Ana içeriğe geç

Kapitalizmin kanlı yarışı: Füze satışında akşam pazarı fiyatları

Kapitalist sistemin savaşı kârlı bir döngüye çevirdiğinin kanıtı Patriot’larda ortaya çıktı. Lockheed Martin, maliyeti düşürmek için yarı fiyatına yeni ACE füzesini üretiyor. Küresel çatışmalar silah baronlarına rekor siparişler getirirken, insan hayatı bir kez daha maliyet tablolarına indirgeniyor.

Kapitalizmin kanlı yarışı: Füze satışında akşam pazarı fiyatları
Odatv
16

Emperyalizmin en vahşi ve kazançlı kollarından biri olan askeri-endüstriyel kompleks, insan hayatını ve güvenliğini bir kez daha saf birer maliyet tablosuna indirgiyor. Lockheed Martin'in Farnborough Havacılık Fuarı’nda duyurduğu yeni "PAC-3 Adapted Capability Effector" (ACE) füze projesi, savaşın insanlık için bir yıkım, egemen güçler içinse sadece bir "bütçe optimizasyonu" olduğunu gözler önüne seriyor. Patriot sisteminin fırlatıcı ve radar tarafında RTX gibi diğer küresel devler görev alırken, sadece füze üretimine odaklanan Lockheed Martin’in bu hamlesi, pazar payını koruma hırsını açıkça gösteriyor.

'EKONOMİK FÜZE MODELİ'

Hızlanan silahlanma yarışı, "3. Dünya savaşı mı geliyor" yorumlarına neden olurken; ABD ordusunun bütçe verilerine göre tanesi yaklaşık 4 milyon dolara mal olan geleneksel PAC-3 MSE füzelerinin yerine, 2 milyon doların altında "ekonomik" alternatifler üretme arayışı, kapitalist sistemin savaşı sürdürülebilir bir ticari döngü olarak gördüğünün en açık kanıtı oldu. İnsanların canını koruma vaadiyle pazarlanan bu devasa sistemler, aslında silah baronlarının hisse değerlerini yükseltmek ve devletlerin savunma bütçelerindeki kar-zarar dengesini korumak için yeniden tasarlanıyor.

UCUZ ÖLÜM TEHDİTLERİNE KARŞI BÜTÇE KORUMA STRATEJİLERİ

Savaş alanlarının giderek daha düşük maliyetli insansız hava araçları ve füzelerle donatılması, egemen güçlerin "milyon dolarlık önleyicilerle ucuz hedefleri vurma" çelişkisini doğurdu. Kapitalist rasyonalite, yok olan hayatları ya da yıkılan kentleri değil; bu asimetrik savaşta eriyen stokları ve delinen savunma bütçelerini bir kriz olarak tanımlıyor.

Lockheed Martin'in bu finansal baskıyı hafifletmek için ilan ettiği 36 aylık aceleci üretim takvimi, takvimlerin aksamaması halinde 2029 yılına kadar bu ucuz füzelerin cepheye sürüleceğini gösteriyor. Bu durum, sistemin kriz anlarında ne kadar hızlı bir şekilde kâr odaklı çözümler üretebildiğini de ortaya koyuyor.

Tasarımda daha kolay temin edilen parçaların ve sadeleştirilmiş yöntemlerin tercih edilmesi, cephedeki insani riskleri azaltmayı değil, fabrikalardaki üretim bandını hızlandırarak pazar payını korumayı amaçlıyor. Teknik sınırları ve performansı tam olarak açıklanmayan bu füzeler, kapitalizmin "önce sat, sonra test et" mantığının askeri alandaki tehlikeli bir yansıması olarak karşımızda.

BÖLGESEL ÇATIŞMALARIN YARATTIĞI SİPARİŞ ÇILGINLIĞI

Dünyanın farklı coğrafyalarında devam eden savaşlar, silah tekelleri için bulunmaz birer pazar genişleme fırsatına dönüşüyor. Rusya-Ukrayna savaşı, Orta Doğu ve Körfez bölgesinde hiç bitmeyen füze diplomasisi halklar için bitmek bilmeyen bir acı anlamına gelirken; Lockheed Martin gibi şirketler için yıllık füze üretim kapasitesini 600'den 2 bine çıkarma gerekçesi oluyor.

Şirketin bu hırslı büyüme modelinin arkasındaki rakamlar da vahşi gerçeği belgeliyor: Sadece 2025 yılında 620 adet PAC-3 MSE teslimatı gerçekleştiren şirket, teslimat sayısını bir önceki yıla göre yüzde 20’den fazla artırırken, son iki yılda üretim kapasitesini ise yüzde 60’ın üzerinde büyütmeyi başardı. Nitekim şirketin Eylül 2025'te ABD ordusundan tam 1.970 adet PAC-3 MSE ve ilgili donanım için aldığı 9,8 milyar dolarlık devasa sipariş, emperyalizmin kan ve gözyaşından beslenen büyüme modelini açıkça taçlandırıyor.

Aralarında İsveç, Katar, Japonya ve Polonya’nın da bulunduğu 16 farklı ülkeye yapılan bu kitlesel silah tedariki, küresel barışı inşa etmek yerine, ulus devletleri sürekli bir silahlanma çılgınlığına mahkûm ederek bağımlılık ilişkilerini derinleştiriyor.

TEKELLERİN PAZAR KAVGASI

Savunma sektöründe yaşanan bu "maliyet savaşı", aslında kapitalizmin kendi içindeki pazar kavgasının da bir parçası. Sektöre yeni giren teknoloji girişimlerinin daha ucuz ve modüler silahlarla ihalelerden pay kapmaya çalışması, Lockheed Martin gibi geleneksel devleri kendi tekellerini korumak için fiyat kırmaya zorluyor. Üstelik bu çarka Avrupa'daki yerel ortakların da dahil edilmeye çalışılması, emperyalist paylaşım ağlarının küresel ölçekte nasıl genişletildiğini belgeliyor.

Sonuç olarak, prototip testlerinden askeri kabullere kadar sürecek olan bu 36 aylık serüven, insanlığa barış getirmeyi değil, kapitalist savaş makinesinin dişlilerini daha ucuz, daha hızlı ve daha kitlesel bir şekilde döndürmeyi vadediyor.

Odatv.com

Kaynağa Git

İlgili Haberler