TSK’nın yeni komuta merkezi olmaya hazırlanan Ay Yıldız Müşterek Karargâhı, 12 milyon metrekarelik alanıyla 1.680 futbol sahasına denk geliyor. Şu ana kadar 1 milyon metrekaresi tamamlandı. Yerleşkedeki 2 milyon metrekarelik yeşil alan Londra’daki Hyde Park’ın bir buçuk katı büyüklüğünde...
NATO Ankara Zirvesi kapsamında, AY YILDIZ Müşterek Karargâhı'nda Savunma Bakanları onuruna düzenlenen resepsiyonda sofraya gelen her tabak, yalnızca bir lezzeti değil; bir şehrin hafızasını, üreticinin alın terini ve Türk misafirperverliğinin köklü geleneğini temsil etti.
ANADOLU TABAK TABAK ANLATILDI
Gecenin ilk ikramında Ankara simidi, Afyonkarahisar sucuğu ve Ayaş domatesi aynı tabakta buluştu. Ardından Kayseri pastırması, Mersin keçi peyniri ve Marmaris çam balıyla hazırlanan özel sunum konuklardan tam not aldı. Çanakkale’nin Gelibolu lakerdası, Kapıdağ’ın mor soğanı ve Seferihisar’ın dereotuyla “MAVİ VATAN”ın bereketini sofraya taşırken, Urla’nın sakız enginarı ile Sultandağı vişnesi Ege’nin zarafetini temsil etti.
BOZKIRDAN EGE’YE LEZZET YOLCULUĞU
Ana yemeklerde Ankara döneri, taş fırından çıkan göbit ekmeği ve Yenice’nin köz biberi ön plana çıktı. Hititlerden günümüze uzanan toprak kap geleneğiyle hazırlanan çanak güveçte bonfile ise gecenin en beğenilen lezzetlerinden biri oldu. Çıtır Kayseri mantısı ve Adıyaman çiğ köftesi ise Anadolu’nun paylaşma kültürünü aynı sofrada buluşturdu.
Gecenin finalinde Gaziantep baklavası, Aydın’ın kadayıflı incir tatlısı, Muğla limonundan hazırlanan özel tatlı ve Türk kahvesinden ilham alan modern sunumlar misafirlerle buluştu. Közde pişirilen Türk kahvesi ve el yapımı çikolatalar ise “Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır” geleneğini yeniden yaşattı.
AY YILDIZ Sofrası, yalnızca damaklarda iz bırakan bir davet olmadı; Türkiye’nin kültürel mirasını, üretim gücünü ve misafirperverlik anlayışını uluslararası konuklara anlatan güçlü bir gastrodiplomasi buluşmasına dönüştü. Anadolu’nun dört bir yanından gelen ürünler, aynı masada Türkiye’nin ortak hafızasını temsil ederken, “Misafir baş tacıdır” anlayışı gecenin en güçlü mesajı olarak öne çıktı. Gökyüzündeki yıldızın altında kurulan sofrada, yalnızca yemekler değil; bir milletin tarihi, emeği ve medeniyet birikimi de dünyaya ikram edildi.