Ana içeriğe geç

Konkordatodan çıkışın yolu yeniden yapılandırma olmalı

Günümüz iş dünyasında finansal darboğaza giren ve doğru çıkış yolunu bulmakta zorlanan pek çok şirket, kendisini kritik bir yol ayrımında bulmaktadır: Konkordato mu, yoksa finansal yeniden yapılandırma mı? Konkordato sadece bir mola olabilirken, finansal yeniden yapılandırma doğru yola girme planıdır.

Konkordatodan çıkışın yolu yeniden yapılandırma olmalı
Dünya Gazetesi
16

OPTİMUM A.Ş. Finansal Yönetim Danışmanı M. CENGİZ GÖĞEBAKAN

Çoğu zaman bir kurtuluş re­çetesi gibi algılanan kon­kordato, aslında tek başına kalıcı çözüm sağlayan bir mekaniz­ma değildir. Stratejik bir çıkış planı ile desteklenmediği durumlarda, işletmenin ticari ve finansal hareket alanını daraltan bir sürece dönüşebilir.

Konkordato, özü itibarıyla, borç ödeme dengesi bozulan ancak faaliyetlerini sürdürme potansiyeli bulunan şirketlere zaman kazandıran geçici bir koru­ma mekanizması olabilir. Ancak bu mekanizmanın başarıya ulaşması, doğru zamanda ve doğru stratejiy­le finansal yeniden yapılandırma (FYY) sürecine bağlanabilirse mut­lu sona ulaşılabilir.

Sadece mahkeme koruması­na güvenmek, şirketi ticari piya­sadan uzaklaştırabilir; tedarikçi, müşteri ve finansal kesim nezdin­de güven kaybını derinleştirebilir. Gerçek çözüm, bu geçici kalkanın ardına saklanmak değil; konkor­datonun kalıcı bir çözüm olmadı­ğını bilerek onu bir köprü olarak kullanmak ve uygun zamanda fi­nansal yeniden yapılandırma ze­minine geçebilmektir.

Şirket ebıtda üretebiliyor mu?

Genellikle sanıldığının aksine, konkordato talep eden her firma “batık” değildir. Bu süreçteki pek çok şirket faaliyetlerini sürdür­mekte, satış yapabilmekte ve be­lirli ölçüde nakit üretmeye devam etmektedir.

Temel sorun çoğu zaman ope­rasyonel başarısızlık değil; borç yükünün, mevcut nakit üretim hı­zını aşmış olması ve vade uyum­suzluğudur. Bu noktada konkor­dato, bir çıkış süreci değil; finansal dengenin yeniden kurulması için kazanılan kritik bir zamandır. An­cak bu zaman doğru kullanılmaz­sa, çıkış imkânı çöküş riskine dö­nüşebilir.

Konkordato, iş dünyasında çoğu zaman bir “son çare” ya da “çıkmaz sokak” olarak algılanır. Oysa doğru yönetildiğinde, şirketler için yal­nızca bir koruma mekanizması de­ğil, stratejik bir yeniden yapılanma fırsatına hazırlık aşaması olarak da kullanılabilir.

Konkordato sürecinde asıl ba­şarı, bu koruma kalkanının altın­dan ne zaman ve nasıl çıkılacağı ve sürecin hangi aşamada FYY’ye dö­nüştürüleceği ile ölçülür.

Burada temel tercih şudur: So­runu yalnızca alacaklıların sırtı­na yükleyerek ticari itibarı zedele­mek mi, yoksa faaliyete devam ede­rek, nakit üreterek ve güçlenerek süreçten çıkmak mı? Bu tercih, iş­letmenin yaklaşımına ve süreci yö­netme kabiliyetine bağlıdır.

Bu noktada en güçlü çıkış strate­jilerinden biri, finansal yeniden ya­pılandırma sürecine geçiştir. Kon­kordato geçici bir “savunma me­kanizması” ise, FYY bir “iyileşme ve yeniden yapılanma” hamlesidir.

Bu noktada kritik olan, konkor­dato ile sağlanan geçici korumanın kendi başına bir çözüm gibi görül­memesi, bu sürenin, şirketi FYY’ye hazırlayan stratejik bir geçiş dö­nemi olarak değerlendirilmesidir. Aksi halde konkordato ile kazanı­lan zaman, işletmeyi kalıcı çözüme taşıyan bir fırsat olmaktan çıkar; şirketin ticari ve finansal hareket alanını daraltan bir kaos sürecine dönüşebilir.

