OPTİMUM A.Ş. Finansal Yönetim Danışmanı M. CENGİZ GÖĞEBAKAN
Çoğu zaman bir kurtuluş reçetesi gibi algılanan konkordato, aslında tek başına kalıcı çözüm sağlayan bir mekanizma değildir. Stratejik bir çıkış planı ile desteklenmediği durumlarda, işletmenin ticari ve finansal hareket alanını daraltan bir sürece dönüşebilir.
Konkordato, özü itibarıyla, borç ödeme dengesi bozulan ancak faaliyetlerini sürdürme potansiyeli bulunan şirketlere zaman kazandıran geçici bir koruma mekanizması olabilir. Ancak bu mekanizmanın başarıya ulaşması, doğru zamanda ve doğru stratejiyle finansal yeniden yapılandırma (FYY) sürecine bağlanabilirse mutlu sona ulaşılabilir.
Sadece mahkeme korumasına güvenmek, şirketi ticari piyasadan uzaklaştırabilir; tedarikçi, müşteri ve finansal kesim nezdinde güven kaybını derinleştirebilir. Gerçek çözüm, bu geçici kalkanın ardına saklanmak değil; konkordatonun kalıcı bir çözüm olmadığını bilerek onu bir köprü olarak kullanmak ve uygun zamanda finansal yeniden yapılandırma zeminine geçebilmektir.
Şirket ebıtda üretebiliyor mu?
Genellikle sanıldığının aksine, konkordato talep eden her firma “batık” değildir. Bu süreçteki pek çok şirket faaliyetlerini sürdürmekte, satış yapabilmekte ve belirli ölçüde nakit üretmeye devam etmektedir.
Temel sorun çoğu zaman operasyonel başarısızlık değil; borç yükünün, mevcut nakit üretim hızını aşmış olması ve vade uyumsuzluğudur. Bu noktada konkordato, bir çıkış süreci değil; finansal dengenin yeniden kurulması için kazanılan kritik bir zamandır. Ancak bu zaman doğru kullanılmazsa, çıkış imkânı çöküş riskine dönüşebilir.
Konkordato, iş dünyasında çoğu zaman bir “son çare” ya da “çıkmaz sokak” olarak algılanır. Oysa doğru yönetildiğinde, şirketler için yalnızca bir koruma mekanizması değil, stratejik bir yeniden yapılanma fırsatına hazırlık aşaması olarak da kullanılabilir.
Konkordato sürecinde asıl başarı, bu koruma kalkanının altından ne zaman ve nasıl çıkılacağı ve sürecin hangi aşamada FYY’ye dönüştürüleceği ile ölçülür.
Burada temel tercih şudur: Sorunu yalnızca alacaklıların sırtına yükleyerek ticari itibarı zedelemek mi, yoksa faaliyete devam ederek, nakit üreterek ve güçlenerek süreçten çıkmak mı? Bu tercih, işletmenin yaklaşımına ve süreci yönetme kabiliyetine bağlıdır.
Bu noktada en güçlü çıkış stratejilerinden biri, finansal yeniden yapılandırma sürecine geçiştir. Konkordato geçici bir “savunma mekanizması” ise, FYY bir “iyileşme ve yeniden yapılanma” hamlesidir.
Bu noktada kritik olan, konkordato ile sağlanan geçici korumanın kendi başına bir çözüm gibi görülmemesi, bu sürenin, şirketi FYY’ye hazırlayan stratejik bir geçiş dönemi olarak değerlendirilmesidir. Aksi halde konkordato ile kazanılan zaman, işletmeyi kalıcı çözüme taşıyan bir fırsat olmaktan çıkar; şirketin ticari ve finansal hareket alanını daraltan bir kaos sürecine dönüşebilir.
Savunmadan atağa geçiş: Finansal yeniden yapılanma
Konkordato sürecine giren bir şirket, bu süreçten nasıl çıkar ve yeniden sağlıklı bir finansal yapıya nasıl kavuşur? Bu sorunun cevabı çoğu zaman finansal yeniden yapılandırma sürecine geçişte yatmaktadır.
