2019’da Kemal Kılıçdaroğlu döneminde Halk TV’yi Deniz Baykal’ın kızı Aslı Baykal’dan satın alan Cafer Mahiroğlu, Halk TV'nin "CHP'den 80 milyon lira aldığı" iddiasına yanıt verdi. Aslı Baykal'ın Halk TV'nin sahibi olduğu dönemde Halk TV'nin CHP'ye aylık 100 bin dolar fatura kestiğini anlatan Mahiroğlu, Kemal Kılıçdaroğlu'nun Genel Başkan olduğu dönemde sözleşme yenilemek için CHP yönetimi ile görüştüğünü, kanala her gün bir CHP milletvekilinin çıkarılmasının istenmesi nedeniyle hali hazırdaki anlaşmayı yenilemeyi reddettiğini ifade etti.
"Ben satın aldığımda Halk TV, CHP’ye aylık 100 bin ABD doları karşılığı faturalı hizmet veriyordu. Ben bu anlaşmayı bozdum ve yeniledik" sözlerini kaydeden Mahiroğlu, "Benim aylık giderim 700-800 bin dolar civarında CHP’ye kesilen faturalar en fazla yüzde 5’ini karşılamıştır. CHP ile ideolojik değil ticari bir angajman var, İyi Parti ile de ticari bir anlaşma yapabilirim" dedi.
Özgür Özel'in yönetime gelmesinin ardından sözleşmenin bir kez daha değiştirilerek yenilendiğini anlatan Mahiroğlu, "Biz CHP ile Ocak 2024’ye yeni sözleşme yaptık. Yapılan yeni sözleşme aylık 1,5 milyon TL oldu. Ancak o günkü dolar kuru 29,66 TL idi. Yani CHP’ye kesilen aylık fatura bedeli yaklaşık 50 bin dolardı. Bugünkü kurdan aylık bedel 32 bin dolar civarıdır" sözlerini kaydetti.
CHP'nin 38. Olağan Kurultayı hakkında verilen 'mutlak butlan' kararının ardından Kemal Kılıçdaroğlu'nun yönetime atanması üzerine bu sözleşmeyi de feshettiğini anlatan Mahiroğlu, "Onlar geldikten sonra fatura kesmeyi bıraktım çünkü onların yayınlarını yapmıyorum. Yapmadığım yayınların faturasını kesemem ki" ifadelerini kullandı.
Kemal Kılıçdaroğlu ve yönetiminin baskısına maruz kaldığını ifade eden Mahiroğlu, "Açıkça bize 'Bizi destekleyin yoksa gereği yapılır' diyorlar. Size röportaj veren Kemal Bey’in yakın yardımcısının söylediği “devlet aklı” sözüne inanmışlar ve çok güveniyorlar" açıklamasında bulundu.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, 10 Haziran 2025’te Cafer Mahiroğlu "ihaleye fesat karıştırma" suçlamasıyla hakkında yakalama kararı çıkardı. O zamandan beri Londra'da yaşayan ve Türkiye'ye dönmeyen Mahiroğlu, T24'den Cansu Çamlıbel'in sorularını yanıtladı. Çamlıbel'in söyleşisinden öne çıkanlar şöyle:
"Açıkça bize 'Bizi destekleyin yoksa gereği yapılır' diyorlar"
-Kemal Bey’in tehdit ve şantajına maruz kaldığınızı söylediniz. “Butlan kararıyla” geri döndükten sonra sizinle temas kurdu mu? Kurduysa ne talep etti?
Evet, benimle direkt değil ama dolaylı temas kuruldu. Yakınlarım, eski arkadaşlarım ya da bana yakın kişiler üzerinden mesaj yollandı. “Kemal Bey’le birlikte oldukları an” beni arayacakları haberini yolladılar. Reddettim. Yakın çevreme, tüm bu girişim ve iletilen mesajların Kemal Bey’in talimatı ve bilgisi dahilinde olduğunu aktardılar. Kendilerini desteklememiz karşılığında maddi ve manevi destek vereceklerini ilettiler. Nüfuz edecekleri yerler olduğunun mesajını yolladılar.
Sokaktan alamadıkları meşruiyeti bizden alacaklarını sanan sığ bir kadro CHP’yi esir aldığı gibi bizim de Kemal Bey’in esiri olmamızı istiyorlar. Bu kadar özgüvenleri var ve neden olduğunu biz bilmiyoruz. Ama bu kadar bir yerlere güveniyorlar belli ki. Açıkça bize “Bizi destekleyin yoksa gereği yapılır” diyorlar. Size röportaj veren Kemal Bey’in yakın yardımcısının söylediği “devlet aklı” sözüne inanmışlar ve çok güveniyorlar. Böyle bir algıyı korkuya dönüştürerek partilerine hâkim olmaya çalışıyorlar. Ben bu izlenimi edindim.
