Ana içeriğe geç

Bakırhan İstanbul'da konuştu: 'Çerçeve yasa dağdan, cezaevinden, sürgünden dönüşün yolunu açmalı'

DEM Parti öncülüğünde Diyarbakır ve İstanbul'da 'Özgürlük Mitingleri' düzenlendi. Tuncer Bakırhan, hazırlanması planlanan çerçeve yasanın açık, net ve kapsayıcı olması gerektiğini belirterek, 'Dağdan, cezaevinden, sürgünden dönüşün yolunu açmalı' dedi ve ekledi: 'Umut hakkı olmadan barış olmaz'

Bakırhan İstanbul'da konuştu: 'Çerçeve yasa dağdan, cezaevinden, sürgünden dönüşün yolunu açmalı'
Artı Gerçek
16

Artı Gerçek - Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) ve Kadın Özgürlük Hareketi (Tevgera Jinen Azad -TJA) ile Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) tarafından düzenlenen Abdullah Öcalan'a özgürlük talebiyle düzenlenen 'Özgürlük Mitingleri’ Diyarbakır ve İstanbul’da yapıldı.

DİYARBAKIR

İstasyon Meydanı’nda düzenlenen mitinge, Diyarbakır’ın yanı sıra çevre kentlerden binlerce kişi katıldı.

Üç koldan girişlerin sağlandığı miting alanına, Öcalan’ın posteri asıldı.

Mitingde Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar ile Veysi Aktaş konuşma yaparken, sanatçılar Pınar Aydınlar, Kadir Çat ve Serhedo da sahne aldı.

UÇAR: 'ÖCALAN’IN MÜZAKERE MASASINDAKİ ADI KONULMALI'

Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, alanda toplanan kalabalığın barış talebini yansıttığını belirterek, bunun aynı zamanda Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü yönündeki beklentiyi de ortaya koyduğunu söyledi.

Yasal düzenlemelere ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Uçar, Meclis’e taşınması beklenen düzenlemelerin muhatabının açık biçimde tanımlanması gerektiğini söyledi:

“Bir yasal çerçeve var. Tartışmalar devam ediyor ama biz açıyoruz televizyonları, Cumhurbaşkanı, Meclis Başkanı, ‘Yasal çerçeve bir an önce meclise gelsin’ diyor. Amed’den soruyoruz; kim getirecek Meclis'e? Barışın muhatabbı, o masada oturan kim? Sayın Öcalan’ın müzakere masasındaki adı konulmalı.”

Mitingde Abdullah Öcalan’ın yaşamını yitiren sanatçı Kadir İnanır için gönderdiği mesaj da okundu.

İSTANBUL

İstanbul'da ise DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan’ın katılımıyla Bağcılar Meydanı’nda miting düzenlendi.

“Özgürlük Mitingi”ne Balıkesir, Bursa, Yalova, Kocaeli, Tekirdağ ve Edirne’den de çok sayıda kişi katıldı.

Miting, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Sözcüsü Ayşegül Doğan’ın konuşmasıyla başladı. Ayşegül Doğan, ‘Kürt halkı, Türkiye halklarının ihtiyacı kalıcı bir barıştır. Bu barış için en önemli aşama Sayın Öcalan’ın koşullarının düzeltilmesidir’ dedi.

Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğünden korkulmaması gerektiğini vurglayan Ayşegül Doğan, “Sayın Öcalan barışın en büyük emekçisidir. 27 yıldır tek başına bir zindanda halkların barış ve özgürlüğü için çabalıyor. O bir halkın önderidir. Bu bir hakikattir” dedi.

Ayşegül Doğan, yaşamını yitiren usta oyuncu Kadir İnanır’ı da anarak "Son yıllarda ağır hastalığına rağmen barış için çabaladı ve ‘Barış mücadelesi gerçekleşsin’ dedi. Artık kimsenin ölmesini istemiyoruz" dedi.

Doğan’ın ardından sanatçı Tara Mamedova sahne aldı. Konser sonrası Öcalan’ın fotoğrafların ve farklı tarihlerde yaptığı konuşmalardan kesitleri içerden bir sinevizyon gösterimi dev ekrana yansıtıldı.

Sinevizyon gösteriminin ardından DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan konuştu.

Bakırhan'ın konulmasından öne çıkan başlıklar şöyle:

"Değerli halkımız, bugün hem bir miting hem de bir yası bir arada yaşıyoruz. Kürt dostu, işçi dostu, emekçi dostu Kadir İnanır’ı kaybettik. Barış sevdalısı, emekçinin, ezilenin her daim yanında duran sadece sanatçı kimliğiyle değil, duruşuyla bir demokratı, bir devrimciyi, bir Karadeniz evladını kaybettik. Buradan Kadir İnanır’ın ailesine, sevenlerine ve Türkiye’ye başsağlığı diliyorum.

