Ana içeriğe geç

Washington-Tahran hattı! Çözülmesi zor bir düğüm

Uluslararası medyadan derlenen bilgilere göre, ABD ile İran arasında uzun süredir donmuş olan ilişkilerde sınırlı bir yumuşama sinyali görülürken, yaptırım sisteminin karmaşıklığı ve hukuki-siyasi engeller nedeniyle kapsamlı bir normalleşmenin kısa vadede zor olduğu değerlendiriliyor.

Washington-Tahran hattı! Çözülmesi zor bir düğüm
Haber Global
16

ABD ile İran arasında uzun süredir donmuş durumda olan diplomatik ilişkilerde son dönemde dikkat çekici bir yumuşama sinyali ortaya çıktı. Taraflar arasında varıldığı belirtilen geçici mutabakat, İran’a yönelik bazı ekonomik yaptırımların kısa süreliğine gevşetilmesini öngörüyor. Ancak uzmanlara göre bu adım, on yıllardır biriken yaptırım sisteminin çözülmesi anlamına gelmiyor; aksine, bu yapının ne kadar karmaşık ve kırılgan olduğunu yeniden gündeme taşıyor. Washington yönetimi, sınırlı süreli bir düzenleme ile İran’ın petrol ve petrokimya ihracatına belirli ölçüde izin verirken, bunun kapsamlı bir normalleşme anlamına gelmediği özellikle vurgulanıyor. Söz konusu adımın İran ekonomisine kısa vadede milyarlarca dolarlık bir nefes alanı açabileceği belirtilse de, uzun vadeli yaptırım mimarisinin çözülmesinin çok daha zor olacağı ifade ediliyor.

40 YILLIK YAPTIRIM

İran’a yönelik yaptırımların kökeni 1979 İran Devrimi sonrası ABD–İran krizine kadar uzanıyor. O tarihten bu yana, nükleer program, bölgesel politikalar ve bazı silahlı gruplarla ilişkiler gerekçe gösterilerek ABD, Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler tarafından çok katmanlı bir yaptırım sistemi inşa edildi. Bugün gelinen noktada bu sistem yalnızca yürütme kararlarıyla değil, aynı zamanda ABD Kongresi tarafından çıkarılmış yasalarla da destekleniyor. Bu durum, yaptırımların kaldırılmasını teknik bir işlem olmaktan çıkarıp, doğrudan siyasi ve hukuki bir mücadele alanına dönüştürüyor. Uzmanlara göre, yaptırımlar artık tek bir merkezden yönetilen bir politika değil; finans, enerji, sigorta, deniz taşımacılığı ve bankacılık gibi birçok sektöre yayılmış karmaşık bir ağ hâline gelmiş durumda.

HUKUKİ VE SİYASİ ENGELLER

ABD’li eski yetkililer ve yaptırım uzmanları, mevcut yapının kısa sürede ortadan kaldırılmasının mümkün olmadığını belirtiyor. Çünkü yaptırımların önemli bir kısmı başkanlık kararnameleriyle değil, doğrudan Kongre yasalarıyla yürürlüğe girmiş durumda. Bu nedenle bir ABD başkanı bazı yaptırımları kaldırabilse bile, özellikle İran’la bağlantılı olduğu iddia edilen bazı örgütlere yönelik kısıtlamalar gibi kritik başlıkların değişmesi için Kongre onayı gerekiyor. Washington’daki siyasi atmosfer göz önüne alındığında, bunun ciddi bir dirençle karşılaşacağı değerlendiriliyor. Ayrıca ABD Hazine Bakanlığı’na bağlı Yabancı Varlıkları Kontrol Ofisi’nin (OFAC), yaptırım listelerinden binlerce kişi ve kurumu çıkarmasının bile en az bir yıl sürebileceği ifade ediliyor.

RİSKTEN KAÇINMA

Yaptırımların yalnızca devletler arası bir mesele olmadığı, özel sektör üzerinde de derin etkiler yarattığı vurgulanıyor. Uluslararası bankalar, sigorta şirketleri ve enerji devleri, İran ile iş yapma konusunda son derece temkinli davranıyor. Yaptırımların gevşetilmesi durumunda bile şirketlerin hemen İran pazarına dönmesi beklenmiyor. Bunun temel nedeni, yalnızca hukuki riskler değil, aynı zamanda itibar kaybı ve geçmişte yaşanan ağır para cezaları. ABD’de yürürlükte olan “Terörizmin Sponsorlarına Karşı Adalet Yasası” (JASTA) gibi düzenlemeler, şirketlerin İran ile dolaylı bağlantı kurması durumunda bile dava riskini artırıyor. Bu da özel sektörün “bekle-gör” yaklaşımını sürdürmesine neden oluyor.

KISA VADELİ RAHATLAMA

Geçici muafiyetler İran için önemli bir ekonomik nefes alanı yaratabilir. Özellikle petrol ve petrol ürünleri ihracatındaki artış, ülkeye kısa sürede milyarlarca dolar giriş sağlayabilir. Bazı ekonomistler, yaptırımların tamamen kaldırılması durumunda İran’ın küresel enerji piyasasına daha geniş ölçekte entegre olabileceğini ve gelirlerinin ciddi şekilde artabileceğini belirtiyor. Ancak mevcut yapıda bu senaryo oldukça uzak görünüyor. İran ekonomisi, uzun yıllardır süren yaptırımlar nedeniyle finansal sistemden büyük ölçüde izole durumda. Bankacılık işlemleri sınırlı, yabancı yatırım düşük ve petrol satışları büyük oranda dar bir alıcı grubuna bağımlı.

ZOR DENGELER

Yaptırımların kaldırılması yalnızca ABD–İran ilişkilerini değil, aynı zamanda Avrupa Birliği, Rusya ve Çin gibi aktörlerin pozisyonlarını da doğrudan etkileyecek bir gelişme olarak görülüyor. Özellikle Avrupa ülkeleri, İran’ın nükleer programına ilişkin endişeler nedeniyle yaptırımların tamamen kaldırılmasına temkinli yaklaşıyor. Bu da küresel ölçekte ortak bir politika oluşturulmasını zorlaştırıyor. Değerlendirmelere göre, mevcut süreç yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda jeopolitik bir yeniden konumlanma mücadelesi anlamına geliyor.
[email protected]

Kaynak: Web Özel

Kaynağa Git

İlgili Haberler