Ana içeriğe geç

ABD’ye radarsız F-35B teslimatı

Pentagon tarafından yapılan açıklamaya göre, ABD Deniz Piyadelerine 6 adet radarsız F-35B savaş uçağı teslim edildi.

ABD’ye radarsız F-35B teslimatı
Defence Turk
16

Pentagon tarafından yapılan açıklamaya göre, ABD Deniz Piyadelerine 6 adet radarsız F-35B savaş uçağı teslim edildi.

F-35 Joint Program Office (JPO) Başkanı Korgeneral Gregory Masiello, bu hafta Senato Silahlı Hizmetler Komitesi’nde düzenlenen bir oturumda, radarsız olarak teslim alınan 6 adet F-35B uçağını kabul ettiklerini açıkladı. Masiello, bu uçakların burun konilerinde radar sistemleri yerine denge ağırlığı (balast) bulunduğunu belirtti.

Bu açıklama, Masiello ile Arizona Demokrat Senatörü ve eski bir donanma pilotu olan Mark Kelly arasında, ABD Hava Kuvvetleri, Deniz Piyadeleri ve Donanması genelindeki F-35 harbe hazırlık oranları üzerine yapılan tartışmalar sırasında gündeme geldi. Söz konusu radarsız teslimatın, F-35 programındaki üretimin kritik alt sistemlerin tedarik takviminin önüne geçmesinden kaynaklandığı ve uzun süredir endişe kaynağı olan ordu genelindeki hazırlık oranlarını daha da tartışmalı bir hale getirdiği görülüyor.

Yeni radar sistemi, AN/APG-81’in yerini alması amacıyla geliştirilmiş olsa da AN/APG-85’in bağlantı arayüzleri mevcut sistemle fiziksel uyumluluk göstermemekte. Radarların ‘hükümet tarafından sağlanan ekipman’ (GFE) statüsünde olması nedeniyle, yaşanan tedarik zinciri aksaklıklarından ana yüklenici Lockheed Martin değil, radar üreticisi Northrop Grumman ve hükümetin tedarik yönetimi sorumlu tutuluyor.

Pentagon sözcüsü bugüne kadar ‘radarsız’ hiçbir uçak teslim edilmediğini iddia etse de, Air & Space Forces Magazine tarafından yayımlanan raporlara göre, yılın ilerleyen dönemlerinde hem Hava Kuvvetlerinin hem de Deniz Kuvvetlerinin bu eksiklikle teslimatları kabul etmek zorunda kalacağını ortaya koyuyor. Özellikle 17. Üretim Partisi (Lot 17) ve sonrasındaki F-35 gövdeleri, doğrudan AN/APG-85 sistemine göre tasarlanmıştır. Bu durum, radar teslimatındaki gecikme nedeniyle uçağın ana gövdesinin ‘boş’ şekilde depolanmasını veya sahaya eksik gönderilmesini zorunlu kılıyor. Entegrasyon ise ancak radar tedariki tamamlandığında gerçekleştirilebilecek.

Bu radarsız uçaklar temel uçuş eğitimi gibi operasyonel olmayan görevlerde kullanılabilse de muharebe eğitimi veya aktif görev icrası için yeterli değil. F-35 Joint Program Office (JPO), Savaş Bakanlığı’nın ‘yeni nesil yeteneklerin kazanımı için kasıtlı olarak oldukça eş zamanlı bir geliştirme ve üretim stratejisi’ izlediğini belirterek, üretim uçaklarının yazılım ve sensör donanımlarından önce hazır olmasının bir ‘planlı risk’ olduğunu savunmakta.

Öte yandan Haziran ortasında ABD Hükümet Hesap Verilebilirlik Ofisi (GAO) tarafından yayımlanan yeni bir rapora göre, F-35 savaş uçağının harbe hazırlık oranları 2025 mali yılı boyunca düşüşünü sürdürdü ve filonun tam görev yapabilirlik (full mission capable) oranı %25’e geriledi.

Defense News’in haberine göre uçakların kendilerine verilen görevlerden en az birini yerine getirebildiği sürenin yüzdesini ölçen “görev yapabilir” (mission capable) oranı, 2021 mali yılındaki %67 seviyesinden 2025 mali yılında %44’e düştü. Uçakların atanan tüm görevleri yerine getirebildiği sürenin payını ifade eden “tam görev yapabilir” oranı ise aynı dönemde %38’den %25’e kadar geriledi.

Masiello, konuyla ilgili ifadesinde GAO’nun bulgularına veya metodolojisine doğrudan itiraz etmeyeceğini belirtirken, hazırlık durumu verilerinin Joint Program Office tarafından farklı bir metodolojiyle hesaplandığını savunarak, GAO’nun sunduğu verilerin bağlamdan yoksun olduğunu ifade etti. JPO’nun kendi verilerine göre harbe hazır olma oranının %56 seviyesinde olduğunu vurgulayan Masiello, buna rağmen radarsız teslim edilen F-35’lerin operasyonel anlamda “tam göreve hazır” statüsünde olmadığını kabul etti.

AN/APG-85 radarı, Block 4 modernizasyon süreci içinde yer alan ve teslimat takvimi geciken kritik bileşenlerden yalnızca birisi. Yeni radarın devreye alınması, mevcut AN/APG-81 sistemine kıyasla ciddi oranda artan termal yükü yönetebilmek için gelişmiş güç ve termal yönetim sistemlerine (PTMS) duyulan ihtiyacı da beraberinde getiriyor.

Masiello, F-35 sistemlerinin gelecekte 62 ila 80 kilovat (kW) aralığında güç tüketen ekipmanları yönetebilecek bir soğutma kapasitesine ihtiyaç duyacağını belirtti. Bu rakam, mevcut donanımın tükettiği 32 kW’lık kapasitenin iki katından fazla ve mevcut soğutma altyapısının teorik sınırını temsil etmektedir. Masiello sorun ile alakalı olarak, “Odaklandığımız temel nokta soğutma kapasitesi. Sistemde hiçbir marj kalmadı; bu da stratejik olarak sürdürülebilir bir yol değil. Bu nedenle kapasiteyi artırmak için kademeli bir strateji izliyoruz. Program genelinde, güç ve termal yönetime yönelik daha sistemik ve maliyet etkin bir yükseltme süreci yürütüyoruz.” ifadelerini kullandı.

Joint Program Office (JPO), daha yüksek soğutma kapasitesi sağlayacak yeni nesil bir motor geliştirilmesini finanse etmiş olsa da bu girişim yüksek maliyetler nedeniyle destek görmedi. Masiello, soğutma yükseltmelerinin, Pratt & Whitney’in geliştirilmiş motor çekirdek tasarımının (AETP/EIC) envantere girmesinin beklendiği 2031 sonrasına kadar hazır olmayacağını belirtti. Masiello’ya göre, bu motor tasarımı ‘marjinal bir artış’ sağlayacak olsa da, güç ve termal yönetim sistemine yönelik asıl büyük iyileştirmelerin, motor entegrasyonundan birkaç yıl sonra gelmesi ve ‘Block 4 sonrası’ modernizasyon takvimine dahil olması bekleniyor.

İlgili Olarak

ABD’den F-35 ve F-110 açıklaması

Kaynağa Git

İlgili Haberler