başkanı Tayyip Erdoğan, Sapanca’da AK Parti 33. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı’nda özetle şunları söyledi: “İnşallah 1.5 ay sonra AK Partimizin kuruluşunun 25’inci yıldönümünü kutlayacağız. AK Parti olarak kuruluş çalışmalarına başladığımız andan itibaren kutuplaştırmanın, ayrıştırmanın, ötekileştirmenin, dışlamanın etrafında değil; birleştirmenin, kucaklaştırmanın, barıştırmanın, kaynaştırmanın etrafında yer aldık. Biz bir hak mücadelesi verirken; üstünlük sağlamanın, imtiyaz sağlamanın değil, eşitlik ve adalet mücadelesini verdik. Bizim, AK Parti olarak eşitlik ve adalet mücadelemiz birileri tarafından kutuplaştırma, ayrıştırma olarak lanse edildi. İmtiyazlarını kaybedenler bizi toplumu kamplaştırmakla suçladılar. Hayır. Tam tersine biz normalleşmenin mücadelesini verdik.
SİZ ÖRTÜNMEYİ YASAKLARSANIZ
Bakınız; kendi evlatlarım dahil bu ülkenin kız çocuklarının başörtüsüyle eğitim görmeleri, başörtüsüyle çalışmaları on yıllar boyunca engellendi. Oysa bu çocuklar, bu kadınlar başlarını inançlarının bir gereği olarak örtüyorlar. Daha da ötesi bu ülkede, dindar olsun ya da olmasın, kadınlar yüzyıllar boyunca hür iradeleriyle örtündüler. Ama siz örtünmeyi yasaklarsanız, bu milletin öz kültürü, öz geleneği olan giyim-kuşam tarzını, tesettürü yasaklarsanız; siz Anadolu kadınının yaşmağına, yazmasına, çarşafına hor bakarsanız; normal olana karşı çıkmış olursunuz, toplumu germiş olursunuz, kadınları kutuplaştırmış olursunuz, milletin huzurunu kaçırırsınız.
MARJİNAL CAHİL FOSİLLER
Biz, kadınlarla birlikte on yıllar boyunca tesettür mücadelesi verirken; bir imtiyazın, bir ayrıştırmanın, kutuplaştırmanın peşinde değildik, diğerlerini ötekileştirmenin, özgürlüklerine müdahale etmenin peşinde asla değildik. Biz sadece normalleşmenin, eşitliğin, adaletin, böylece kaynaşmanın, kucaklaşmanın peşindeydik. Şimdi zaman zaman marjinal, cahil, geri kafalı bazı fosiller çıkıyor; başörtüsüne, başörtülüye kin kusuyor. Nesli tükenmekte olan bu numuneler son derece üstenci bir dille, küstah bir edayla güya kadınlara ders veriyor, kadınları aşağılıyor, tehdit ediyor. Herkes şunu anlamalıdır: Türkiye, bu meseleyi artık geride bırakmıştır, bu meselede normalleşmiştir. Bu meselede eşitlik ve adalet çizgisine gelmiştir. Bu meselede olması gereken ama on yıllar boyunca geciktirilen, engellenen makul zemine ulaşmıştır.
BAŞÖRTÜSÜ BU TOPRAKLARIN NORMALİDİR
Artık şunu anlamayanların da anlaması gerekir: Başörtüsü anormal, marjinal, radikal, ekstrem değildir; belli bir tarikatın, cemaatin veya ideolojinin sembolü hiç değildir. Yaşmağı, yazması, tülbenti, çarşafı, özellikle örtmesi, ehramı ve diğerleriyle başörtüsü bu toprakların normalidir, inşallah ebediyen de normal olacaktır.
KİMSE AYRIMCILIK YAPAMAZ
Biz, bizden farklı düşünüyor diye hiç kimseye husumet beslemedik ama şunu da herkes bilsin ki kendisinden farklı düşünüyoruz diye hiç kimse de bize husumet besleyemez, geçmişte olduğu gibi parmak sallamaya, ayar vermeye, istikamet çizmeye yeltenemez. Kimse bize kendi özyurdumuzda, öz toprağımızda ayrımcılık yapamaz; mütekebbir bir üslupla bize ders veremez. Bu, hiç kimsenin haddi de hakkı da değildir.”
