Diyarbakır– Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğü ve Kürt sorununun demokratik çözümü talebiyle Diyarbakır İstasyon Meydanı’nda düzenlenen “Özgürlük Mitingi”, bölge kentlerinden gelen binlerin katılımıyla büyük bir coşkuyla gerçekleştirildi. “Özgür Önderlikle demokratik topluma” şiarıyla düzenlenen miting, Kürt özgürlük mücadelesinde yaşamını yitirenler anısına yapılan saygı duruşu ile başladı. Alanda sık sık “Şehid namırın” ve “Bijî Serok Apo” sloganları yükseldi.
“Özgür toplum barışın tek teminatıdır”
Tertip komitesi adına açılış konuşmasını yapan DEM Parti Diyarbakır İl Eş Başkanı Abbas Şahin, “Bugün Amed’de yalnızca bir miting alanında değil, halkların ortak iradesinin ve özgürlük umudunun teminatı Önder Apo’nun özgürlüğünün haykırıldığı meydandayız” dedi. Şahin, demokratik toplumun halkların kendi kimliği, dili ve kültürüyle özgür yaşadığı bir zemin olduğunu vurgulayarak, kadınların ve emekçilerin direnişiyle kurulacak bir toplumun, barışın tek teminatı olduğunu ifade etti.
Çiğdem Kılıçgün Uçar: Bu resim barışın resmidir
Mitingde binlere seslenen DBP Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, “Sayın Abdullah Öcalan’ın görmek istediği emeğinize kurban. Bu resim barışın resmi, bu resim Sayın Öcalan’ın özgürlüğünün resmi” ifadelerini kullandı.
Kürt halkının onlarca yıldır ağır bedeller ödeyerek ülkeyi demokrasiye zorladığını belirten Uçar, “Bu ülkede barışın kurucusu olmak için zemin sürüyor. Yıllardır halkların, emekçilerin, kadınların özgürlüğü için uğraşıyoruz. İstiyoruz ki, yıllardır süren bu mücadele Türkiye halklarıyla buluşsun” dedi.
27 Şubat çağrısı: Ortak yaşam ve gelecek
Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat’ta yaptığı çağrının önemine değinen Uçar, çağrının yalnızca Kürtleri değil, tüm Türkiye halklarını kapsadığını vurguladı: “27 Şubat çağrısında bu ülkenin ortak yaşamı, ortak geleceği ve herkesin kendi kimliğiyle var olabilmesi var. Bu çağrı, Kürt karşıtlığıyla inşa edilmeye çalışılan inkarın yerine demokratik birliği inşa etme çağrısıdır. Devletin demokrasiyi esas alarak dönüşmesi çağrısıdır. Bu büyük Türkiye çağrısı, aynı zamanda bir mücadele çağrısıdır. Barışı ancak onurlu bir şekilde inşa edebiliriz.”
“Hukukun adı özgürlük olmalı”
İktidarın yasal düzenleme tartışmalarına da değinen Uçar, şöyle devam etti: “Televizyonlarda iktidar temsilcileri ‘Yasal çerçeve bir an önce Meclis’e gelsin’ diyor. Amed’den soruyoruz; kim getirecek Meclis’e? Barışın muhatabı kim? Sayın Öcalan’ın müzakere masasındaki adı konulmalı. Kürt halkı ve Ortadoğu halkları nezdinde baş müzakereci olan Sayın Öcalan’ın hukuku nedir, devlet karar vermeli. Bu hukukun adı özgürlük olmalı. Silahlar bırakıldıktan sonra bir daha kimsenin silaha başvurmayacağı hukuki bir zeminin ortaya çıkması gerekir. Kürtler bu ülkenin hukukunda yer almadığı için tutuklanıyor, belediyelerine kayyım atanıyor. Biz cezalandırılmayı değil, Türk ve Kürt halkının birbirinin güvencesi olduğu yeni bir dönemi inşa etmek istiyoruz. Bu, devletin ayağına gelmiş tarihi bir fırsattır.”
Veysi Aktaş: Tecrit, barışın önündeki engeldir
İmralı Sekreteryası'ndan Veysi Aktaş da konuşmasında yaşamını yitiren sinemacı Kadir İnanır’ı anarak, onun özgürlük ve barış mücadelesindeki duruşuna dikkat çekti. Aktaş, Abdullah Öcalan’ın bir halkın doğuşu, onuru ve demokratik çözümü simgelediğini belirterek şunları söyledi: “Önderlik, halkların geleceğidir. Tecrit ise özgürlükten korkanların başvurduğu bir yöntemdir. Tarih söylüyor; tecritle barış olmaz. Barış halkın tanınmasıdır, kimliğe ve iradeye saygıdır. O çağrı milyonların çağrısıdır. Müzakere şartlarının hazırlanması gerekiyor.”
Aktaş, alandakilere “Tecridi kabul ediyor muyuz?” diye sordu. Kitle hep bir ağızdan “Hayır” yanıtını verdi. Konuşmasını, “Barış istiyoruz ama onurlu barış istiyoruz. Çözüm istiyoruz ama demokratik çözüm istiyoruz. Bu halk teslim olmaz; barışın tasfiyeye dönmesine izin vermeyiz” sözleriyle noktaladı.
Miting, Abdullah Öcalan’ın mesajının okunması ve sanatçıların sahne performanslarıyla büyük bir coşkuyla devam etti.