-Ali Haydar Fırat ve Tolgahan Erdoğan gibi Kemal Bey’e yakın isimlerin sizin Halk TV için CHP’den 80 milyon TL aldığınız iddiası var. Mahkeme kararıyla göreve geri getirildikten sonra sürekli bu konuyu gündeme getiriyorlar. Dolayısıyla CHP’nin defterlerine hâkim olduktan sonra bir bilgiyle konuştukları gibi bir izlenim doğuyor. Halk TV, CHP’den bu miktarda toplu bir para aldı mı?
Ona yanıt verebilmek için biraz geriye gitmem lazım. Ben 2019’da Halk TV’yi aldıktan sonra Kemal Bey ile bir görüşme yaptık. Ondan sonra ise Tuncay Özkan ve Bülent Kuşoğlu ile oturduk CHP’nin kanalla ticari anlaşmasına dair detayları bana onlar anlattı. Hatta orada bir kişi daha vardı ama siyasetin doğrudan içinden biri olmadığı için ismini vermeyeceğim. Bana onlar detayları anlattı çünkü ben kanalı satın alırken defterlerine bakmamıştım. Kiminle ne ilişkisi var bilmiyordum. Onlar bana daha önce yapılmış olan anlaşmayı anlattı. Ve dediler ki “Biz bütün grup toplantılarımızı koşulsuz şartsız canlı vereceksin. Bizim genel başkan yardımcılarımızın açıklamalarını koşulsuz şartsız canlı vereceksin. Bizim sözcümüzün açıklamasını canlı vereceksin.” Bunların üzerine bir de Tuncay Özkan akşam her tartışma programında CHP’den vekil çıkartılmasını istedi. Ben de orada “dur” dedim. “Bu işe bu kadar müdahil olmazsınız” dedim.
-“Her akşam CHP’li bir milletvekili mutlaka canlı yayında olsun” mu istenildi?
“Her akşam” demedi, genel konuştu. Ben buna itiraz ettim, o nedenle de benden önce yapılmış olan anlaşmayı bozdum. Hani şimdi hala konuşuyorlar ya listelerden bahsediyorlar ya CHP’den gönderilen…kesinlikle böyle bir şey yok. Halk TV’yi ben aldıktan sonra hiçbir şekilde benim kararlarım dışında, CHP Genel Merkez’inin talimatıyla kimse çıkmamıştır ekrana. Ama sonuçta benden daha önce yapılmış olan anlaşmanın diğer kısımları için anlaşmayı yeniledik. Ticari bir anlaşmadan bahsediyoruz, fatura kesiliyor ve hizmet veriliyor. Uydunun vesaire parası veriliyor.
"Ben aldığımda Halk TV CHP’ye aylık 100 bin dolar fatura kesiyordu, 2023’te aylık kesilen tutar 62 bin dolardı"
-Siz satın aldığınızda CHP ile Halk TV arasında var olan ticari anlaşmanın aylık tutarı neydi?
Ben satın aldığımda Halk TV, CHP’ye aylık 100 bin ABD doları karşılığı faturalı hizmet veriyordu. Ben bu anlaşmayı bozdum ve yeniledik. Söylediğim itiraz nedeniyle.
Benim aylık giderim 700-800 bin dolar civarında CHP’ye kesilen faturalar en fazla yüzde 5’ini karşılamıştır
CHP ile ideolojik değil ticari bir angajman var, İyi Parti ile de ticari bir anlaşma yapabilirim
-Ne zaman anlaşmanızı yenilediniz?
Aslında onlar bozdu anlaşmayı 2023’te. Biliyorsunuz o zaman Medyadan Sorumlu olan Genel Başkan Yardımcısı Eren Erdem ile çok sorunlar yaşadık, kamuoyuna da yansıdı. Temmuz 2023’te CHP ile anlaşma feshedildi. Kılıçdaroğlu yönetimiyle anlaşma kapsamında 2023 yılında 1 milyon 120 bin TL fatura kesiyorduk. Son fatura tarihinde dolar kuru 18 TL idi. Yani yaklaşık 62 bin dolar ediyordu. Ama benim aylık giderim zaten 700-800 bin dolar civarında. Yani o dönemde Halk TV’nin aylık gelirinin sadece yüzde 5’i CHP’ye kesilen faturadan geliyormuş. Benim gelirim çok şeffaf kardeşim. Kurumsal faturaların toplamından gelen geliri de giderini karşılıyor. Zaten detaylar da devletin elindedir. Kaç kuruş faturayı kime kestiğimi bilirler. Ayrıca şu an da gelirim giderimi karşılıyor. Devlet de bunu biliyor. Sonuçta burada bir ticari bir angajman var, ideolojik bir angajman yok. Ben ticari ve hukuki bir anlaşma İYİ Parti ile de yapabilirim.