Her konkordato talep eden firma ekonomik anlamda “batık” değildir. Ancak nakit akış uyumsuzluğu giderilmez, konuya yalnızca finansal bir sorun olarak bakılır ve operasyonel, kurumsal ve organizasyonel yeniden yapılanma adımları atılmazsa, şirketin yeniden temerrüde düşme riski artacaktır. Bu süreçte şirketler çoğu zaman faaliyetlerine devam eder, nakit üretmeye çalışır, pazarını korumaya gayret eder. Bu durum, aynı zamanda faaliyetlerin ticari kurallar çerçevesinde sürdürülebilirliği için yeni bir altyapı oluşturma fırsatı da yaratır. Konkordato süreci, doğru yönetildiğinde bir “çöküş süreci” değil; finansal dengenin yeniden kurulduğu bir geçiş süreci olarak değerlendirilmelidir.
Sarfinazar / feragat: Çıkışın ilk adımı
Konkordato sürecinden çıkışın hukuki ve pratik yolu, şirketin koruma süresi içinde tedarikçiler ve finansal kesimle yeniden uzlaşma zemini oluşturmasıdır. Bu zeminin sağlanması halinde şirket, bankaların desteği ve kendi iradesiyle konkordato talebinden feragat ederek FYY sürecine geçişi planlayabilir.
Ancak bu adım tek başına bir çözüm değildir. Feragat kararı, ancak eş zamanlı olarak finansal yeniden yapılandırma, işletme sermayesi ihtiyacı ve borç servis planı ile desteklenirse anlamlı ve güvenli bir adıma dönüşür. İşte bu noktada FYY devreye girer.
Neden finansal yeniden yapılandırmaya geçilir?
Konkordato sürecinin ilk amacı zaman kazanmaktır. Ancak şirket toparlanmaya başladığında; piyasa borçları için anlaşmalar sağlandığında, nakit akışı tamamen olmasa bile kısmen düzene girdiğinde, hammadde alımları ve imalat süreçleri iyileşmeye başladığında ihtiyaç değişir. Artık temel ihtiyaç yalnızca koruma değil, sürdürülebilir bir finansal yapı kurmaktır. FYY’ye geçişin en temel nedeni; finansal esneklik sağlanması, borç vadelerinin şirketin nakit akışına uygun hale getirilmesi ve banka desteğinin yeniden tesis edilmesidir.
FYY kapsamında vade uzatımı, faiz indirimi, ek kredi desteği gibi imkânlar sağlanabilir.
FYY kapsamındaki yapılandırmalarda, kredilerin tamamının kapatılmaması ve vade sonunda firmaya rotatif işletme sermayesi limiti tanımlanarak faaliyetlerine devam etmesinin sağlanması, sürecin en önemli unsurlarından biridir.
Böylece şirketin yalnızca ayakta kalması değil; kârlılık içinde ve sürdürülebilir şekilde faaliyetlerine devam edebilmesi, borç servisini yapabilmesi ve finansal yapısını yeniden dengeye kavuşturması mümkün hale gelir.
FYY’ye geçiş için kritik koşullar
Konkordato sürecindeki her firma her zaman FYY’ye geçemez. Bu geçişin doğru zamanda kurgulanması ve planlanması gerekir. Geçiş için belirli finansal ve operasyonel eşiklerin oluşması gerekmektedir.
1Nakit akışı pozitif olmalıdır: Tedarikçilerle uzlaşma sağlanarak faaliyetlerin devam etmesi temin edilmiş olmalıdır. Şirket finansal olarak zarar üretmeye devam ediyor olabilir ancak artık operasyonel zarar üretmemelidir. Makul sürelerde borcun yönetilebilir hale gelmesi, ortakların bu süreçte istekli ve iradeli bir tutum sergilemesi gerekir. Alacaklılar ve bankalar açısından en temel kriterlerden biri budur.
2Operasyonel ve kurumsal yapılandırma başlamış olmalıdır: FYY sürecinin başarılı olabilmesi için yalnızca borç vadesinin uzatılması yeterli değildir. Şirketin operasyonel yapısı, mali disiplini, tahsilat kabiliyeti, raporlama düzeni ve yönetim organizasyonu da yeniden ele alınmalıdır.
