Ana içeriğe geç

Her deneme bir çentik

Halis Ulaş’ın kitabı ‘Çentik’in en güzel yanı şu: Son sayfayı kapattığınızda aklınızda yalnızca Ulaş’ın çentikleri kalmıyor. Dönüp kendi yaşamınıza bakıyorsunuz. Nerelerde eksildiniz, nerelerde çoğaldınız, hangi izler sizi bugüne getirdi....

Her deneme bir çentik
Evrensel
16

Günümüzde psikiyatri ya da psikoloji alanında çalışan birçok kişinin, hastaları ya da danışanlarıyla biriktirdiği deneyimleri kitaplaştırmasına sıkça tanık oluyoruz. Bu kitapların sinema ve diziye uyarlanması da artık oldukça yaygın. Hatta bunun başlı başına bir yayın piyasası oluşturduğunu söylemek mümkün. Belki de insanlar, kendilerinden bir parça bulabilecekleri hikayeleri okumayı seviyor.

Oysa bir aydın ya da akademisyen de olsa; yalnızca mesleki yaşamında karşılaştıklarıyla gelişmez. Yıllar boyunca aldığı -ve verdiği- eğitimin yanı sıra dinlediği masallarla, okuduğu romanlarla, sevdiği ezgilerle, tanıklık ettiği tarihsel ve toplumsal olaylarla, kurduğu dostluklarla dönüşür. Tıpkı bir harman gibi…

Bir psikiyatr arkadaşım var ki onun zihninde ve yüreğinde yalnızca temas ettiği hastalarının ya da danışanlarının değil; yüzlerce yüzün, sesin, sözün ve yaşanmışlığın izi olduğunu düşünüyorum. Gerçek eşitlik, demokrasi ve özgürlük mücadelesinin içinden tanıdığım yol arkadaşlarımdandır kendisi. “Kendi meşrebince attığı çentikler” de tam olarak bu izler olsa gerek.

Dahasını anlatmak beni aşar; şimdi söz onun kitabında.

Evet, kitabımızın adı Çentik. Yazarı dostum Halis Ulaş. A7 Kitap etiketiyle haziran 2025’te yayımlanan eser, 256 sayfa boyunca okuru düşünsel ve duygusal bir yolculuğa çıkarıyor.

Dili nasıl mı?

Bir gülüp,

Sanki ahşap bir masanın etrafında dostlarla oturmuşuz. Ilık bir bahar akşamı… Ağaçlar, kuşlar, kelebekler… Bir an gülüyoruz, bir an hüzünleniyoruz. Demlerden seslere, yüzlerden izlere, oradan da düşlere uzanan uzun bir sohbetin içindeyiz. Üstelik bütün bu anlatılar kitabı atfettiği dokuz yaşındaki oğlu Deniz Barış Ulaş’ın çizimleri ve “çentik” yazısı ile ayrı bir derinlik kazanıyor. Yani atıftan öte bir baba oğul kitabı çentik.

Kokudan şaraba, bellek oyunlarından çayın yolculuğuna çıkarıyor bizi Halis Ulaş. Yol boyunca Ahmet Kaya’yı da dinliyoruz, Ruhi Su’yu da; Neşet Ertaş’ı da bir ırgat türküsünü de… Senfoniler eşliğinde marşlar söylüyor, bazen de imgelerin arasında suskun notalarda kalıyoruz. Bunlar benim sözcüklerimden çok kitaptaki çentikler.

Okuduğumuz her deneme çocukluğumuzdan, yoksulluklarımızdan ve insanlığımızdan yeni izler bırakıyor; dünümüze, bugünümüze ve geleceğimize küçük çentikler atıyor.

Ölümü yaşamla, savaşı barışla anlatabilen bir yazar Halis Ulaş. Çünkü kendi yaşamı da bunun tanığı. Kamuoyunun “Barış Akademisyenleri” olarak tanıdığı, “Bu Suça Ortak Olmayacağız” bildirisine imza atan akademisyenlerden biri. Bu nedenle 2018 yılında, ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanı olarak görev yaptığı Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesinden ihraç edildi. 2024 yılında mahkeme kararıyla üniversitesine döndü. Geçen yıllar boyunca ise ne bilim üretmekten ne de yazmaktan vazgeçti. Mitolojiden tarihe, müzikten edebiyata uzanan geniş kültürel birikimiyle denemelerini yazmayı sürdürdü.

Kitaptaki denemelerin neredeyse tamamını ilk yayımlandıkları dönemde Evrensel gazetesi Ege ekinde okumuştum. Gözden geçirilmiş ve yeniden düzenlenmiş hallerini ise Halis’in “Eksik doğduğum bu dünyada kaybettiğim tamlığı yeniden sağlayabileceğim yanılsamasıyla” sözünü aklımda tutarak bir kez daha okudum.

Çentik’i, yalnızca gazetede yayımlanmış yazıların bir araya getirildiği bir kitap olmaktan çıkaran şey; “dünya gergefinde kendi meşrebince attığı çentikleri” bizimle paylaşırken kurduğu edebi dili bilimsel berraklıkla buluşturabilmesi sanıyorum.

Halis’in denemelerinde yalnızca keyifli bir yolculuk yapmadım; yeni şeyler de öğrendim. “İçimizdeki İrlandalılar”ı ilk ondan duydum. Yan yana yaşadığım halde farkına varamadığım kimi kültürel farklılıkları onun denemelerinde anlamlandırdım. Üstelik bunları akademik bir ders ciddiyetiyle değil; bazen bir şiirin dizelerinde, bazen tanıdık bir türkünün hikayesinde anlattı. Her anlatı belleğimdeki çentikleri biraz daha derinleştirdi. Ya da doğrusu, benim kendi meşrebimce alabildiğim kadarını…

Gazetede yayımlandığında da severek okuduğum denemelerden birini kitapta yeniden okumak, yaşamı daha çok anlamlandırmam gerektiğini bana bir kez daha hatırlattı. “İnsan ne zaman ölür?” diye sorup cevabını “İnsan ne zaman ölmez?” sorusuyla veren o denemeden söz ediyorum. Hatta itiraf edeyim; bir an magazinel başlıklara özendim.

Flaş! Flaş! Flaş!

Tomris Uyar, 26 Mart’ı neden “ölmeme günü” ilan etti? Bunun cevabı hangi denemede saklı?

Bazı kitaplar yalnızca anlatır; bazıları ise okurunda iz bırakır. Çentik, adını tam da buradan alıyor.

Her deneme zamana atılmış küçük ama silinmeyen bir işaret; toplumsal belleğe düşülmüş bir not, hafızaya kazınmış bir kayıt gibi.

Belki de kitabın en güzel yanı şu: Son sayfayı kapattığınızda aklınızda yalnızca Halis Ulaş’ın çentikleri kalmıyor. Dönüp kendi yaşamınıza bakıyorsunuz. Nerelerde eksildiniz, nerelerde çoğaldınız, hangi izler sizi bugün olduğunuz insana dönüştürdü…

Ve fark ediyorsunuz ki, aslında her hayat biraz da kendi meşrebince atılmış çentiklerin toplamı.

Kaynağa Git

İlgili Haberler