Ana içeriğe geç

Trafikte kaza yapma riskini e naza indirecek 35 maddelik kapsamlı güvenlik rehberi

Trafikte can güvenliği için uygulanması gereken güvenli sürüş teknikleri ve trafik kazasını önleme yolları bu rehberde bir araya geliyor. Yeni nesil elektrikli araç bakımı ve sürüş ipuçlarıyla yollarda her an güvende kalın.

Trafikte kaza yapma riskini e naza indirecek 35 maddelik kapsamlı güvenlik rehberi
Karar
16

Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM) Trafik Başkanlığı verileri ve sürüş uzmanlarının analizleri doğrultusunda Türkiye genelinde sürücülerin ve yolcuların karayollarında can güvenliğini korumak amacıyla 35 hayati kuraldan oluşan kapsamlı bir trafik güvenliği rehberi hazırlandı.

İstanbul başta olmak üzere tüm şehirlerde kaza yapma ihtimalini en aza indirmeyi hedefleyen çalışma, geleneksel motorlu taşıtların yanı sıra popülerliği hızla artan elektrikli araç sahiplerine yönelik özel önlemleri de detaylıca ele alıyor.

UYKUSUZLUK VE YETERSİZ BAKIM KAZALARA DAVETİYE ÇIKARIYOR

Sürücülerin uykusuz şekilde direksiyon başına geçmesi büyük riskleri beraberinde getiriyor.

Yapılan araştırmalar, 18 saat boyunca uykusuz araç kullanmanın, vücutta 0.05 promil alkollü araç kullanmakla eşdeğer bir etki yarattığını gösteriyor.

Uyku eksikliği sürücülerin reflekslerini yavaşlatıyor, karar alma süreçlerini bozuyor ve çevre farkındalığını köreltiyor.

Bununla birlikte, yola çıkmadan önce araçların motor yağı seviyesi, antifriz durumu, lastik basınçları ve fren balataları gibi temel unsurların sadece 5 dakika ayrılarak kontrol edilmesi gerekiyor.

Özellikle yağmurlu havalarda yıpranmış lastiklerle seyahat etmek büyük tehlike oluştururken, lastik diş derinliğinin 1.6 milimetre (mm) sınırının altına düşmesi durumunda ıslak zemindeki fren mesafesi ciddi oranda uzuyor.

KISA MESAFEDE BİLE EMNİYET KEMERİ HAYAT KURTARIYOR

Trafik istatistikleri, kazaların çok büyük bir bölümünün sürücülerin evlerine yakın, her gün sıklıkla kullandıkları tanıdık güzergahlarda gerçekleştiğini ortaya koyuyor.

Kısa mesafe gerekçesiyle emniyet kemerinin takılmaması, kazaların en yoğun yaşandığı bu alanlarda sürücüleri savunmasız bırakıyor.

Güvenli bir sürüş için okul önleri, park çevreleri ve mahalle içleri gibi çocukların yoğun bulunduğu alanlarda hızın önemli ölçüde düşürülmesi önem arz ediyor.

Saatte 30 kilometre ile saatte 50 kilometre hız arasındaki fark küçük görünse de bir yayaya çarpma anında ölüm ihtimali, yüksek hızda kat kat daha fazla oluyor.

Sürücülerin geri manevra yaparken sadece arka kameralara ve park sensörlerine güvenmemesi, alçak engelleri, eğimleri veya kör noktalardaki küçük çocukları gözle de kontrol etmesi gerekiyor.

Kavşaklardaki ölümcül kazaların önüne geçmek için ise yeşil ışık yandığı anda hemen hareket etmeyip, kırmızı ışık ihlali yapabilecek diğer araçlara karşı sağa ve sola bakarak birkaç saniye beklemek hayati bir önlem olarak öne çıkıyor.

HIZLI SEYİRDE ANİ DİREKSİYON KIRMAK FACİAYA YOL AÇABİLİR

Yüksek hızlarda seyrederken aniden yola çıkan canlılara karşı soğukkanlılığı korumak gerekiyor.

Saatte 80-90 kilometrenin üzerindeki hızlarda aniden yola çıkan kedi veya köpek gibi hayvanlardan kaçmak için sert direksiyon hamleleri yapmak, aracın kontrolünün tamamen kaybedilmesine ve hem sürücünün hem de trafikteki diğer araçların hayatının tehlikeye girmesine yol açıyor.

Bu gibi durumlarda yavaşlama imkanı varsa manevra yapılması, aksi halde düz gidilmesi tavsiye ediliyor.

