Ana içeriğe geç

Arkeolojinin dünü, bugünü…

Sempozyumda paleolitik dönemden Türk-İslam dönemine kadar yapılan kazılar, arkeolojik yüzey araştırmaları ve restorasyon verileri paylaşıldı.

Arkeolojinin dünü, bugünü…
Cumhuriyet
16

Türkiye ve dünya arkeolojisinin en önemli bilimsel etkinliklerinden biri olan 46. Uluslararası Kazı, Araştırma ve Arkeometri Sempozyumu, bu yıl Erzincan’da düzenlendi.

Uluslararası Kazı, Araştırma ve Arkeometri Sonuçları Toplantıları arkeoloji alanında Türkiye’de yapılan en önemli bilimsel etkinliklerin başında yer alıyor.

Türkiye’nin farklı bölgelerinde sürdürülen kazı, araştırma ve arkeometri çalışmalarını buluşturan, beş gün süren etkinlik kapsamında 425 bildiri programda yer alırken bunların 413’ü sunuldu.

Tarih öncesi dönemlerden Türk-İslam arkeolojisine kadar uzanan geniş bir yelpazede yapılan sunumlar, 2025 yılı boyunca yürütülen bilimsel kazı ve araştırmaların sonuçlarını bilim dünyasıyla ve izleyicilerle paylaştı. Sempozyumun kapanış oturumunda söz alan Prof. Dr. Gülsün Umurtak ve Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdür Yardımcısı Bülent Gönültaş, arkeoloji dünyasının güncel meselelerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Sempozyuma katılan Kültürel ve Doğal Mirası İzleme Platformu Başkanı arkeolog Nezih Başgelen ise gazetemize açıklamalarda bulundu.

Başgelen, sempozyumun, Türkiye’nin 1979’dan bugüne ulusal ve uluslararası alanda markalaşan bilimsel başarısı olduğunun altını çizdi.

Sempozyumun tarihine değinen Başgelen, “Sempozyum süresince Türk ve yabancı bilim insanlarınca gerçekleştirilen arkeolojik kazılar, yüzey araştırmaları ve bu çalışmalarda ele geçen buluntular üzerindeki arkeometrik çalışmalara ilişkin bildiriler sunuluyor. 1979’dan itibaren TC Kültür Bakanlığı Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü her yıl Kazı Sonuçları Toplantısı düzenlemeye başlamış, ilk kazı sonuçları 15- 18 Ocak 1979 tarihlerinde Türk Tarih Kurumu’nun salonunda düzenlenmişti. Kazı Sonuçları Toplantısı’nın ikincisi 11-15 Şubat 1980’de, üçüncüsü 9-13 Şubat 1981’de, dördüncüsü TC Kültür ve Turizm Bakanlığı Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü tarafından 8-12 Şubat 1982’de Ankara’da yapılmıştı. 23-27 Mayıs 1983’te İstanbul’da yapılan sempozyumda yüzey araştırmaları sonuçları ayrı bir bölüm halinde ele alınmış ve 1983 yılından itibaren ayrı bir seri olarak yayımlanmaya başlamıştı” diyen Başgelen sözlerine şöyle devam ediyor: “Altıncı sempozyum 16-20 Nisan 1984’te İzmir’de, yedincisi 20-24 Mayıs 1985’te Ankara’da düzenlenmiş, 1985 yılından itibaren Arkeometri Sonuçları da toplantıda ayrı bir seksiyon halinde yer almış ve sonuçları ayrı bir seri halinde yayımlanmaya başlamıştı. Pandemi dönemi dışında aralıksız yapılan ve bu yıl 46’ncısı gerçekleştirilen Uluslararası Kazı, Araştırma ve Arkeometri Sonuçları Toplantıları Türkiye arkeolojisinin kazandığı dinamizmi ve gelişmeyi en iyi ortaya koyan etkinliklerden birisidir.”

MALİ KONULAR, EKİPLER...

Konuşmasına sempozyumun tarihsel geçmişine değinerek başlayan Prof. Dr. Gülsün Umurtak ise “Sempozyumun geçmişine baktığımda, beni çok hüzünlendiren şey artık hocalarımızın aramızda olmaması. Onların öğrencileri de bizi yetiştirdi. Bu meslekte kök salmamızı sağladılar. Atatürk’ün çocukları olarak ülkemizde arkeolojinin köklenmesini sağlayan bir kuşaktı” diyor. Sempozyumun yaklaşık yarım asırlık geçmişine dikkat çeken Umurtak, bu sempozyum sürecinin, ülkemizde ve belki de dünyada örneği pek olmayan bir sempozyum periyodu olduğunu vurguladı. Konuşmasında özellikle mali konuların sahada çalışan ekipler açısından önemli bir gündem oluşturduğunu söyleyen Umurtak, kazı sezonlarından aylar önce hazırlanan bütçelerin, uygulama aşamasına gelindiğinde değişen ekonomik koşullar nedeniyle yetersiz kalabildiğine dikkat çeken Umurtak, enflasyon, işçi ücretleri ve gündeliklerde yaşanan artışların bütçe planlamasını zorlaştırdığını ifade etti.

Arazi çalışmalarında karşılaşılan sorunlara da değinen Umurtak ayrıca, sit alanlarındaki kamulaştırma süreçlerinde kamu yararını esas alan bu uygulamaların zaman zaman uzun bürokratik süreçler nedeniyle etkinliğini kaybedebildiğini de söyledi.

ARKEOMETRİ GÖRÜNÜR HALE GELDİ

Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdür Yardımcısı Bülent Gönültaş ise sempozyumda yaptığı konuşmasında, özellikle arkeometri alanındaki gelişmelerin son yıllarda daha görünür hale geldiğinin altını çizdi. Gönültaş ayrıca tarihleme yöntemleri, çevresel analizler ve bilimsel yorumlamalar açısından arkeometrinin önemli katkılar sunduğunu ifade etti.

Dijital belgeleme teknikleri, laboratuvar çalışmaları ve yeni analiz yöntemleri de sempozyumun öne çıkan başlıkları arasında yer aldı. Taş Tepeler Projesi, mezar taşı belgeleme çalışmaları, konservasyon projeleri ve savaş alanı arkeolojisi araştırmaları dikkat çeken çalışmalar arasında gösterildi.

Kaynağa Git

İlgili Haberler