KUTUPLAŞMADAN NEMALANAN CHP
Siyaset; uzlaşmaktır, konuşmaktır, müzakeredir, farklılıkları koruyarak ortak bir zeminde buluşma çabasıdır. Cumhur İttifakı çatısı altında, MHP ve değerli Lideri Sayın Devlet Bahçeli’yle biz işte bunun en güzel örneğini sergiliyoruz. Farklı siyasi partiler olarak ülkemizin bekası, milletimizin sulh ve selameti için güçbirliği yaptık, ortak noktalarda buluştuk, Cumhur İttifakı’nı kurduk. Yenikapı ruhuyla milletimize birlikte hizmet ediyoruz. CHP’nin seçmeniyle de diğer partilerin seçmenleriyle de elbette her konuda aynı düşünmüyoruz ama hepimiz aynı vatanın, aynı toprağın, çoğu zaman aynı ailelerin çocuklarıyız. Siyasi farklılıklarımız bizi düşmanlaştırmamalı, birbirimize asla hasım yapmamalı. Fikir ayrılıklarımız bizi birbirimizden uzaklaştırmamalı, aramızı açmamalı. Tabii bunları samimiyetle söylerken şu gerçeği de göz ardı etmiyoruz: Bu ülkede siyasi rekabeti husumete, siyasi farklılığı kutuplaştırmaya, fikir ayrılıklarını çatışmaya dönüştüren; gerilimden, kutuplaşmadan nemalanan en başından itibaren CHP olmuştur.
NORMALLEŞME MÜCADELESİ
Bu milleti ayırdılar, ayrıştırdılar, kutuplaştırdılar, siyasi rekabeti husumete, çatışmaya dönüştürdüler. İşte en son, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Suriyeli sığınmacılar üzerinden yürüttükleri çirkin kampanyayla mazlumları ayırdılar.
AK Parti olarak 25 yıl boyunca yasakları kaldırmanın, hak
ihlallerine son vermenin çabası içinde olduk. 25 yıl boyunca normalleşmenin mücadelesini verdik. 25 yıl boyunca kardeşlik mücadelesi, bu milleti kucaklaştırma mücadelesi verdik. 15 Temmuz hain darbe girişimi sonrasında Cumhur İttifakı’nı kurarak bu mücadeleyi daha da güçlendirdik.
VESAYETTEN ARINMIŞ BİR ANA MUHALEFET
Biliyorsunuz şu anda CHP içinde bir çatışma, bir ayrışma var. Biz, CHP içindeki bu kavganın, bu ‘iç savaşın’ tarafı değiliz. Birbirlerine tuzak kurdular, birbirlerinin kuyularını kazdılar, birbirlerini şikâyet ettiler ve bizim değil, yargının değil, bizzat kendi elleriyle, kendi eylemleriyle bu noktaya geldiler. Bir Frankenstein ürettiler; şimdi de ceremesini çekiyorlar. Ama buna rağmen bizim arzumuz ve umudumuz şudur: CHP’nin içindeki dış mihraklardan kurtulması hem Türkiye siyaseti adına hem Türkiye adına kuşkusuz hayırlı olacaktır. Başarabilirler mi, başaramazlar mı elbette bunu biz bilemeyiz. Ancak Türkiye’nin her türlü vesayetten arınmış bir ana muhalefet partisine ihtiyaç duyduğu son derece açıktadır. Gücünü tabandan almayan, gücünü seçmeninden almayan, gücünü Türkiye üzerine hesabı olan birtakım dış güçlerden, gücünü yolsuzlukla elde edilmiş yetim hakkından, kara paradan, haram paradan alan bir muhalefet, Türkiye’ye fayda getirmez; zarar getirir.
TERÖRÜ MİLLETİMİZ İÇİN SONA ERDİRİYORUZ
Terör örgütü yaklaşık 40 yıl boyunca kan dökerken “senden, benden” diye ayırmıyordu; Kürdüyle, Türküyle milletimizin tamamına saldırıyordu. Bugün terörü sona erdirirken, belli bir kesim için değil; ülkemiz, vatanımız, devletimiz, milletimiz için sona erdiriyoruz. Aynı şekilde yol yaparken, köprü yaparken, tünel inşa ederken, milyonlarca konut üretirken, Türkiye’nin savunma sanayisini güçlendirirken, eğitimde, sağlıkta, enerjide, her alanda destan yazarken belli bir kesimi değil, Türkiye’mizi düşünüyoruz.