Trafikte güvenliği sağlamanın bir diğer temel kuralı olan 3 saniyelik takip mesafesi, öndeki aracın geçtiği bir noktadan en az 3 saniye sonra geçilmesini öngörüyor.

Bu süre yağmurlu havalarda 6 saniyeye çıkarılmalı.

Şehir içi kazalarının merkez üssü olan kavşaklarda, geçiş hakkı sürücüde olsa bile hızın düşürülmesi ve tüm yönlerin kontrol edilmesi gerekiyor.

Sürücülerin 15-20 saniye sonrasını tahmin ederek alan farkındalığını geniş tutması önem taşıyor; çünkü saatte 90 kilometre hızla giden bir aracın tamamen durabilmesi için en az 9-10 saniyelik bir mesafeye ihtiyaç duyuluyor.

İLK YAĞMURDAKİ GİZLİ TEHLİKE ASFALTI KAYGANLAŞTIRIYOR

Yol tabelalarında yer alan hız limitleri sadece ideal hava ve yol koşullarında uygulanabilecek maksimum sınırları belirtiyor.

Yağmurlu, karlı, sisli havalarda ve köprü üzerindeki seyahatlerde bu limitlerin esnetilmesi gerekiyor.

Özellikle uzun süren kuraklığın ardından başlayan ilk yağmur, asfaltta biriken yağ tabakasını çözerek yolu beklenmedik şekilde kaygan bir hale getiriyor.

Sürücülerin dönüş yapmadan önce mutlaka sinyal vermesi, durma veya duraklama durumlarında ise dörtlü flaşörleri yakması güvenlik açısından zorunluluk taşıyor.

Çift sıra park etmek, kavşak üzerinde durmak veya yol ortasında yolcu beklemek gibi kural ihlali hareketleri arkadan gelen araçlar için ani engeller oluşturuyor.

Herhangi bir kaza durumunda ise araç hareket edebiliyorsa hemen yol kenarına alınmalı; hareket etmiyorsa reflektörler olabildiğince uzak bir mesafeye yerleştirilerek sürücü ve yolcular can güvenliği için bariyerlerin arkasında beklemeli.

CEP TELEFONU VE UYGUNSUZ AYAKKABI PEDAL HAKİMİYETİNİ BOZUYOR

Direksiyon başındayken sürücülerin dikkatini dağıtacak her türlü eylemden kaçınması gerekiyor.

Seyir halindeyken cep telefonuna bakmak, mesaj göndermek, radyoda kanal aramak veya torpido gözünü karıştırmak gibi anlık hareketler felaketle sonuçlanabiliyor.

Araç kullanımı esnasında tercih edilen ayakkabılar da sürüş güvenliğini doğrudan etkiliyor; terlikler, topuklu ayakkabılar veya kalın tabanlı botlar gaz ve fren pedallarında kayma riski oluşturuyor.

Kavşaklara yaklaşırken sarı ışığın bir geçiş izni değil, durma uyarısı olduğu bilinciyle hareket edilmeli ve hızlanmaktan kaçınılmalı.

Şerit değiştirme işlemlerinde sadece dikiz ve yan aynalara güvenilmemeli, aynaların göstermediği kör noktaları kontrol etmek adına dönüş yönündeki omuz üzerinden kısa bir bakış atılmalı.

Trafikte diğer sürücülerin sizi gördüğü veya kurallara uyacağı yönündeki varsayımlarla değil, her zaman en kötü senaryoya karşı ihtiyatla hareket edilmesi gerekiyor.

Dışarıdan park veya geçiş için yönlendirme yapan kişilerin işaretlerine körü körüne güvenilmeyerek son kontrol her zaman sürücü tarafından yapılmalı.

TRAFİKTE VARSAYIMLARLA DEĞİL İHTİYATLA HAREKET EDİN

Yolculuk esnasında sürücüsünün güven vermediği, tehlikeli kullanıldığı veya alkollü olunduğu fark edilen toplu taşıma, taksi veya tanıdık araçlarından gerekirse kibar bir bahane bulunarak inilmesi can güvenliği açısından büyük önem taşıyor.

Kullanılan aracın yapısal özelliklerinin ve sınırlarının bilinmesi de sürüş kalitesini belirliyor.

Spor amaçlı taşıt (SUV) ve yüksek gövdeli araçların ağırlık merkezleri yukarıda yer aldığı için virajlarda devrilme riskleri daha fazla oluyor; ayrıca yük taşıyan araçların fren mesafelerinin daha uzun olduğu unutulmamalı.

