Ana içeriğe geç

Muhalefet NATO Zirvesi hazırlıklarına tepkili: Bu kadarı onur kırıcı

Başkentte yapılacak NATO Zirvesi öncesi şehirde hayat adeta durduruldu. Protesto yasakları, basın akreditasyonu engelleri, rastgele gözaltılar ve gecekondu mahallelerinin brandalarla kapatılmasına her kesimden tepki yağdı. 22 yıl önce İstanbul’da düzenlenen NATO Zirvesi hatırlatılarak hak ihlalleri ve yasaklar eleştirildi.

Muhalefet NATO Zirvesi hazırlıklarına tepkili: Bu kadarı onur kırıcı
Karar
16

7-8 Temmuz’daki zirve süresince her türlü protesto yasaklanırken, protesto yapmayı düşünenlere ilişkin gözaltılarda 170’i aşkın kişi tutuklandı. İktidara yakın bazı basın organları dışında pek çok gazeteciye akreditasyon yasağı getirildi. Başkentteki çirkin görüntüler ve heyetlerin geçeceği güzergahlardaki gecekondu mahalleleri 181 milyon lira harcanarak brandalarla kapatıldı. Tamamlanmamış inşaatlar yıkıldı. Kamu çalışanlarının zirve boyunca zorunlu izne çıkarılacağı açıklandı. Bazı parkların kapatılacağı belirtildi.

HER ŞEY BİR DENGESİZİ MEMNUN ETMEK İÇİN

Muhalefetten engellemelere ve yasaklara tepki yağdı.

Dervişoğlu:Türkiye’nin itibarı boyanan duvarlarla, susturulan gazetecilerle ölçülmez. Hukukunun güvenilirliğiyle, dış politikasının tutarlılığıyla ölçülür.

Davutoğlu: Hayatı dondurdular. Dünyayı felakete sürükleyen bir dengesizi memnun edebilmek için insanlık vicdanından, Gazze şehitlerinden koptular.

Babacan: İnanın hicap duyuyorum. Milletimizin onuru NATO’dan büyüktür. Güçlü devlet kendi vatandaşından korkan değil, vatandaşına güvenendir.

Arıkan: Bu iktidar branda iktidarıdır. Sorunları örtmeyi marifet sayıyor. Sayın Cumhurbaşkanı Hatay’a gidecek branda, Adıyaman’a gidecek branda, şimdi de Trump gelecek diye bütün Ankara brandalarla örtüldü.

İSTANBUL’DA YAPILDI HİÇ BÖYLE BİR ŞEY OLMADI

Türkiye ilk kez NATO Zirvesi’ne ev sahipliği yapmıyor. 2004 yılında İstanbul’da 19. NATO Zirvesi düzenlendi. ABD Başkanı Bush’un da katıldığı zirvede olağanüstü güvenlik önlemleri alındı. Ancak protesto gösterileri yasaklanmadı. Dünyanın pek çok yerinden gelen savaş karşıtları Bush’u protesto etmek için İstanbul’a geldi. Şehrin pek çok noktasında protestolar düzenlendi. Her görüşten gazeteci Başkan Bush ile röportaj yaptı.

0207krt01a-tum.jpg

MUHALEFET LİDERLERİNDEN GÜVENLİK ÖNLEMLERİNE ORTAK TEPKİ

NATO TEDBİRLERİ ÜLKE VE MİLLET İÇİN UTANÇ VERİCİ

ABD Başkanı Trump’ın da katılacağı Ankara’daki NATO Liderler Zirvesi için alınan olağanüstü güvenlik tedbirlerine muhalefet liderleri tepkili. Parkların kapatılması, dilencilerin toplatılması ve olası gösterilere karşı tutuklamaların yapılmasının ‘utanç verici ‘ olduğunu belirtti. Saadet Partisi Lideri Arıkan ‘NATO için yapılan hazırlıklara bakıyoruz, manzara tam anlamıyla, aziz milletimiz ve devletimiz için utanç verici bir hal aldı’ dedi.

Ankara’da 7-8 Temmuz tarihleri arasında düzenlenecek NATO Liderler Zirvesi için olağanüstü güvenlik önlemleri alındı. Liderlerin gideceği güzergahlara brandalar çekildi, taksicilere tek tip kıyafet giydirildi, atlı polisler görevlendirildi, uygulamalar sıklaştırıldı, olası gösteriler için gözaltılar, tutuklamalar yapıldı, TBMM, ve Bakanlıkların, çocuk parklarının kapalı olacağı, kamu personelinin üç gün idari izinli olacağı belirtildi. Bu tedbirlerin yanında Beşkent’te sokak köpelekleri toplatıldı, dilenciler gözaltına alındı. Yolların kenarına yeni peyzaj çalışması yapıldı. Alınan tedbirlere muhalefet tepki gösterirken akıllara 2004’te İstanbul’da düzenlenen zirve geldi.