ÇOK AĞIR BEDELLER ÖDETTİLER
Bakınız; gereksiz tartışmalarla, gereksiz çatışmalarla, incir çekirdeğini dahi doldurmayan kavgalarla Türkiye geçmişte yıllarını kaybetti, enerjisini kaybetti, fidan gibi delikanlılarını kaybetti. Sağ dediler, sol dediler, Alevi-Sünni, Kürt-Türk dediler; yıllarca bu millete çok ağır bedeller ödettiler, çok büyük acılar çektirdiler. Biz, artık milletimizin yeni bedeller ödemesini istemiyoruz. Bugün artık hep birlikte bunları geride bırakmanın zamanı gelmiştir. Görüş ayrılıklarımız elbette olacaktır, bunlar bizim zenginliğimizdir ancak müştereklerimizi daha da çoğaltmak mümkündür ve bunu başarabiliriz. AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak başta Terörsüz Türkiye sürecimiz olmak üzere dış politika gibi, güvenlik gibi, hak ve özgürlüklerin ilerletilmesi gibi milli meselelerde uzlaşıya, ortak noktalarımızı büyütmeye hazırız.
ŞIMARANLARDAN OLMADIK
Allah’a sonsuz hamdolsun ki şımaranlardan olmadık. Başımız dönmedi. Makamlarda eriyip gitmedik. Yolu şaşıranlar, kendi yollarına gittiler. Yorulanlar, soluklanmak için çekildiler. Öyle zamanlar oldu ki dostlarımızı kendi ellerimizle toprağa verdik, gözyaşlarıyla Rahmet-i Rahman’a uğurladık. Ama hiç boşluk bırakmadık. Gidenlerin yerine yenileri geldi. Gençler akın akın geldiler, partimize heyecan kattılar, renk kattılar, enerji kattılar. Bu dava kadim bir davadır. Bu dava kökü mazide, gözü atide mukaddes bir davadır. Bu dava bizden önce vardı, bizden sonra da var olacak.
ÇATIMIZIN ALTINDA HERKESE YER VAR
25 yıl boyunca, AK Parti’yi kurarken, Türkiye’nin bütün renklerinin partimiz içinde temsil edilmesine özellikle ihtimam gösterdik. Biz Mevlâna gibi “Her ne olursan ol yine gel” dedik. Yunus gibi “Gelin tanış olalım” dedik. Hacı Bektaş gibi “Hırslar, kinler yok olur aşkla meydanımızda” dedik. 25 yıldır bizim kapımız açıktır. Çatımızın altında herkese yer vardır. 25 yıldır soframız Halil İbrahim sofrasıdır. Gönlümüz okyanus misali geniştir.
HER KİTABIN FARKLI BİR SAYFASI
Türkiye ne ise, AK Parti tam olarak işte odur. Bunu kimse yanlış anlamasın. Bir kitabın binlerce sayfası olabilir. Bir kitabın, her bir sayfası farklı renkte olabilir. Her sayfasında farklı bir hikâye olabilir. Ama her kitabın bir kapağı vardır. Kitabı bir arada tutan şirazesi vardır. Kitabı bütünleştiren bir cildi vardır. Kitabın sayfaları ne kadar farklı görünse de usta bir yazarın, tecrübeli bir editörün, becerikli bir mücellidin elinde kitap bir bütündür, nevi şahsına münhasırdır.
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Tayyip Erdoğan, Sapanca’da AK Parti 33. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı’nda konuştu.
EMİNE ERDOĞAN: HAYIRLI OLSUN
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, toplantıya ilişkin mesajında “AK Parti’mizin 33. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı’nın hayırlı olmasını diliyorum. İstişareyle şekillenecek yeni yol haritasının milletimize hizmet yolculuğunu daha da güçlendirmesini, ülkemizin huzuruna, kalkınmasına ve geleceğine katkı sunmasını temenni ediyorum” dedi. (ANKARA)
TERÖRSÜZ TÜRKİYE’DE YENİ AŞAMADAYIZ
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Terörsüz Türkiye süreciyle ilgili özetle şunları söyledi: “Terör örgütünün silah bırakması için yasal zeminin oluşması gerekiyor. Bu konunun bir an evvel Meclis’e gelmesi ve hızlı bir şekilde değerlendirilerek yasalaşması gerektiğini düşünüyoruz. Gelinen aşama artık yeni bir aşamadır. Burada bu yasanın çıkmasıyla, terör örgütünün silah bırakmasını temin edecek zemin ortaya çıkacaktır. Bu yeni aşamada herkesi ister katkı ister eleştiri olsun, pozitif bir yaklaşımla sürece destek vermeye davet ediyoruz.”