Ana içeriğe geç

Küresel ısınma ve betonlaşma sıcakla birlikte akciğer hastalarının kâbusu oldu: Kentsel ısı adaları

Küresel ısınma ve kontrolsüz betonlaşmanın şehirlerde yarattığı “kentsel ısı adası” etkisi, özellikle astım ve KOAH hastaları için ciddi bir sağlık riski oluşturuyor.

Küresel ısınma ve betonlaşma sıcakla birlikte akciğer hastalarının kâbusu oldu: Kentsel ısı adaları
Cumhuriyet
16

Küresel ısınma ve kontrolsüz betonlaşmanın metropollerde yarattığı “kentsel ısı adası” etkisi, sadece termometreleri değil, kronik akciğer hastalarının nefesini de zorluyor. Şehir merkezlerindeki asfalt ve beton yüzeylerin emdiği ısı, gece bile düşmeyen boğucu bir sıcaklık dalgasına dönüşürken yükselen sıcaklıkla birlikte yer seviyesinde biriken kirli hava ve ozon gazı, astım ve KOAH hastaları için adeta birer “akciğer tuzağı” hazırlıyor.

Uzmanlar, yeşil alandan yoksun, dikey mimarinin rüzgârını kestiği mahallelerde yaşayan solunum hastalarının yaz aylarında hastaneye başvuru oranlarında ciddi artış yaşandığı konusunda uyarıyor.

Türk Toraks Derneği Astım ve Allerji Çalışma Grubu üyesi Fevziye Fisun Yıldız, kentsel ısı adası etkisinin yalnızca bir sıcaklık artışı olmadığını, aynı zamanda önemli bir halk sağlığı sorunu olduğunu vurguladı. Yıldız, özellikle büyük şehirlerde yoğun beton ve asfalt yüzeylerin güneşten gelen ısıyı emerek şehir merkezlerinin çevresine göre daha sıcak hale gelmesine neden olduğunu belirtti. Bu sıcaklık farkının yeşil alanların daha fazla olduğu bölgelere kıyasla 3 ila 7 santigrat dereceye kadar çıkabildiğini ifade eden Yıldız, bu durumun “kentsel ısı adası etkisi” olarak tanımlandığını söyledi.

‘KİMYA DEĞİŞİYOR’

Yıldız, sıcaklık artışının şehir içi hava kimyasını da değiştirdiğini söyledi. Yüksek sıcaklıkların, araç egzozlarından salınan uçucu organik bileşikler ve azot oksitlerin güneş ışığıyla tepkimeye girmesini hızlandırdığını aktaran Yıldız, bu süreç sonucunda yer seviyesinde zararlı ozon oluşumunun arttığını ifade etti. Yoğun yapılaşmanın hava akımını da zayıflattığını söyleyen Yıldız, kirleticilerin şehir içinde dağılmak yerine birikim gösterdiğini ve bu nedenle özellikle kent merkezlerinde ozon seviyelerinin çevre bölgelere göre daha yüksek ölçülebildiğini aktardı.

Yer seviyesindeki ozonun önemli bir hava kirletici olduğuna dikkat çeken Yıldız, bu gazın özellikle astım ve KOAH gibi kronik solunum yolu hastalıkları olan bireylerde akciğerlerde tahrişe, bronşlarda daralmaya ve nefes darlığında artışa yol açtığını söyledi. Sıcak hava dalgalarının bu etkileri daha da belirginleştirdiğini ifade eden Yıldız, yapılan araştırmalarda aşırı sıcak dönemlerde astım nedeniyle acil başvuruların yüzde 20-30 oranında, KOAH’a bağlı hastane yatışlarının ise yüzde 14-25 oranında arttığının görüldüğünü belirtti.

Yıldız, özellikle gece sıcaklıklarının düşmemesinin vücudun toparlanmasını zorlaştırdığını ve kronik hastalıkların seyrini olumsuz etkilediğini ifade etti. Bu durumun aynı zamanda çevresel adaletsizlik ve sağlıkta eşitsizlik sorununu da beraberinde getirdiğini belirten Yıldız, aynı şehir içinde bile bazı bölgelerin daha kötü hava kalitesi ve daha yüksek sıcaklıklara maruz kaldığını söyledi. Yıldız, özellikle düşük gelirli bölgeler, yeşil alanı az mahalleler, açık alanda çalışanlar, yaşlılar ve kronik hastalığı olan bireylerin daha yüksek risk altında olduğunu vurguladı.

Korunma yöntemlerine de değinen Yıldız, özellikle 11.00- 17.00 saatleri arasında kronik solunum hastalarının mümkün olduğunca dışarı çıkmaması gerektiğini belirtti. Yıldız ayrıca yoğun trafik bölgelerinden uzak durulması, gölgelik alanların tercih edilmesi ve yeterli sıvı tüketiminin önemine dikkat çekti.

Kaynağa Git

İlgili Haberler