Ana içeriğe geç

Yapay zeka korkusu büyüyor: Dolandırılmaktan endişeliler

Yapay zeka artık yalnızca iş dünyasını, eğitimi ya da teknolojiyi değil, insanların gündelik güvenlik algısını da değiştiriyor. ABD’de yapılan yeni bir ankete göre Amerikalıların en büyük yapay zeka korkusu, deepfake videolar, sahte ses kayıtları ve gerçeğe çok benzeyen dolandırıcılık yöntemleriyle hayat birikimlerini kaybetmek. FBI verileri de bu endişenin boşuna olmadığını gösteriyor.

Yapay zeka korkusu büyüyor: Dolandırılmaktan endişeliler
Hürriyet
16

Yapay zeka araçlarının hızla gelişmesi, dolandırıcıların elini de güçlendirdi. Artık sahte bir yatırım tavsiyesi, ünlü bir ismin sesiyle yapılmış gibi duyulabiliyor; bir şirket yöneticisinin görüntüsü deepfake video ile taklit edilebiliyor ya da bir aile ferdinin sesi kopyalanarak acil para isteyen sahte telefonlar hazırlanabiliyor.

ABD’de 3 binden fazla kişiyle yapılan yeni bir araştırma, halkın yapay zekaya dair en büyük korkusunun iş kaybı ya da robotların insan yaratıcılığını azaltması değil, doğrudan dolandırıcılık olduğunu ortaya koydu. Ankete katılanların yüzde 37’si, yapay zeka destekli dolandırıcılıkları en büyük üç endişesi arasında gösterdi.

Bu oran, yapay zekanın siyasi önyargı göstermesinden endişe edenlerin oranını ikiye katladı. Ankete göre yapay zekanın siyasi taraflılık yaratmasından kaygı duyanların oranı yüzde 18’de kalırken, sohbet botlarının eğitimi olumsuz etkilemesinden endişe edenlerin oranı yüzde 19 oldu. Akıllı robotların insan yaratıcılığını azaltacağı görüşü ise yüzde 24 ile daha geride kaldı.

YAPAY ZEKA TUZAĞI
FBI’ın internet suçlarıyla ilgili son raporu, Amerikalıların neden bu kadar endişeli olduğunu gösteren çarpıcı veriler içeriyor. Rapora göre geçen yıl yapay zeka bağlantılı suçlarda yaklaşık 900 milyon dolarlık kayıp yaşandı. Bu paranın üçte ikisinden fazlası, sahte yatırım fırsatlarıyla bağlantılı dolandırıcılıklardan kaynaklandı.

Dolandırıcılar, yapay zeka ile üretilmiş ünlü görüntülerini, sahte CEO konuşmalarını ya da güvenilir kişilerin taklit edilmiş seslerini kullanarak kurbanlarını ikna etmeye çalışıyor. Sosyal medyada ya da görüntülü görüşmelerde profesyonel görünümlü sahte tanıtımlar hazırlanıyor. Bu da insanların karşılaştıkları içeriğin gerçek mi yoksa yapay zeka üretimi mi olduğunu anlamasını giderek zorlaştırıyor.

FBI’ın uyarısına göre sahte yatırım kulüpleri, özellikle yapay zeka ile hazırlanmış videolar ve ses kayıtları üzerinden insanlara yüksek kazanç vaat ediyor. Gerçeğe çok benzeyen bu içerikler, kurbanlarda güven duygusu yaratıyor ve dolandırıcılığın fark edilmesini zorlaştırıyor.

Ses klonlama da en yaygın yöntemlerden biri haline geldi. Dolandırıcılar, sosyal medyadan ya da internette açık olarak bulunan kısa ses kayıtlarını kullanarak bir kişinin sesini taklit edebiliyor. Ardından bu ses, aile üyelerine ya da yakın çevreye yönelik acil para taleplerinde kullanılabiliyor.

