Tüketici fiyatları haziranda yüzde 0,99, ilk altı ayda yüzde 17,76 ve haziran itibarıyla son bir yılda yüzde 32,11 arttı. Yıl yarılandı, ikinci yarıya girildi ve artık bu dönemde ne olabileceği, yılın hangi düzeyde kapatılabileceği konuşuluyor.
Bu köşede 3 Temmuz Cuma günü yer alan yazımda “Dezenflasyonun ‘dez’i gitti, enflasyonu kaldı yadigâr” demiştim. Çünkü son on iki aydaki yıllık enflasyon yüzde 30,65 ile yüzde 33,52 arasına sıkışıp kalmıştı. Artık son on iki aydan geçen yılın haziranını da çıkarmak gerekecek. Şu durumda sıkışıklık daha da arttı, son on iki ayın yıllık oranı yüzde 30,65 ile yüzde 33,29 arasında oluşmuş durumda.
Şimdi haziran ayında görece çok düşük bir oran geldi ya, ekonomi yönetimi tarafından “Yüzde 20’lerin ortası” diye ifade edilen yıllık oranı tutturmanın epeyce kolaylaştığı sanılıyor. Acaba öyle mi?
Ne yazık ki hayır! Hayır çünkü yüzde 20’lerin ortası diye işaret edilen düzey, ki bu düzey Merkez Bankası’nın yüzde 24’lük hedefi ve yüzde 26’lık tahminine denk geliyor, hâlâ gerçekleştirilebilmesi çok uzak bir hedef.
Yüzde 20’lerin ortasını tam yüzde 25 olarak alırsak yılın ilk yarısındaki yüzde 17,76’lık orandan sonra ikinci altı ay için yalnızca yüzde 6’lık bir hareket alanı kalıyor. Olmaz, Türkiye aylık bazda yüzde 1’in altında kalamaz, gerçekçi olmak lazım. Bu bir ay olur, iki ay olur ama altı ayın tümünü kapsayacak şekilde olmaz.
Geçmiş yıllar da “Olmaz” diyor
Ekonomik veriler de tekrar eder. Hele hele enfl asyon gibi mevsimsel etkenlere çok bağlı bir veri kesinlikle tekrar eder.
Belli aylarda yüksek artışlar görülmesi normaldir, çünkü buna yol açan adımlar atılır; ocak ve temmuzdaki vergi düzenlemeleri gibi.
Belli aylarda yüksek artışlara neden olan harcamalar yoğunlaşır, sonbahardaki eğitim harcamaları gibi.
Bunun gibi örnekler var. Bir de yılın ilk yarısındaki artışla ikinci yarısındaki artış arasında bir denge var.
Bu konuda özellikle son yıllara, 2021 sonrasına odaklanmak gerekiyor. Önceki yıllar da bir gösterge ama özellikle son dört yıl önemli.
Enflasyon hesabında ayların ya da dönemlerin aritmetik toplamı tabii ki alınmaz ama ilk ve ikinci yarıların payını görebilmek için böyle bir hesap yaptım. Bunun için de son dört yılın önemli olduğu kanısındayım.
Bu dört yılın ilk ve ikinci yarı payları ister aritmetik ortalaması alınsın, ister medyan alınsın, birbirine çok yakın değerler veriyor.
2022 ve 2023’te ilk ve ikinci yarı payları ters yönlü ve çok farklı. Bunun nedeni de 2022’nin ilk yarısında 2021’den sarkan etkiyle yüklü zam yapılmasıydı.
2023’ün ikinci yarısındaki payın büyüklüğü de seçimler dolayısıyla zamların biriktirilmesi ve faizin olması gerekenin çok altında tutularak her şeyin seçim sonrasına bırakılmasındandı.
O yüzden dört yılın ortalaması en doğruya yakın sonucu veriyor.
Ortalama bu yıla uygulanınca
İşte 2022-2025 yıllarının ilk ve ikinci yarı enfl asyon paylarını bu yıla uyguladığımızda 2026’nın enfl asyonunun yüzde 33-34 dolayında kalacağını görüyoruz.
Söz konusu dört yılın ilk yarısındaki enflasyonun yıllığa (aritmetik toplama) oranı yüzde 56,67.
Bu yılın ilk yarısındaki yüzde 17,76’nın da 2026’nın yıllık aritmetik toplam enflasyonunda yüzde 56,67 pay aldığını varsayalım. Toplam oran 31,34 puan oluyor. Şu durumda ikinci yarı için yüzde 13,58’lik artış kalıyor. Yüzde 17,76 ile yüzde 13,58’in birikimli toplamı da bize 2026’nın tümü için yüzde 33,75’lik bir oran veriyor.
Ne yılın ikinci yarısında yüzde 14’e yakın bir enflasyon yaşanması şaşırtıcı, dolayısıyla ne de yılın tümünde enflasyonun yüzde 34’e yaklaşması.
İkinci yarı için yüzde 13,58’i yüksek bulanlar çıkabilir. 2021-2024 dönemindeki tüm ikinci yarı oranlarının bu düzeyin üstünde olduğunu hatırlatırım.
Akaryakıtta uzun süre indirim yok
Yılın ikinci yarısında fiyat artış hızının çok yavaşlayacağına ilişkin umutları büyük ölçüde azaltan bir başka gelişme de akaryakıttaki eşel mobil sisteminde yapılan değişiklik.
Önümüzdeki döneme ilişkin en önemli ucuzlamanın akaryakıt fiyatlarında olacağı, bunun da genel fiyat düzeyi üstündeki baskıyı kıracağı umudu da suya düştü.
Akaryakıttaki eşel mobile ilişkin düzenleme uyarınca zam geldiği takdirde bunun artık yüzde 75’i değil, yüzde 50’si ÖTV’den karşılanacak, yüzde 50’si pompaya yansıtılacak. Bu oranlar temmuz ayı boyunca böyle devam edecek.
Ağustos ve eylülde bu kez zam durumunda yalnızca yüzde 25’lik kısım ÖTV’den karşılanacak, yüzde 75 pompaya yansıyacak.
Akaryakıttaki eşel mobil uygulaması ekim ayı başında ise tümüyle terk edilecek.
Haziran sonuna kadarki uygulamada zam durumunda olduğu gibi indirimde de yüzde 75 ÖTV’ye gidiyor, yüzde 25 pompaya yansıyordu. Artık o da değişti. Bundan sonra gelecek indirimlerin tümü ÖTV’deki eksilmeyi gidermek için kullanılacak.
2 Temmuz itibarıyla eksik ÖTV tutarı benzinde 7,57 lira, motorinde 7,31 lira, otogazda ise 10,96 lira düzeyinde. Yani bu tutarlara kadarki indirimler pompaya yansımayacak.
Bu arada her yıl ocak ve temmuzda Yİ-ÜFE’ye bağlı olarak artırılan akaryakıttaki ÖTV’nin bu yıl temmuzda değiştirilmemesine karar verildiğini de unutmamak gerekir. Oradan gelecek zam söz konusu olmayacak.
İşte akaryakıta ilişkin bu eşel mobil kararı da yılın ikinci yarısında genel fiyat düzeyinde belirgin bir yavaşlama olacağına dönük beklentileri biraz boşa çıkarmışa benziyor.