28-29 Haziran 2004’te düzenlenen 19. NATO zirvesinde güvenlik tedbirleri sıkıydı. Dünya genelinden binlerce kişi NATO’yu ve Irak savaşı nedeniyle ABD Başkanı George W. Bush’u protesto etmek için İstanbul’a geldi. 2003 İstanbul saldırılarının tekrarlanmasından endişesi vardı. Zira bu endişe Mayıs ayının başında Bursa’da 16 kişinin tutuklanmasıyla doğrulandı. Polis, El Kaide bağlantılı kişileri patlayıcılarla yakaladı. 24 Haziran’da da iki bombalı saldırı gerçekleşti. İstanbul’da bir otobüste gerçekleşen bir bombalı saldırı sonucunda 3 kişi hayatını kaybetti, diğer bir saldırı ise Ankara’daki bir otelin yakınında gerçekleşti. Otelde Bush konaklayacaktı. Ayrıca, 25 Haziran’da İstanbul’da bir havalimanında park edilmiş bir araçta patlayıcılar bulundu.

Güvenlik önlemleri arasında, Türk savaş gemileri ve Türk komandolarının lastik botlarla Boğaz’da devriye gezmeleri, AWACS gözetleme uçakları ve F-16 savaş uçaklarının şehrin üzerinde dönerek şehir üzerindeki uçuş yasağını kontrol etmeleri, 23 bin ile 24 bin polisin görevlendirilmesi, polis helikopterleri ve zırhlı araçlarla desteklenmeleri yer alıyordu. Ayrıca, petrol tankerlerine Boğaz Boğazı’na giriş yasağı getirildi, raylı sistemlere kısıtlama getirildi. Ancak buna rağmen Ankara’daki gibi şehri kilitleyecek adımlar atılmadı. Kamu çalışanları idari izne çıkarılmadı ve protestolar şehrin pek çok yerinde düzenlendi. Protestolar, ABD’nin Afganistan, Irak, NATO’nun Balkanlar ve Irak ile Afganistan politikalarını protesto eti. Gazeteciler Bush’la görüşme gerçekleştirdi.

Yeni Yol Gurup Toplantısı’nda konuşan Saadet Partisi Lideri Mahmut Arıkan “Bu iktidar branda iktidarıdır” dedi. Arıkan “Neden branda iktidarı diyoruz? Çünkü bu iktidar, sorunları çözmeyi değil, örtmeyi marifet sayıyor. Sayın Cumhurbaşkanı Hatay’a gidecek branda, Adıyaman’a gidecek branda, şimdi de Trump gelecek diye bütün Ankara brandalarla örtülüyor. EYY AK Parti’liler, beceriksizliğinizi, ayıbınızı brandalarla örtemezsiniz. 25 yılın sonunda AK Parti iktidarının ülkemizi getirdiği nokta budur” ifadesini kullandı.

Ankara’da düzenlenecek NATO Zirvesi önces yapılan hazırlıklara ilişkin değerlendirmelerde bulunan Arıkan, şöyle konuştu: “İktidar, ülkenin bütün sorunlarını bir kenara bıraktı, varsa yoksa NATO diyor başka da bir şey demiyor. NATO için yapılan hazırlıklara bakıyoruz, manzara tam anlamıyla, aziz milletimiz ve devletimiz için utanç verici bir hal aldı. Sırf eylem yapabilirler diye insanlar tutuklanıyor, matbaalara bile, eylemlerle ilgili hiçbir şey basılmayacak diye talimatlar gidiyor, gazetecilere ambargo konuluyor, aziz milletimizin yaşadığı yoksulluk görülmesin diye evler boyanıyor, yol kenarlarına branda çekiliyor. Şimdi biz iktidara sormak istiyoruz, ‘Siz birçok kez ABD’ye gittiniz, siz ABD’ye gidince kaç park kapatıldı? Kaç kişi günler öncesinden tutuklandı?’ Biz söyleyelim, ‘0’. Hadi Başkenti anladık, Afyonkarahisar’da ne oldu ne diye yasak getiriyorsunuz? Karabük’te, Mersin’de, Eskişehir’de, Bolu’da, Antalya’da neden yasak koyuyorsunuz? Sizin aklınızdan ne geçiyor? Yoksa memleketi sıkı yönetime mi hazırlıyorsunuz? Siz vatandaşın en tabi anayasal hakkını elinden alacaksınız sonra da kalkıp sivil Anayasa yapacağız teranesi anlatacaksınız… Hadi oradan, hadi oradan, hadi oradan...”