Bu yöntem özellikle “büyükanne-büyükbaba dolandırıcılığı” olarak bilinen vakalarda öne çıkıyor. Senaryoda yaşlı bir kişiye, torununun ya da bir aile ferdinin başının dertte olduğu söyleniyor. Yapay zeka ile taklit edilen ses, durumu daha inandırıcı hale getiriyor ve mağdurdan hemen para göndermesi isteniyor.

Deepfake videolar da artık yalnızca sosyal medya tartışmalarının konusu değil. Şirketleri hedef alan büyük dolandırıcılıklarda da kullanılıyor. 2024 yılında İngiltere merkezli mühendislik şirketi Arup, sahte bir görüntülü toplantı sonrası 25,6 milyon dolar kaybetmişti. Dolandırıcılar, şirketin finans yöneticisini deepfake video ile taklit ederek sahte para transferi talimatı vermişti.

ÇOCUKLAR İÇİN ALARM
Ankette öne çıkan bir diğer başlık, yapay zekanın çocukların güvenliği üzerindeki etkisi oldu. Katılımcıların yüzde 14’ü, yapay zekanın çocukların güvenliğini tehlikeye atmasını bir numaralı endişesi olarak gösterdi. Bu kaygı özellikle 18-49 yaş aralığındaki yetişkinlerde daha belirgin şekilde öne çıktı.

Çocukların korunması alanında çalışan kuruluşlara göre üretken yapay zeka, son yıllarda kötü niyetli kişilerin en tehlikeli araçlarından biri haline geldi. 2025 yılında, yapay zeka ile üretilmiş video, görsel ve deepfake içeriklerin çocuk istismarı amacıyla kullanıldığı 1,5 milyondan fazla bildirim alındı.

Ankete katılanların yüzde 48’i, yapay zekanın çocuklar üzerinde olumsuz etkisi olduğunu düşünüyor. Bu görüş özellikle 65 yaş üstü seçmenlerde daha güçlü. Bu yaş grubundaki her üç kişiden biri, yapay zekanın çocuklar üzerinde “çok olumsuz” etkisi olduğunu söyledi.

Buna karşılık 30-49 yaş aralığındaki yetişkinler, yapay zekanın çocuklar üzerindeki etkisine daha temkinli ama daha az karamsar bakıyor. Bu grupta yalnızca yüzde 14’lük kesim etkinin “çok olumsuz” olduğunu söylerken, yine yüzde 14’lük bir kesim yapay zekanın çocuklar için “çok olumlu” etki yaratabileceğini belirtti.

Bu tablo, yapay zeka konusunda kuşaklar arasında belirgin bir algı farkı olduğunu da gösteriyor. Yaşlı seçmenler daha çok tehditleri görürken, orta yaş grubundaki bazı katılımcılar eğitim, öğrenme ve üretkenlik tarafındaki fırsatlara da dikkat çekiyor.

DAHA FAZLA DENETİM
Artan kaygılar, ABD’de yapay zeka düzenlemelerine yönelik desteği de yükseltiyor. Ankete göre seçmenlerin yüzde 58’i, yapay zeka üzerinde hükümet kontrolünün “biraz daha fazla” ya da “çok daha fazla” olması gerektiğini düşünüyor.

Daha sıkı düzenleme talebi en güçlü şekilde Cumhuriyetçi seçmenler arasında görülse de, sonuçlar yapay zeka konusunda partiler üstü bir endişe oluştuğunu ortaya koyuyor. Dolandırıcılık, çocuk güvenliği, veri gizliliği ve yanlış bilgi gibi başlıklar, farklı siyasi görüşlerden insanların ortak kaygıları arasında yer alıyor.

Amerikalıların bir diğer büyük endişesi ise kişisel verilerin güvenliği. Ankette yapay zekanın özel verileri internete sızdırması, en önemli korkulardan biri olarak öne çıktı. İnsanlar yalnızca paralarını değil, kişisel bilgilerini, seslerini, yüzlerini ve dijital kimliklerini de kaybetmekten çekiniyor.

Yapay zekanın iş dünyasındaki etkisi de listede üst sıralarda yer aldı. İnsanların bir bölümü, giderek daha fazla işin yapay zeka destekli robotlara ve otomasyon sistemlerine devredilmesinden endişe ediyor. Ancak anket, ekonomik kaygıların bile dolandırıcılık korkusunun gerisinde kaldığını gösterdi.

