Ana içeriğe geç

Almanya'ya akıl verdi! Morgan: Türkiye iş birliği yapmalılar

Uzmanlar, Türkiye'nin ev sahipliğindeki iklim zirvesi COP31'in fosil yakıtlardan uzaklaşmak için fırsat olarak görüldüğünü söyledi. Mevcut Alman hükümetinin 'temiz enerjiye' gereken önemi vermediğini ifade eden Kıdemli Araştırmacı Jennifer Morgan, Türkiye ve Almanya'nın iklim değişikliğiyle mücadele ve temiz enerji dönüşümünde işbirliğini artırmak için çok büyük potansiyel bulunduğunu belirtti.

Almanya'ya akıl verdi! Morgan: Türkiye iş birliği yapmalılar
Star Gazetesi
16

Hürmüz Boğazı'ndan ticaret akışındaki aksaklık nedeniyle dünyada 3 aydan fazladır süren enerji arz krizi fosil yakıtlara bağımlılığın ekonomik ve stratejik maliyetlerini yeniden gündeme taşırken kasımda Türkiye'nin ev sahipliğinde yapılacak Birleşmiş Milletler (BM) İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı (COP31) temiz enerji dönüşümü ve elektrifikasyonun hızlandırılması için önemli bir dönemeç olarak görülüyor.

Almanya'nın eski İklim Özel Elçisi ve Tufts Üniversitesi Fletcher Okulu Kıdemli Araştırmacısı Jennifer Morgan, iklim değişikliğiyle mücadeledeki sorunlar ve Türkiye'nin kasımda ev sahipliği yapacağı COP31 iklim zirvesine ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.

Dünyada iklim değişikliğiyle mücadelede önemli eksiklikler olduğunu söyleyen Morgan, 2015'te imzalanan Paris Anlaşması öncesinde küresel sıcaklık artışının yüzyıl sonuna kadar sanayi öncesi dönem ortalamasına göre 1,5 dereceyle sınırlandırma veya 2 derecenin altında tutma hedefine yönelik patikada ilerlenmediğini ifade etti.

Firas: Türkiye ortaklığın kurulmasında öncü rol üstlenecekMorgan, küresel sıcaklık artışının şu an 2,6 dereceye çıkabileceğini belirterek, şöyle devam etti:

"Bu hala kabul edilemeyecek kadar yüksek olsa da Paris Anlaşması olmasaydı, bulunacağımız 4 derecelik olası artış ihtimalinden daha iyi bir yerdeyiz. Paris Anlaşması'nın temiz enerji dönüşümüne verdiği ivme gerçekten çok büyük oldu. Bununla birlikte eksiklikler de var. Son günlerde özellikle Hürmüz Boğazı'ndaki kriz ve yaşanan gelişmeler, fosil yakıtlara bağımlılığın ne anlama geldiğini açıkça gösteriyor. Petrol ve gaz bağımlılığının ülkeler için ekonomi, enerji ve iklim güvenliği açısından neden bu kadar zararlı olduğunu görüyoruz. Geçmişte ülkeler farklı öncelikler arasında seçim yapmak zorunda olduklarını düşünüyorlardı. Artık ekonomi, enerji ve iklim güvenliğinin birlikte sağlanabileceği çok net bir şekilde görülüyor. Yaklaşan bir El Nino süreci ve dünyanın dört bir yanında krizler düşünüldüğünde, artık harekete geçmenin zamanının geldiğini düşünüyorum."

Bu dönemin iklim değişikliğiyle mücadeleyi güçlendirmek ve temiz enerji dönüşümünü hızlandırmak için "mükemmel bir fırsat penceresi" olduğuna işaret eden Morgan, "Petrol ve gazın ne kadar pahalı, güvensiz ve kirletici olabileceğini, yenilenebilir enerjinin ise uygun maliyetli, temiz ve erişilebilir olduğunu görüyoruz. Bu yeni ekonomik ve enerji güvenliği gerçekliği sayesinde hükümetler gerekli altyapıyı ve politikaları hayata geçirerek dönüşümü hızlandırabilir." dedi.

Morgan, ekonomilerin temiz enerji kaynaklarıyla elektrifikasyonu ilerletmesinin kritik önemde olduğunu ifade ederek, COP31 dönem başkanı ve ev sahibi Türkiye'nin en önemli gündem maddelerinden birinin de elektrifikasyon olduğunu anımsattı.

Backwell: Enerji koridoru görevi görebilirTürkiye'nin COP31'in eylem gündemine liderlik ettiğini ve Avustralya'nın da müzakere başkanlığını yürüteceğini kaydeden Morgan, "COP31 eylem gündeminin, yenilenebilir enerji yatırımlarını artıran ve fosil yakıtlardan çıkışı hızlandıran bir çözüm platformu olarak kullanılması büyük fırsat olur. Bu kapsamda Türkiye ve Avustralya'nın COP başkanlıkları da kendi ulusal politikalarıyla örnek olmaları küresel çabalara katkı sunacaktır. COP başkanlığının kömürden çıkış taahhüdü açıklaması, hem güvenilirliğini artırır hem de ülkeleri çözümler etrafında bir araya getirme kapasitesini güçlendirir." değerlendirmesinde bulundu.