"Özgür Özel yönetimiyle Ocak 2024’te sözleşme yaptık, bugünkü kurdan aylık 32 bin dolar civarındadır"
- “Devlet gelirimi giderimi biliyor” kısmına geleceğim. Ama önce şurayı netleştirelim; Haziran 2023’te CHP ile anlaşmanız feshedildikten sonra Kasım 2023’te Özgür Özel yönetimi geldikten sonra yeni bir anlaşma yapmadınız mı?
Yaptık. Özgür Özel yönetimi Kasım 2023’te geldi. Biz CHP ile Ocak 2024’ye yeni sözleşme yaptık. Yapılan yeni sözleşme aylık 1,5 milyon TL oldu. Ancak o günkü dolar kuru 29,66 TL idi. Yani CHP’ye kesilen aylık fatura bedeli yaklaşık 50 bin dolardı. Bugünkü kurdan aylık bedel 32 bin dolar civarıdır.
"Mutlak butlandan sonra sözleşmeyi feshettim"
-Şu an bu anlaşma devam ediyor mu? Yani Kılıçdaroğlu ekibi mahkemenin “butlan” kararı ile geri getirildikten sonra sözleşme devam etti mi?
Hayır, ben feshettim bu sefer sözleşmeyi. Benim aslında hukuki olarak fatura kesmeye devam etmek hakkım. Ama onlar geldikten sonra fatura kesmeyi bıraktım çünkü onların yayınlarını yapmıyorum. Yapmadığım yayınların faturasını kesemem ki. “Yayın” derken haberleri kastetmiyorum. Çünkü onların da haberini yapıyoruz normal olarak. Ama onların yöneticilerinin açıklamalarını, basın toplantılarını falan canlı yayında vermiyoruz. Vermeyeceğim için fatura kesmeyi de bıraktım.
"80 milyon TL’nin hesabını yapabilmeleri için beş sene geriye gitmeleri lazım yani kendi dönemlerine"
-O halde Kılıçdaroğlu yönetiminin İletişim Koordinatörü Ali Haydar Fırat’ın ima ettiği 80 milyon TL hadisesi tam olarak nedir çözebildiniz mi? Bu paranın Özgür Özel döneminde CHP kasasından doğrudan Halk TV’ye aktarıldığını mı söylemeye çalışıyor yoksa aylık ödemelerin toplamından mı bahsediyor?
Ben neye göre hesapladıklarını bilmiyorum. Ama size kestiğim faturalar normalde ticari sır olmasına rağmen şeffaf biçimde anlattım. CHP’ye aylık 1 ila 1,5 milyon TL kesilen fatura üzerinden 80 milyonun hesabı yapılabilir. Bu toplamı bulabilmeleri için 5 yıl geriye gitmeleri gerekiyor. Beş buçuk senede kesilen faturaların toplamı olabilir ancak 80 milyon TL. Bu kadar abesle iştigal iddia olur mu?
Kardeşim sen kendin yapmışsın sözleşmeyi. Senin Genel Başkan’ın Kılıçdaroğlu’nun benim 2019’da satın aldığım kanalla aylık 100 bin dolarlık sözleşmesi var. Bu sözleşmeye göre yayın saati satın alıyorsun. Bu ticari bir olaydır. Televizyonun kuralı budur. Sen şimdi kafana göre 80 milyonu nasıl buluyorsun? Herhalde beş senedir kesilen bütün faturaları toplayarak buluyorsun! Böyle saçma bir şey olur mu ya? Türkiye'deki medya kuruluşlarının hepsi reklamla ve yaptıkları sponsorluk anlaşmalarıyla geçiriyor. Bunu bir tek Halk TV yapıyormuş gibi gündeme getirmek ayıp.
-Kılıçdaroğlu’nun ekibi neyi ne maksatla gündeme getiriyor ayrı konu ama Halk TV’nin CHP ile anlaşmasının içeriği herkesin merak ettiği bir konu.
Ya bakın İYİ Parti de önerdi bana sözleşme yapmayı. Ya da ben Vestel’den de reklam almışım.
"İBB’nin bana verdiği tek reklam yoktur ama Kanal 7 İBB reklamlarıyla ihya olmuştur"
-Peki siz Ekrem İmamoğlu döneminde İBB’den hiç hibe aldınız mı ya da İBB’ye bizzat fatura kestiniz mi?
