Venezuela'da meydana gelen büyük depremler sırasında milyonlarca Android kullanıcısı, yer sarsılmadan yalnızca birkaç saniye önce telefonlarına deprem uyarısı aldı.
Yerel saatle çarşamba akşamı art arda meydana gelen 7,2 ve 7,5 büyüklüğündeki depremler, ülkeyi son yüzyılda vuran en güçlü sarsıntılar arasındaydı.
Yüzlerce, hatta binlerce insanın ölümüne neden olabilen bu güçlü depremlerde saniyeler öncesinde uyarı almak bile hayat kurtarmaya yetebiliyor.
Google'ın Android Deprem Uyarı Sistemi, depremin başlamasının hemen ardından oluşan ilk sismik dalgaları algılayarak, yıkıcı sarsıntılar bölgeye ulaşmadan önce kullanıcılara birkaç saniyelik kritik bir uyarı süresi kazandırıyor.
Sistem depremi nasıl algılıyor?
Deprem uyarı sistemleri deprem anında ilk algılanan P dalgaları üzerinden çok hızlı bir şekilde depremin yeri ve büyüklüğünü tahmin etmeye çalışıyor.
Bu tahmini büyüklük, saniyeler içinde gelen az sayıda veriyle hesaplandığı için hatalı olabiliyor veya gerçek büyüklüğün altında/üstünde tahmin edilebiliyor.
Bu sistemler deprem henüz büyümesini tamamlamadan ilk sinyalleri kullanıyor. Özellikle sarsıntı başladığında, deprem henüz tam enerjisini salmamış olabiliyor; bu da tahmini büyüklüğün gerçek değerden farklı çıkmasına yol açabiliyor.
Google'ın Android Deprem Uyarı Sistemi, dünya genelinde kullanılan milyarlarca Android telefondaki ivmeölçer sensörlerinden yararlanıyor.
Normalde telefonun yönünü ve hareketini algılamak için kullanılan bu küçük sensörler, depremin oluşturduğu çok küçük yer hareketlerini de tespit edebiliyor.
Aynı bölgede bulunan çok sayıda telefon benzer titreşimleri aynı anda algıladığında, Google'ın algoritmaları bu verileri anlık olarak analiz ediyor. Sistem depremin konumunu, büyüklüğünü ve beklenen şiddetini hesapladıktan sonra tehlike altındaki kullanıcılara otomatik uyarılar gönderiyor.
Venezuela'da birçok kullanıcı, telefon ekranında depremin tahmini büyüklüğü ile bulunduğu noktaya olan uzaklığını gösteren bildirimler aldığını aktardı.
Örneğin, bir X kullanıcısı, alarmın sarsıntı başlamadan birkaç saniye önce çaldığını ve bu sayede ailesiyle birlikte bahçeye çıkabildiklerini belirtiyor.
P dalgaları ve S dalgaları
Sistemin çalışmasının temelinde depremlerin farklı hızlarda ilerleyen sismik dalgalar üretmesi yatıyor.
Deprem meydana geldiğinde ilk ulaşan dalgalar, genellikle daha az hasara yol açan birincil dalgalar (P dalgaları) oluyor. Bunlar, binaları en çok sarsan ve yıkıcı etkisi daha yüksek olan ikincil dalgalardan (S dalgaları) daha hızlı ilerliyor.
Android telefonları bu ilk P dalgalarını algılayabiliyor. Böylece sistem, daha yavaş ilerleyen ancak daha güçlü sarsıntıya neden olan S dalgaları gelmeden önce birkaç saniyelik uyarı gönderebiliyor.
Hayat kurtarabilecek birkaç saniye
Uzmanlar, uyarının yalnızca birkaç saniye sürmesinin bile acil durumlarda büyük fark yaratabileceğini vurguluyor.
Bu kısa süre içinde insanlar pencerelerden uzaklaşabiliyor, asansörlerden çıkabiliyor, tehlikeli makineleri durdurabiliyor veya güvenli noktalara geçebiliyor.
Depremleri önceden tahmin etmek mümkün değil. Ancak depremi başladığı anda tespit edip insanlara mümkün olan en kısa sürede haber vermek, yaralanmaları ve can kayıplarını azaltabilir.
Aynı teknoloji diğer afetlerde de kullanılabilir
Uzmanlara göre Venezuela'daki deneyim yalnızca depremler açısından önem taşımıyor.
Yetkililer ve teknoloji şirketleri artık yalnızca geleneksel sismik gözlem istasyonlarına güvenmek yerine, birbirine bağlı cihazlar, bulut bilişim altyapısı ve gerçek zamanlı veri ağlarından da yararlanıyor.
Araştırmacılar benzer erken uyarı sistemlerinin sel, fırtına ve aşırı sıcak hava olayları gibi diğer doğal afetlerde de afet yönetimini güçlendirebileceğini düşünüyor.
Bununla birlikte, bazı uzmanlar yeterince test edilmemiş teknolojilere fazla güvenilmesinden endişe de duyuyor.
Maraş depremlerinde neden çalışmadı?
Öte yandan Google'ın bu hayat kurtaran sistemi, 2023'te Kahramanmaraş ve Hatay'ı vuran büyük depremlerde beklendiği şekilde çalışmamıştı.
BBC’nin yaptığı bir araştırma, Kahramanmaraş depreminde neredeyse kimsenin kritik uyarıyı almadığını ortaya koymuştu.
Bunun ardından Google da o depremlerde 10 milyon kişiye uyarı gönderemediğini kabul etmişti.
Google'ın algoritmaları doğru çalışsaydı, depremlerin merkez üslerine 157 kilometre çapında yaşayan yaklaşık 10 milyon kişi en ciddi uyarı seviyesi olan "harekete geç" uyarısı alarak, sarsıntı başlamadan önce önlem almak için 35 saniyeye kadar vakit bulabilecekti.
Fakat 7,8'lik ilk depremde bu uyarı yalnızca 469 kişinin telefonuna gönderilmişti.
BBC'ye bilgi veren Google, 500 bin civarı kişiye ise hafif sarsıntılar için hazırlanan daha düşük bir uyarı gönderildiğini belirtmişti.
Google araştırmacıları, sistemlerindeki hatanın nedenlerini bilimsel dergi Science'a yazdıkları makalede detaylı bir şekilde anlatmış ve bunun "sarsıntı tespit algoritmasından" kaynaklandığını belirtmişti.
Algoritma ilk depremin büyüklüğünün 4,5 ile 4,9 olarak hesaplamıştı. Oysa depremin gerçek büyüklüğü 7,8'di. İkinci depremin büyüklüğü de olduğundan daha düşük hesaplanmıştı. Bunun sonucunda "Harekete Geç" uyarısını yalnızca 8 bin 158 telefon, "Dikkatli Ol" uyarısını da 4 milyon telefon almıştı.
Söz konusu depremlerde 55 binden fazla kişi ölmüş, 100 binden fazla kişi de yaralanmıştı.