NEDİR BU, HER YERDE DUVARLAR BRANDALAR, HİCAP DUYUYORUM

Babacan, NATO Zirvesi tedbirlerini eleştirdi: İnanın hicap duyuyorum. Her yerlere duvarlar, brandalar. Türkiye’deki bütün güvenlik güçleri Ankara’ya yığılmış. Nedir bu ya? NATO, ülkeleri dış tehditlere karşı koruma sistemidir. Bunlar NATO’yu kendi insanlarımızdan koruma derdine düşmüş.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Yeni Yol Grup Toplantısı’nda TÜRK-İŞ’in açıkladığı açlık ve yoksulluk sınırı rakamını değerlendirdi. “Dört kişilik bir ailenin sadece gıda masrafları, yani açlık sınırı olarak tanımladığımız rakamın 35 bin 759 liraya çıktığını gördük. Yılbaşında bu rakam 30 bin 143 liraydı. Yani aralık sonu itibarıyla 30 bin 143 lira olan rakam, haziran sonu itibarıyla 35 bin 759 liraya yükseldi. Artış tam yüzde 18,6. Yani yılbaşından bugüne vatandaşlarımızın sadece gıda harcamalarına yüzde 18,6 zam geldiğini TÜRK-İŞ’in çalışması, araştırması tespit etmiş durumda. Şimdi asgari ücrete baktığımızda, yılbaşındaki 33 bin liranın satın alma gücü bugünün 40 bin lirası. Yani yılbaşında asgari ücretli bir vatandaşımızın 33 bin liraya aldığı gıda, bugün çıkmış 40 bin liraya. 1 Temmuz’da asgari ücrete ara zam vermemek, söylüyorum, söyleyeceğim; hak gaspıdır, kul hakkına girmektir. Bu kadar açık” dedi.

Babacan, 7-8 Temmuz’da Ankara’da düzenlenecek NATO Zirvesi kapsamında yapılan hazırlıklara ilişkin, şunları söyledi: “Zirve henüz gerçekleşmeden hepimizin dikkatini çeken çok farklı, çok garip gelişmeleri izliyoruz, gözlemliyoruz. Yapılan operasyonlarla yüzlerce vatandaşımız gözaltına alındı. Aralarında gazeteciler var, akademisyenler var, avukatlar var, çevre gönüllüleri var, sivil toplum temsilcileri var. Daha da vahimi, bu tutuklama talebine dayanak gösterilen ifadeler, gerçek bir hukuk garabeti. Savcılığın sevk yazısına bakıyorsunuz; ‘Düzenledikleri eylemler’ demiyor, ‘İşledikleri suçlar’ demiyor. Ne diyor? ‘Eylem gerçekleştirebilirler belki de’ diyor. Türkiye Cumhuriyeti yargısının bir savcılığının iddianamesinde yer alabilecek ifadeler mi bunlar? Hukuk ihtimallerle, varsayımlarla, belkilerle, potansiyellerle işlemez. Ben iktidardakilere buradan hatırlatmak istiyorum, Türkiye’nin NATO ile anlaşması varsa, Türkiye Cumhuriyeti’nin kendi vatandaşlarıyla da bir anlaşması var. Bu anlaşmanın adı kanunlardır. Bu anlaşmanın adı anayasadır. Bu anlaşmanın adı hukuktur.”

Hazırlıklar kapsamında yapılan harcamalara da değinen Babacan, şöyle konuştu: “Sadece havaalanının tadilatı, lüksleştirilmesi, daha gösterişli bir yer olsun diye harcadıkları rakam, kendi ifadeleriyle 10 milyar lira. Sadece havaalanı. Emeklilerimizin, çalışanlarımızın en zor şartlarda yaşadığı bir dönemde israfa tam gaz devam. Üstüne üstlük bu zirve nedeniyle şehri kapatacaklar, hayatı durduracaklar. Üniversitelerin yurtlarını boşalttırdılar. Böyle zirve düzenlenir mi? Böyle bir zirveye bu şekilde ev sahipliği yapılır mı? Esnafımız, KOBİ’miz, sanayicimiz bu bir hafta boyunca duran şehrin maliyetini, işlerin durmasının bütün külfetini tek başına üstlenmek zorunda kalacak. Ve bunun telafisiyle ilgili hiçbir tedbir yok. Son derece zorba bir şekilde diyorlar ki ‘Kapattım. Yaptım. Karar verdim, yasakladım’. Böyle bir demokrasi olmaz. Böyle bir hukuk devleti olmaz. İnanın hicap duyuyorum. Her yerlere duvarlar, brandalar, olağanüstü şekilde Türkiye’deki bütün güvenlik güçlerinin Ankara’ya yığılması... Nedir bu ya? NATO, ülkeleri dış tehditlere karşı koruma sistemidir. Bunlar NATO’yu bizim kendi insanlarımızdan koruma derdine düşmüşler.”