Savunmadan atağa geçiş: Finansal yeniden yapılanma

Konkordato sürecine giren bir şirket, bu süreçten nasıl çıkar ve yeniden sağlıklı bir finansal yapı­ya nasıl kavuşur? Bu sorunun ce­vabı çoğu zaman finansal yeniden yapılandırma sürecine geçişte yat­maktadır.

Her konkordato talep eden fir­ma ekonomik anlamda “batık” de­ğildir. Ancak nakit akış uyumsuz­luğu giderilmez, konuya yalnızca finansal bir sorun olarak bakılır ve operasyonel, kurumsal ve or­ganizasyonel yeniden yapılanma adımları atılmazsa, şirketin yeni­den temerrüde düşme riski arta­caktır. Bu süreçte şirketler çoğu zaman faaliyetlerine devam eder, nakit üretmeye çalışır, pazarını korumaya gayret eder. Bu durum, aynı zamanda faaliyetlerin ticari kurallar çerçevesinde sürdürüle­bilirliği için yeni bir altyapı oluş­turma fırsatı da yaratır. Konkorda­to süreci, doğru yönetildiğinde bir “çöküş süreci” değil; finansal den­genin yeniden kurulduğu bir geçiş süreci olarak değerlendirilmelidir.

Sarfinazar / feragat: Çıkışın ilk adımı

Konkordato sürecinden çıkışın hukuki ve pratik yolu, şirketin ko­ruma süresi içinde tedarikçiler ve finansal kesimle yeniden uzlaş­ma zemini oluşturmasıdır. Bu ze­minin sağlanması halinde şirket, bankaların desteği ve kendi ira­desiyle konkordato talebinden fe­ragat ederek FYY sürecine geçişi planlayabilir.

Ancak bu adım tek başına bir çö­züm değildir. Feragat kararı, ancak eş zamanlı olarak finansal yeniden yapılandırma, işletme sermaye­si ihtiyacı ve borç servis planı ile desteklenirse anlamlı ve güvenli bir adıma dönüşür. İşte bu noktada FYY devreye girer.

Neden finansal yeniden yapılandırmaya geçilir?

Konkordato sürecinin ilk amacı zaman kazanmaktır. Ancak şirket toparlanmaya başladığında; piya­sa borçları için anlaşmalar sağlan­dığında, nakit akışı tamamen ol­masa bile kısmen düzene girdiğin­de, hammadde alımları ve imalat süreçleri iyileşmeye başladığında ihtiyaç değişir. Artık temel ihtiyaç yalnızca koruma değil, sürdürüle­bilir bir finansal yapı kurmaktır. FYY’ye geçişin en temel nedeni; fi­nansal esneklik sağlanması, borç vadelerinin şirketin nakit akışı­na uygun hale getirilmesi ve ban­ka desteğinin yeniden tesis edil­mesidir.

FYY kapsamında vade uzatı­mı, faiz indirimi, ek kredi des­teği gibi imkânlar sağlanabilir.

FYY kapsamındaki yapılan­dırmalarda, kredilerin tamamı­nın kapatılmaması ve vade so­nunda firmaya rotatif işletme sermayesi limiti tanımlanarak faaliyetlerine devam etmesi­nin sağlanması, sürecin en önemli unsurlarından biridir.

Böylece şirketin yalnızca ayakta kalması değil; kârlılık içinde ve sürdürülebilir şekil­de faaliyetlerine devam edebil­mesi, borç servisini yapabilmesi ve finansal yapısını yeniden dengeye kavuşturması mümkün hale gelir.

FYY’ye geçiş için kritik koşullar

Konkordato sürecindeki her fir­ma her zaman FYY’ye geçemez. Bu geçişin doğru zamanda kurgulan­ması ve planlanması gerekir. Geçiş için belirli finansal ve operasyonel eşiklerin oluşması gerekmektedir.

1Nakit akışı pozitif olmalıdır: Tedarikçilerle uzlaşma sağla­narak faaliyetlerin devam etme­si temin edilmiş olmalıdır. Şirket finansal olarak zarar üretmeye devam ediyor olabilir ancak artık operasyonel zarar üretmemelidir. Makul sürelerde borcun yöneti­lebilir hale gelmesi, ortakların bu süreçte istekli ve iradeli bir tutum sergilemesi gerekir. Alacaklılar ve bankalar açısından en temel kri­terlerden biri budur.

