Ana içeriğe geç

Şişeye sıkışan beyinler

Rahmetli Erbakan Başbakan olduğu dönemde konutunda bir yemek verdi. O yemeğin fotoğrafı 28 Şubat zihniyeti tarafından medyaya servis edildi. Fotoğrafta Erbakan'ın önünde bir bardak vardı. Bu gayet normaldi. Ancak içindeki sıvı beyazdı. Televizyonlar, bu fotoğraf üzerinden saatler süren devasa tartışma programları yaptı. 'Erbakan rakı içiyor' diye yerden yere vurdular. Kimse 'Yahu Başbakan ayran içiyor olabilir' demedi. 'Bakın bakın bardak rakı bardağı' diye bağırdılar. Kelli felli laik siyasi...

Şişeye sıkışan beyinler
A Haber
16

Rahmetli Erbakan Başbakan olduğu dönemde konutunda bir yemek verdi. O yemeğin fotoğrafı 28 Şubat zihniyeti tarafından medyaya servis edildi. Fotoğrafta Erbakan'ın önünde bir bardak vardı. Bu gayet normaldi. Ancak içindeki sıvı beyazdı. Televizyonlar, bu fotoğraf üzerinden saatler süren devasa tartışma programları yaptı. "Erbakan rakıiçiyor" diye yerden yere vurdular. Kimse "Yahu Başbakanayran içiyor olabilir" demedi. "Bakın bakınbardak rakı bardağı" diye bağırdılar. Kelli felli laik siyasi uzmanlar saatlerce bardağı bile analiz ettiler. Amaç rakı üzerinden Erbakan'a o dönemin meşhur silahı "Takiyeci" sıfatı ile vurmak, halkın gözünde zayıflatmaktı.

Nasıl 30 yıl bu ülkenin Meclisi işi gücü ve geri kalmışlığı bırakıp irtica yaygaralarıyla "Türban"ı tartıştıysa, rakı da bu gerilim malzemesinin içinde ittihatçı kafalar için kullanışlı bir aparattı. Aradan yıllar geçti. Türkiye teknolojide çığır açtı, savunma sanayiinde tüm dünyanın konuştuğu ülke haline geldi. Kapısında hurda silahlar için yalvardığımız Batı ülkeleri, NATO üyeleri bile bizden silah almak için kapımızda yatar hale geldiler.
Dünya Yeni NATO kurulum çalışmaları için Türkiye'ye koştu.

Uluslararası medya "Türkiye büyükavantaj kaptı" diye zirveyi göklere çıkardı. Siyonist ağızlar "Mahvolduk. Türkiye bölgesel güçolduğunu bu zirveile tescilledi" diye ağıt eşliğinde nara attı. "NATO kafa NATOmermer" deyimindeki "Nato"nun Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü NATO ile bir ilgisi yoktur. Deyim, Yunancadaki "NATO kefali,NATO mármaro" yani "İşte kafa, iştemermer" ifadesinden Türkçeye geçmiştir. Laf anlamayan, düşünmeye kapalı ve inatçı kişiler için kullanılır. İçimizdeki NATO mermer ittihatçı kafa muhaliflerin önde gelen yazarlarından biri kalktı, "NATOzirvesinde hangi,şampanya, hangişarap ikram edildi? Bunu bilmiyoruz. Neden alkolügizliyorlar. İştetemel sorun bu. Cumhuriyetin geldiği noktayabakın" gibisinden sözler sarfetti. Aynı kişi geçmişte de "Rakıiçki değil, rakı vatansevgisidir" diyerek olayı vatana ihanet noktasına taşıyordu. İşte şişede sıkışmış NATO mermer beyinlerin asla tahliye olamayan kısır mahkumiyeti bu. 28 Şubat kafası bunlar. Kısır döngüden çıkabilmeleri mümkün değil. Halbuki NATO zirvesinde gizlenen bir alkol servisi yoktu. Çünkü Türkiye uzun süredir misafirlerine alkol servisi yapmıyor.
Ev sahibi ne isterse onu ikram eder.

Tüm dünyanın konuştuğu ve önemli kararların Ankara'da alındığı bir zirveyi sadece şişenin içinden görmek gericiliğin daniskasıdır. Ülkede ekonomi, güvenlik, dünyada gelinen nokta konuşulur; ama iş dönüp dolaşıp rakıya varınca sanki medeniyetin sigortası atmış gibi bir hava oluşuyor. Öyle anlatılıyor ki, insanı "Rakı mı yoksaoksijen mi dahahayati önemde" noktasına getiriyor bu karbondioksitler. Bir kesime göre rakı, adeta çağdaşlığın sıvı hâli. Kadeh kalkınca demokrasi güçleniyor, meze gelince özgürlükler genişliyor, anason kokusu yükselince laiklik kurtuluyor! İnsan düşünüyor: Bu kafaların içindeki bir anayasal ilke, gerçekten şişedeki içeceğe ihtiyaç duyacak kadar zavallı ve zayıf olabilir mi?

Elbette herkesin yasal sınırlar içinde istediğini tüketme hakkı vardır. Ama bir yaşam tarzını, ülkenin ve çağdaşlığın tek "doğru" yaşam biçimi gibi sunmak da bu devirde sitcoma dönüşen bir trajedidir. Rakı içmeyen milyonlarca insanın geri kaldığı iması, toplumsal çeşitliliği açıklamak yerine kutuplaşmaya ateş dökmenin ta kendisidir. İşin ilginç tarafı, bazı tartışmalarda rakı neredeyse siyasetin ana aktörü hâline geliyor. "Cumhuriyetelden gidiyor." diye bağırıyorlar. Satış saati değişiyor; "Özgürlükbitti." diye çığlık atıyorlar. Oysa çok sevdikleri Batı'da da aynı durumlar yaşanınca kimse gıkını çıkarmıyor.

Eğitimden bilime, üretimden teknolojiye kadar pek çok konu daha geniş bir kamusal tartışmayı hak ediyor. Ancak bu zavallı kafaların dünyanın gözünü diktiği NATO zirvesinde bile tek derdi rakı. Bir içeceği ideolojik kimlik kartına çevirdiğinizde, artık tartışma sofradan çıkıp siyasetin merkezine taşınır. Sonra da herkes birbirine "Seninbardağın neyledolu?" diye bakmaya başlar. Ayran içen ülke Başbakanı Erbakan'ın yaşadığı tam da buydu.

Demokratik bir toplumda insanlar istediğini içebilir. Kimsenin tercihi diğerinden üstün değildir. Fakat herhangi bir içeceği ilericiliğin veya aydınlığın ölçüsü gibi sunmak zavallılıktır. Gerçek çağdaşlık farklı tercihlere sahip insanların birbirini tek bir sembol üzerinden yargılamadığı yerde başlar. Bir ülkenin geleceğini gerçekten bilim ve teknolojiye yapılan yatırımlar, hukuk, ekonomi ve eğitim mi belirler; yoksa bir kadehin veya şişenin içine yüklediğimiz zavallı siyasi anlamlar mı?
Ayvayı yiyenlerin ayva yemeyenleri suçlamaya hakkı olabilir mi? Sizi gidi komik şeyler sizi!

Kaynağa Git

İlgili Haberler