3 Borç yapısı mali kesim ağırlıklı olmalıdır: Eğer borcun ağırlıklı kısmı finansal kuruluşlara ait ise, yani toplam borç içerisinde finansal kesime yönelik borçlar belirgin bir ağırlığa sahipse, FYY süreci çok daha anlamlı ve yönetilebilir bir yapı kazanacaktır. Buna karşılık borçların büyük ölçüde ticari alacaklılara yayılmış olduğu durumlarda, FYY tek başına yeterli olmayabilir. Bu durumda tedarikçi mutabakatları ve ticari borç ödeme planlarıyla sürecin desteklenmesi gerekir.
Sonuç: Konkordato bir köprüdür
Konkordato kalıcı bir çözüm değildir. Doğru kullanıldığında bir geçiş aracıdır.
Net çerçeve şu şekilde kurulabilir:
●Konkordato, savunma mekanizmasıdır.
●FYY, iyileşme ve yeniden yapılanma mekanizmasıdır.
Geçiş aşaması olarak kullanılan konkordato, işletmeyi geçici olarak hayatta tutar. Finansal yeniden yapılandırma ise şirketin yeniden ayağa kalkmasının altyapısını sağlar.
Yakın geçmişteki uygulama örnekleri
Nitekim 2019-2020 döneminde, T.Bankalar Birliği bünyesinde ve bankaların katılımıyla yürütülen çalışmalar kapsamında, bu uygulamaların başarılı sonuçları görülmüştür. Belirtilen dönemde, finansal kesime yaklaşık 40,9 milyar TL riski bulunan, dönemin ortalama kurlarıyla yaklaşık 7,78 milyar USD tutarında borçluluğa sahip 2 bin 96’sı tüzel kişi olmak üzere toplam 3 bin 595 firma ve kişi konkordato başvurusunda bulunmuştur.
Aynı dönem içerisinde toplam 1032 firma ve kişi, konkordato sürecinden çıkarak yapılandırma kapsamına alınmıştır. Yapılandırılan borçlulara ait varlık-borç takası ve farklı tahsilat yöntemleriyle yaklaşık 14,7 milyar TL, dönemin ortalama kurlarıyla yaklaşık 2,80 milyar USD tutarında risk yapılandırılmıştır.
Bu süreçte, borçluların bir kısmı konkordatodan sarfınazar ederek FYY kapsamında yapılandırılmış; faaliyetlerine devam etmeleri, ekonomiye ve istihdama katkı sunmaları sağlanmıştır. Bu yönüyle finansal sektör açısından da verimli sonuçlar doğuran bir uygulama deneyimi yaşanmıştır.
Özetle, 2019-2020 döneminde yürütülen çalışmalarla firmaların faaliyet koşullarına ve nakit akışına uygun şekilde yapılandırılmak suretiyle faaliyetlerini devam ettirilmeleri ve/veya alternatif ödeme araçlarıyla fon yaratarak borçlarını çevirebilmeleri ve ödeme gücüne kavuşmaları mümkün olabilmiştir.
Bu süreçlerin ortak akılla yönetilmesi sayesinde, konkordatoya girmiş bazı firmaların yeniden ekonomiye kazandırılması sağlanabilmiştir. ( Bu vesile ile, anılan çalışmalara yön ve destek verenler ile emek veren meslektaşları minnetle anmak görevdir.)
Kritik konu: Ne zaman geçiş yapılmalı?
En önemli stratejik karar şudur: “Konkordatodan ne zaman sarfınazar edilmeli?” Bu sorunun cevabı, şirketin artık yalnızca korunmaya değil, yapılandırılmaya ihtiyaç duyduğu aşamada aranmalıdır. Erken çıkış risklidir. Şirket, yeterli finansal mutabakat sağlanmadan yeniden temerrüt riskiyle karşı karşıya kalabilir. Geç çıkış veya konkordato sürecinde gereğinden fazla kalmak ise fırsat kaybına yol açabilir. Bu durum bankalar ve ticari piyasa nezdinde güven kaybını artırabilir ve FYY için uygun müzakere zeminini zayıflatabilir. Bu nedenle doğru zamanlama, sürecin başarısını belirleyen en kritik unsurlardan biridir.