TÜRKİYE’NİN İTİBARI BOYANAN DUVARLARLA ÖLÇÜLMEZ

İYİ Parti Lideri Müsavat Dervişoğlu, Ankara’da gerçekleşecek NATO Zirvesi’ne ilişkin, şunları kaydetti: “Büyük devlet olmak, o toplantılara kurumsal ciddiyetle ve millet onuruyla hazırlanmakla olur. Bugün Ankara’da yaşanan manzaraya bakıyoruz. Yollar kapanıyor. Şehir, olağan düzeninden çıkarılıyor. Üniversiteler, kamu kurumları kapatılıyor. İnsanlar yasaklarla, gözaltılarla karşı karşıya bırakılıyor. Bu telaş nedir? Türkiye, NATO Zirvesi’ne ev sahipliği yapıyor diye kendi vatandaşına yabancı muamelesi yapmak mecburiyetinde değildir. Gazeteciden, öğrenciden, akademisyenden, sivil toplumdan korkmak mecburiyetinde değildir. Devlet ciddiyeti bu değildir. Türkiye’nin itibarı, boyanan duvarlarla, kapatılan yollarla, susturulan gazetecilerle ölçülmez. Türkiye’nin itibarı, hukukunun güvenilirliğiyle, kurumlarının ciddiyetiyle ve dış politikasının tutarlılığıyla ölçülür. Türkiye’nin yeri ne günübirlik öfke nöbetleriyle ne de mahcup sadakat şovlarıyla belirlenemez. Türkiye’nin ekseni, Türk milletinin menfaatidir. Bu iktidar, Türk devletine dış politikada tam bir savrulma yaşatmıştır. Önce duygusal ve ideolojik bir ‘stratejik derinlik’ masalına kapıldılar” dedi.

‘ONE MINUTE’ DİYEN ERDOĞAN’DAN TRUMP ÖVGÜLERİYLE KENDİNİ MEŞRU GÖSTEREN ERDOĞAN’A

Gelecek Partisi Lideri Ahmet Davutoğlu, Meclis’te Yeni Yol Partisi’nin grup toplantısında yaptığı konuşmada, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı eleştirdi. Davutoğlu, ABD Başkanı Trump’ın “Erdoğan beni davet etti, ben de kabul ettim” sözlerine tepki göstererek, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı ‘kendi gençlik idealleriyle yüzleşmeye’ çağırdı. Davutoğlu “Nixon bunları söyleseydi Demirel’e ne yapardı genç Tayyip? Bush Irak’a girdiğinde ‘Özal benim her dediğimi dinledi’ deseydi genç Tayyip ne hissederdi? Biz genç Tayyip’in konuşmasını istiyoruz. Emperyalist güçlerin karşısında susan bir cumhurbaşkanı değil, kendi yüreğini dinleyerek genç Tayyip’in sesini Beştepe’ye çıkaran bir cumhurbaşkanı istiyoruz” dedi. Ankara’da ilan edilen yasaklara ve hayatın durma noktasına getirilmesine tepki gösteren Davutoğlu, kentte 13 gün süreyle herhangi bir gösteri yapılmasının yasaklandığına işaret etti. Gösteri yapma hakkının anayasal bir hak olduğunun altını çizdi “Zirve, bu gösteri yapma hakkını ortadan kaldırır mı?” sorusunu yöneltti. İstanbul’da 2004’te yapılan NATO Zrvesi’nde Bush’un gelişiyle çok yoğun savaş karşıtı gösterilerin düzenlendiğini hatırlatan Davutoğlu, o dönem bu gösteriler sayesinde demokratik bir ülke olarak Amerika karşısında müzakere gücü kazanıldığını belirtti. Davutoğlu, “Bırakın çıksın insanlar sokağa. Bırakın Trump inerken on binlerin Ankara sokağında ‘Gazze’ diye haykırışını duysun. Bırakın insanlık vicdanının sesi Gazze’ye hakim olsun. Polisler değil, kapatılan yollar değil, insanlık vicdanı haykırsın Ankara’da. Hiçbir şey kaybetmezsiniz, kazanırsınız. Bir kişiyi memnun edebilmek için, dünyayı felakete sürükleyen bir dengesizi memnun edebilmek için insanlık vicdanından, Gazze şehitlerinden koptunuz. Tarih önünde kaybettiniz. ‘One minute’ diyen Erdoğan’dan, Trump’ın övgüleriyle kendini halka meşru göstermeye çalışan Erdoğan’a doğru gerilediniz” değerlendirmesinde bulundu.

Kaynağa Git

İlgili Haberler