Türkiye’nin dört kentinde Özgürlük Mitingleri düzenledik. Neden özgürlük diyoruz? Bu ülke son 50 yılını Kürtlerin demokratik hak ve özgürlüklerini bastırmak için geçirdi. Bu ülke 3 trilyon dolarını Kürt anadilini konuşmasın diye, siyasi iradesini seçmesin diye, insanca, eşitçe yaşamasın diye harcadı. Bugün eğer emekçiler geçinemiyorsa, eğer asgari ücret ile çalışan emekçi kardeşlerimiz ailelerini geçindiremiyor ve zorlanıyorsa sebebi bu 50 yıllık çatışmadır ve şiddettir. İşte bugün bu meydanlarda bu çatışmanın ve şiddetin bitmesi için Kürt ve Türk evlatlarının yaşamını yitirmemesi için, siyasi iradelerimizin cezaevleri yerine bugün bu alanda olması için, Selahattinlerin, Figenlerin, Leylaların, Ayşe Gökhanların, Nazmi Gürlerin, Ali Ürkütlerin bugün bizim olduğumuz bu alanlarda olması için, süren sürecin başarıya ulaşması için burdayız.

Dünya yeniden şekilleniyor. Bütün ülkeler artık geçmişini gözden geçirerek daha demokratik bir düzen ve zemin yaratmak zorundadır. Türkiye de değişime gebe bir süreci yaşıyor. Artık ülke olarak eski korkularla, yasaklarla, eski dille bu süreci yönetemeyiz.

'ÇERÇEVE YASA NET OLMALI, CESUR OLMALI'

Türkiye'nin içerisinde yaşadığı kriz ve kaostan çıkışın yolu var. Çıkışın yolu bellidir. Biz bu kaos ve krizden çıkışın yolu eşit, adil, demokratik bir düzenden geçiyor. Kürt meselesi çözülmeden hukuk eksik kalır, demokrasi yarım kalır, ekonomi kırılgan olur. Geçmişimizle yüzleşmeliyiz. Kürt'ün yüz yıldır hak harama mücadelesine artık kulak vermeliyiz. Alevilerin inanç hakkına, emekçilerin alın terine artık kulak vermek zorundayız. Her tarihsel çözümün bir başlangıcı vardır. İşte o başlangıç bugündür. Bu tarihsel aralıkta ilerlememiz için cesur olmamız gerekiyor. Bakın, bugün siyasetin en acil görevi nedir? Çerçeve bir yasa çıkarmaktır. Çerçeve yasa açık olmalıdır. Net olmalıdır. Cesur olmalıdır. Herkesin güvenle dönebileceği, kimsenin kapıdan çevrilmeyeceği, ayrımcılığa, keyfiliğe yer bırakmayan bir hukuk kurmalıdır. Yasa dağdan, cezaevinden, sürgünden demokratik siyasete dönüşün yolunu açmalıdır.

'SİLAH YAKANLAR HÂLÂ DÖNEMEDİ'

Bir yıl önce biz de Süleymaniye'de silahların yakıldığı o törende bulunduk. Bir yıl önce silahlar yakıldı ama o silahı yakanlar hâl' ülkeye dönemediler. Bir yıl kaybettik. Artık bu süreci daha fazla ertelemeden, daha fazla oyalamadan, daha fazla uzatmadan bir çözüme kavuşturmamız gerektiğini bir kez daha dile getiriyoruz. Hiç kimse ama hiç kimse barışın kapısından çevrilmemelidir. Hiç kimse ‘şu döner, bu dönemez’ dememelidir. Çerçeve yasa demokratikleşmenin anahtarıdır.

Bu yasayla eğer ilk düğmeyi doğru iliklersek yolumuz demokratik bir düzene, demokratik bir cumhuriyete çıkar. Ama daha yasa çıkmadan şu döner, bu gelir, diğeri gelemez, diğeri yargılanır, diğeri barışın kapısından geçemez dediğimiz zaman en baştan düğmeyi yanlış ilikleriz.

ABDULLAH ÖCALAN’IN ÖZGÜRLÜĞÜ

Biraz önce sinevizyonda Sayın Abdullah Öcalan'ın mesajını da gördünüz. Bu sürecin kalbinde bir isim var; savaşı durduracak, silahları devreden çıkaracak tek bir muhatap var. O da Sayın Abdullah Öcalan'dır. Sayın Abdullah Öcalan cezaevinde 27 yıl geçirdi. Bu 27 yıl içerisinde ısrarla barıştan, diyalogdan, Türkiye'nin demokratik geleceğinden bahsetti. Elinden gelen bütün çabayı ortaya koydu. Dolayısıyla bu savaşı durdurabilecek bu sorunun tek muhatabı olan Sayın Öcalan'ın bu saatten sonra tecritte olması, 12 metrekarelik bir hücrede olması kabul edilemez. Artık Sayın Öcalan'la Türkiye halkları arasındaki duvarları kaldırmak, Sayın Öcalan'la Kürtler, kadınlar, Aleviler, emekçiler arasındaki duvarları kaldırarak Sayın Öcalan'ın Türkiye halklarıyla buluşmasını sağlayacak bir sürecin içerisindeyiz.

‘UMUT HAKKI’ OLMADAN BARIŞ OLMAZ

Sayın Öcalan'ın özgür yaşam, özgür çalışma, toplumla buluşma koşullarının bu saatten sonra ertelenmesi için herhangi bir gerekçe yoktur. Umut hakkı tanınmadan barış olmaz. Umut olmadan toplumsal barış olmaz. Umut halkı bu halkın geleceğe yürüme hakkıdır. Dolayısıyla bu süreci oyalamadan yokuşa sürmeden bir an önce mecliste özel yasa için atılacak adımları hızlandırıp bir an önce kaos kriz yaratmak isteyen bu süreç karşıtı provokasyonlar yaratmak isteyenler karşısında barışı inşa etmemiz gerekiyor." (MA)

Kaynağa Git

İlgili Haberler