2Operasyonel ve kurumsal ya­pılandırma başlamış olmalı­dır: FYY sürecinin başarılı olabil­mesi için yalnızca borç vadesinin uzatılması yeterli değildir. Şirke­tin operasyonel yapısı, mali disip­lini, tahsilat kabiliyeti, raporlama düzeni ve yönetim organizasyonu da yeniden ele alınmalıdır.

3 Borç yapısı mali kesim ağırlık­lı olmalıdır: Eğer borcun ağır­lıklı kısmı finansal kuruluşlara ait ise, yani toplam borç içerisinde fi­nansal kesime yönelik borçlar be­lirgin bir ağırlığa sahipse, FYY sü­reci çok daha anlamlı ve yönetile­bilir bir yapı kazanacaktır. Buna karşılık borçların büyük ölçüde ti­cari alacaklılara yayılmış olduğu durumlarda, FYY tek başına yeter­li olmayabilir. Bu durumda teda­rikçi mutabakatları ve ticari borç ödeme planlarıyla sürecin destek­lenmesi gerekir.

Sonuç: Konkordato bir köprüdür

Konkordato kalıcı bir çözüm de­ğildir. Doğru kullanıldığında bir geçiş aracıdır.

Net çerçeve şu şekilde kurula­bilir:

●Konkordato, savunma meka­nizmasıdır.

●FYY, iyileşme ve yeniden yapı­lanma mekanizmasıdır.

Geçiş aşaması olarak kullanılan konkordato, işletmeyi geçici ola­rak hayatta tutar. Finansal yeni­den yapılandırma ise şirketin ye­niden ayağa kalkmasının altyapı­sını sağlar.

Yakın geçmişteki uygulama örnekleri

Nitekim 2019-2020 döneminde, T.Bankalar Birliği bünyesinde ve bankaların katılımıyla yürütülen çalışmalar kapsamında, bu uygulamaların başarılı sonuçları görülmüştür. Belirtilen dönemde, finansal kesime yaklaşık 40,9 milyar TL riski bulunan, dönemin ortalama kurlarıyla yaklaşık 7,78 milyar USD tutarında borçluluğa sahip 2 bin 96’sı tüzel kişi olmak üzere toplam 3 bin 595 firma ve kişi konkordato başvurusunda bulunmuştur.

Aynı dönem içerisinde toplam 1032 firma ve kişi, konkordato sürecinden çıkarak yapılandırma kapsamına alınmıştır. Yapılandırılan borçlulara ait varlık-borç takası ve farklı tahsilat yöntemleriyle yaklaşık 14,7 milyar TL, dönemin ortalama kurlarıyla yaklaşık 2,80 milyar USD tutarında risk yapılandırılmıştır.

Bu süreçte, borçluların bir kısmı konkordatodan sarfınazar ederek FYY kapsamında yapılandırılmış; faaliyetlerine devam etmeleri, ekonomiye ve istihdama katkı sunmaları sağlanmıştır. Bu yönüyle finansal sektör açısından da verimli sonuçlar doğuran bir uygulama deneyimi yaşanmıştır.

Özetle, 2019-2020 döneminde yürütülen çalışmalarla firmaların faaliyet koşullarına ve nakit akışına uygun şekilde yapılandırılmak suretiyle faaliyetlerini devam ettirilmeleri ve/veya alternatif ödeme araçlarıyla fon yaratarak borçlarını çevirebilmeleri ve ödeme gücüne kavuşmaları mümkün olabilmiştir.

Bu süreçlerin ortak akılla yönetilmesi sayesinde, konkordatoya girmiş bazı firmaların yeniden ekonomiye kazandırılması sağlanabilmiştir. ( Bu vesile ile, anılan çalışmalara yön ve destek verenler ile emek veren meslektaşları minnetle anmak görevdir.)

Kritik konu: Ne zaman geçiş yapılmalı?

En önemli stratejik karar şudur: “Konkordatodan ne zaman sarfınazar edilmeli?” Bu sorunun cevabı, şirketin artık yalnızca korunmaya değil, yapılandırılmaya ihtiyaç duyduğu aşamada aranmalıdır. Erken çıkış risklidir. Şirket, yeterli finansal mutabakat sağlanmadan yeniden temerrüt riskiyle karşı karşıya kalabilir. Geç çıkış veya konkordato sürecinde gereğinden fazla kalmak ise fırsat kaybına yol açabilir. Bu durum bankalar ve ticari piyasa nezdinde güven kaybını artırabilir ve FYY için uygun müzakere zeminini zayıflatabilir. Bu nedenle doğru zamanlama, sürecin başarısını belirleyen en kritik unsurlardan biridir.

Kaynağa Git

İlgili Haberler