Morgan ayrıca COP31'de adil dönüşüm mekanizmaları, şebekelerin güçlendirilmesi ve temiz enerjiye erişimin artırılması konusunda da somut sonuçlar üretilebileceğini anlattı.

'EKONOMİ VE İKLİM GÜVENLİĞİNİ AYNI ANDA SAĞLAMAYA ÇALIŞAN ÜLKELER KOALİSYONU DÖNEMİNE GİRİYORUZ'

Halihazırda Almanya'da devam eden ve COP30 ve COP31 iklim zirveleri arasında teknik bir köprü işlevi gören Bonn İklim Konferansı'na da değinen Morgan, toplantıdaki müzakerelere iyi başlangıç yapıldığını dile getirdi.

Morgan, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin küresel iklim çabalarını yavaşlatma çabalarına rağmen Bonn'daki toplantıların ilk haftasında Paris Anlaşması ve "çok taraflılığın" işlemeye devam ettiğini söyledi.

Dünyanın tarihsel olarak en büyük emisyon kaynağı ülkesi ABD'nin iklim değişikliğiyle mücadele çabalarından ayrıldığını ve Trump yönetiminin ABD petrol ve gazının küresel rolünü artırmaya yönelik çok aktif bir yaklaşım benimsediğini anımsatan Morgan, "Bunun yansımalarını Venezuela'da, İran'da, ABD içinde iklim mevzuatının zayıflatılmasında ve rüzgar enerjisine karşı yürütülen kampanyalarda görüyoruz. Ancak aynı zamanda bu durum diğer ülkelerin ilerlemesini durdurmadı. Brezilya'daki COP30'da da Paris Anlaşması işlemeye devam etti ve önemli kararlar alındı. Yine de bu durum diğer ülkelerin çok daha fazla sorumluluk üstlenmesini gerektiriyor." şeklinde konuştu.

Türkiye'nin öncülüğündeki projeye uluslararası övgü! 'İlerlemenin tek yolu bu' diyerek duyurduMorgan, bu kapsamda Çin'in iklim müzakerelerinde lider rol üstlenmek istediğini açıkça ifade ettiğini belirterek, Çin'in yeşil ekonomik büyüme modelini iklim müzakereleri ve diplomasisiyle nasıl birleştireceğinin belirleyici olacağını kaydetti.

Çin'in küresel elektrifikasyon hamlesini desteklemesi ve gelişmekte olan ülkelerle yenilenebilir enerji yatırımlarını hızlandırmasının son derece önemli olacağını aktaran Morgan, Avrupa Birliği (AB), Afrika ülkeleri ve diğer Asya ülkeleriyle kurulacak iş birliklerinin de aynı derecede kritik öneme sahip olduğunu vurguladı.

Morgan, bu dönemin geçmişe göre oldukça farklı olduğunu dile getirerek, "(İklim değişikliğiyle mücadelede) ABD'nin yerini tek bir ülkenin alacağı bir dönem değil. Daha aktif bir Çin'in, AB'nin, orta ölçekli güçlerin ve yükselen ekonomilerin birlikte hareket ettiği, ekonomik refahı, enerji güvenliğini ve iklim güvenliğini aynı anda sağlamaya çalışan bir ülkeler koalisyonu dönemine giriyoruz." dedi.

'Stratejinizde önemli rol oynayabiliriz'ALMANYA, İKLİM HEDEFLERİNE ULAŞMA YOLUNDA İLERLEMİYOR

Almanya hükümetinin mevcut iklim politikalarını da değerlendiren Morgan, ülkede elektrik üretiminin yaklaşık yüzde 58'inin yenilenebilir kaynaklardan sağlandığını ve enerji dönüşümüne önemli yatırımlar yapıldığını kaydetti.

Ancak mevcut Alman hükümetinin "temiz enerji dönüşümünü yavaşlatmak yerine hızlandırması gerektiğinin" altını çizen Morgan, "Ne yazık ki son dönemdeki bazı politika önerileri yenilenebilir enerjiden ziyade doğal gaza yöneliyor. Almanya uluslararası alanda avantaj sağlamak ve yenilenebilir enerji alanındaki başarılı şirketlerini desteklemek istiyorsa yenilenebilir enerjiye daha fazla ağırlık vermeli, bu kaynakların payını yüzde 80'e çıkarma ve sera gazı azaltım hedeflerini yerine getirmeli ama Almanya'daki bağımsız iklim danışma kuruluşları, şu anki hükümet politikaları doğrultusunda ülkenin bu hedeflere ulaşma yolunda olmadığını belirtiyor. Bu nedenle Almanya'nın temiz enerji yönündeki çabalarını artırması gerekiyor." diye konuştu.

Morgan, Türkiye ve Almanya'nın iklim değişikliğiyle mücadele ve temiz enerji dönüşümünde işbirliğini artırmak için çok büyük potansiyel bulunduğunu sözlerine ekledi.

Kaynağa Git

İlgili Haberler