VERİ MERKEZİ TARTIŞMASI
Yapay zeka sistemlerinin arkasındaki dev altyapı da tartışma konusu oldu. Büyük dil modellerini eğitmek ve çalıştırmak için binlerce sunucu, grafik işlemci ve soğutma sistemiyle donatılmış dev veri merkezlerine ihtiyaç duyuluyor.

ABD genelinde sayıları giderek artan bu tesisler, yüksek enerji tüketimleri ve çevresel etkileri nedeniyle eleştiriliyor. Bazı bölgelerde veri merkezlerinin hava kirliliği, sağlık sorunları ve yerel kaynak tüketimi konusunda risk yarattığı öne sürülüyor.

Ankete katılanların yüzde 35’i, ABD’de çok fazla veri merkezi bulunduğunu düşünüyor. Bu oran, yapay zekanın artık yalnızca dijital dünyada değil, fiziksel çevrede de etkiler yarattığına yönelik algının güçlendiğini gösteriyor.

Yapay zekanın bilgi üretme biçimi de ayrı bir endişe başlığı. Katılımcıların yüzde 32’si, sohbet botlarından gelen bilgilerin yanlış olmasını en büyük kaygıları arasında gösterdi. Bu da insanların yapay zekayı kullanırken tamamen güvenmekte zorlandığını ortaya koyuyor.

Son dönemde yapılan bazı araştırmalar, sohbet botlarının kullanıcılarla fazla uyumlu yanıtlar verebildiğini ve yanlış ya da zararlı düşünceleri yeterince sorgulamayabildiğini ortaya koymuştu. Araştırmalarda, bazı yapay zeka sistemlerinin kullanıcıların hatalı ya da tehlikeli inançlarını, gerçek insanlara kıyasla daha fazla onaylama eğiliminde olduğu görüldü.

Bu durum, özellikle hassas konularda yapay zekadan tavsiye alan kullanıcılar için yeni bir risk oluşturuyor. Uzmanlara göre sorun yalnızca yanlış bilgi değil; yapay zekanın, kullanıcının zaten inandığı hatalı düşünceyi güçlendirmesi.

Ankette ayrıca yapay zeka ile gözetim ve izleme yapılmasından endişe edenlerin oranı yüzde 28 oldu. Yapay zeka şirketlerinin yeterince şeffaf olmaması ise katılımcıların yüzde 19’u tarafından önemli kaygılar arasında gösterildi.

İlginç şekilde, yapay zekanın siyasi görüşleri etkilemesi ya da eğitim üzerindeki etkisi, kamuoyunda daha çok tartışılsa da ankette alt sıralarda kaldı. Katılımcıların yalnızca yüzde 4’ü haberleri internetteki yapay zeka özetlerinden aldığını söyledi.

Buna karşılık Amerikalıların yüzde 35’i güncel olayları hâlâ yerel televizyon haberlerinden takip ettiğini belirtti. Yüzde 20’lik kesim sosyal medyayı, yüzde 13 ise haber sitelerini temel bilgi kaynağı olarak görüyor.

Ancak tüm bu tabloya rağmen, yapay zekanın medyaya güveni de sarstığı anlaşılıyor. Ankete katılanların yüzde 31’i, yapay zekanın her gün haberlerde gördüklerine duydukları güveni azalttığını söyledi.

Sonuç olarak ABD’de yapay zeka tartışması artık yalnızca “geleceğin teknolojisi” başlığıyla sınırlı değil. İnsanlar bu teknolojinin ceplerindeki parayı, çocuklarının güvenliğini, kişisel verilerini, izledikleri haberleri ve hatta çevrelerindeki yaşam alanlarını nasıl etkileyeceğini sorguluyor. En büyük korku ise çok net: Gerçeğinden ayırt edilemeyen bir yapay zeka dolandırıcılığına kapılıp hayat birikimini kaybetmek.

Kaynağa Git

İlgili Haberler