Hiç almadım. İBB bana bir kere hava durumu yayını verdi. Fatura karşılığı 16 bin TL idi. Ama ben üçüncü ya da dördüncü reklamdan sonra “Almayın bunu kardeşim” dedim. Onun dışında İBB’nin bana verdiği tek bir reklam yoktur. Ama mesela Tayyip Bey’in Kanal 7’si İBB reklamlarıyla ihya olmuştur. Bana kuruş vermemişlerdir kardeşim. Çıkaracaklar. Eğer İBB’den benim kanalıma bir kuruş gelmişse ortaya koyacak bunu söyleyen, karnından konuşmayacak. Gelmedi kardeşim.
-Gelseydi almaz mıydınız?
Bakın size daha ilginç bir şey söyleyeyim. Bunu halktv.com.tr geçen hafta haber de yaptı. CHP’nin seçim dönemindeki 730 milyonluk reklam giderinden bana gelen 10 milyon TL, Star’a giden 30 milyon TL, Fox’a giden 35 milyon TL. Bunu neden görmüyorlar kardeşim? Sosyal kültür mafyaları bunu niye görmüyor?
Liberaller, bu ülkeyi seven ulusalcılar, solcular bunu niye görmüyor da devamlı Halk TV'ye vuruyorlar? Tutturmuşlar bir “Cafer editörlere karışıyor”. Bunu diyenler CHP’nin en büyük reklam bütçesini başka kanallara ayırdığı gerçeğini görmezden geliyor ama.
Halk TV satılacak mı?
-Şöyle bir dedikodu var son günlerde siyasi kulislerde dolaşan; CHP ile sözleşmenizi feshettiğiniz için ve hakkınızda da yakalama kararı varken ticari olarak çok sıkışmışsınız ve maaşları ödeyemeyecek durumdaymışsınız. Hatta hükümete aracılarla mesaj gönderiyormuşsunuz. Birkaç içinde havlu mu atmak zorunda kalabilir misiniz? Satacak mısınız Halk TV’yi?
Böyle saçma sapan şeyleri nasıl muhatap alayım ben? Ya kardeşim ben 7-8 yıldır yaşatıyorum Halk TV’yi. Cafer Mahiroğlu yaşadığı sürece, ölmediği sürece, bir Allah'ın kulu bu kanala dokunamaz. Kimsenin bu kanalı ne almaya parası ne de almaya cesareti yeter.
-Yakın zamanda satmanız için bir teklif aldınız mı? Hangi rakama satışı düşünürsünüz?
Bunu sürekli söylüyorlar. Aldığımdan beri 7 yıl oldu, hala buradayım. Şimdi de tutturmuşlar “CHP’den para alıyordu, şimdi alamaz” diye. Size bütün rakamları verdim. CHP yayın saati satın almasından kaynaklanan gelir, toplam giderimizin yüzde 5’i bile değil. Olsa ne olur olmasa ne olur? Ama sorunuza cevap vereyim; ben yaşadığım sürece Halk TV’yi satın alacak bir güç var, ne de bir para miktarı yeter.
-El koyarlarsa punduna getirip…
O başka bir şey. Ölebilirsin de kardeşim o zaman. Adamı asacaklarmış, sehpaya çıkmış, cellat boynuna ipi geçirmiş ve “Son isteğin nedir?” diye sormuş. Adam “Allah beterinden saklasın” demiş. Cellat “Sen manyak mısın? Öleceksin biraz sonra, beteri mi kalmış?” demiş. Üç kere tekrarlanmış bu diyalog. Sonra cellat tam tekmeyi vuracakken bir atlı geçmiş “İdamlar durduruldu. Bundan sonra herkes idam yerine kazığa oturtulacak” diye bağırarak. Sorunuza dönersem; devlet el koyarsa kanala zaten yapacak bir şey yok ki.
Ali Haydar Fırat'a 'hakkını helal et' dedi mi?
-Ali Haydar Fırat'ı görüşmeye davet edip, "Biz Ekrem İmamoğlu, Murat Ongun ve ben senin yönetimde olmanı istemedik. Hakkını helal et" dediniz mi?
Bu deli saçması iddia tamamen yalandır. Böyle bir görüşme ya da böyle bir konuşma kesinlikle olmamıştır. Bu iftirayı ortaya atan müptezelin elinde tek bir delil varsa ortaya koyması gerekir. Bu yalanın hangi amaçla söylendiğini anlamakta zorlansam da Halk TV’yi hedef gösterip tetikçilik yapma görevini üstlendiği net ve açıktır. Kendisine bu görevinde başarılar diliyor. Ey müptezel sözünün değeri kalmadı da bir noktada çocuklarının şerefini düşün bari.