Uzun yolculuklarda olası tehlike durumlarına karşı emniyet şeridi veya yol omzu gibi alternatif kaçış alanlarının önceden gözlemlenmesi gerekiyor.

Ehliyet sahibi olmak tam anlamıyla usta bir sürücü olmak anlamına gelmediği için Türkiye genelinde hizmet veren özel sürüş okullarından profesyonel savunmacı sürüş eğitimi alınması tavsiye ediliyor.

Araç satın alma aşamasında ise sadece dış görünüme değil, Avrupa Yeni Araba Değerlendirme Programı (Euro NCAP) gibi bağımsız kuruluşların çarpışma testi performanslarına bakılması gerekiyor.

Otobanlarda ise sol şeridin sadece geçiş amaçlı olduğu unutulmamalı, yavaş giderek trafik akışı tehlikeye atılmamalı ve trafikte yaşanan olumsuz durumlar kişisel algılanmayarak soğukkanlı kalınmalı.

ELEKTRİKLİ ARAÇLARDA SESSİZLİK VE ANLIK TORK REHBERİ

Yeni nesil ulaşım araçları arasında yer alan elektrikli otomobiller, kendilerine has sürüş dinamikleri sebebiyle ek güvenlik önlemleri gerektiriyor.

Bu araçlar düşük hızlarda tamamen sessiz çalıştıkları için yayalar, bisikletliler ve görme engelliler tarafından fark edilemeyebiliyor.

Bu nedenle araçlarda yer alan Sesli Araç Uyarı Sistemi (AVAS) özelliğinin her zaman aktif tutulması ve yaya geçitlerinde ekstra yavaşlanması önem taşıyor.

Elektrikli motorların ürettiği anlık yüksek tork gücü, gaza basıldığı anda tekerleklere iletildiği için ıslak ve kaygan zeminlerde ani hızlanmalar kontrol kaybına neden olabiliyor.

Gaz pedalının kademeli olarak kullanılması sürüş emniyetini artırıyor.

Araçlarda yer alan ve gazdan ayak çekildiğinde bataryayı şarj eden rejeneratif frenleme sistemi hızlı bir yavaşlama sağlasa da bu esnada stop lambaları her zaman yanmayabiliyor; bu yüzden arkada yakın takip yapan araçlar varsa normal fren pedalına basılarak arkadaki sürücüler uyarılmalı.

Ayrıca lityum iyon bataryaların ömrünü korumak adına günlük şarj oranının yüzde 20 ile yüzde 80 arasında tutulması öneriliyor.

Bataryanın tamamen biterek yolda kalması hem trafiği olumsuz etkiliyor hem de güvenlik riski doğuruyor, bu yüzden yolculuk öncesi şarj planlaması eksiksiz yapılmalı.

BATARYA YANGINLARINDA KLASİK SÖNDÜRÜCÜLER YETERSİZ KALIYOR

Elektrikli araçların karıştığı kazalarda, dışarıdan herhangi bir hasar görünmese bile batarya hücrelerinde iç hasar meydana gelebiliyor.

Bu durum saatler sonra bile ani yangınlara yol açabileceği için kaza sonrasında araca elle dokunulmamalı ve yetkili teknik ekipler beklenmeli.

Olası kimyasal sızıntılara karşı da temastan kaçınılmalı.

Sürücülerin, kara taşıtları sigortası (KASKO) şirketlerine elektrikli araç sahibi olduklarını önceden bildirmesi, özel kurtarma prosedürleri açısından önem taşıyor.

Lityum iyon batarya yangınları çok yüksek sıcaklıklara ulaştığı ve klasik yangın söndürme tüpleriyle söndürülemediği için kapalı otopark gibi alanlarda çıkan yangınlarda hemen tahliye işlemleri başlatılarak itfaiyeye haber verilmeli.

Açık alandaki yangınlarda ise çevredeki insanlar en az 15-20 metre uzaklıkta tutulmalı.

Elektrikli araçların güvenlik yazılımları, batarya yönetim sistemleri ve sürücü destek asistanları üreticiler tarafından kablosuz (OTA) güncellemelerle yenilendiği için bu güncellemelerin geciktirilmeden yapılması gerekiyor.

Son olarak, kapalı garajlarda veya bodrum katlarında yapılan şarj işlemlerinde olası duman birikmesine karşı alanın iyi havalandırılması, alışılmadık bir koku veya ısı fark edildiğinde hemen müdahale edilmesi ve kesinlikle orijinal olmayan veya hasarlı şarj kablolarının kullanılmaması hayati önem taşıyor.

Kaynağa Git

İlgili Haberler