Ana içeriğe geç

119 milyar dolarlık silahlanma! Nükleer harcamalar tarihi rekora koştu

Dünya genelinde nükleer silah harcamaları 2025’te 119 milyar dolara ulaşarak rekor kırdı. ABD açık ara en büyük payı alırken, modernizasyon ve yeni silah projeleri yeni bir silahlanma yarışına dair endişeleri artırdı. ICAN, artışın küresel güvenliği zayıflattığını ve kaynakların sivil alanlardan nükleer programlara kaydığını vurguladı.

119 milyar dolarlık silahlanma! Nükleer harcamalar tarihi rekora koştu
Haber Global
16

Dünya genelinde nükleer silahlanmaya ayrılan bütçeler son yılların en sert artışını göstererek yeni bir rekor seviyeye ulaştı. Uluslararası bir rapora göre nükleer silaha sahip ülkelerin 2025 yılı boyunca yaptığı toplam harcama 119 milyar dolara çıkarak tarihin en yüksek yıllık seviyesine yükseldi. Bu dev artış, yalnızca askeri bütçelerdeki teknik bir yükseliş olarak değil, aynı zamanda "küresel güç dengelerinde yeniden sertleşmeye işaret eden stratejik bir dönüşüm" olarak değerlendiriliyor. Rapor, nükleer silahların tamamen ortadan kaldırılması için çalışan Uluslararası Kampanya (ICAN) tarafından yayımlandı.

SOĞUK SAVAŞ SONRASI ZİRVE

Kuruluş, elde edilen verilerin son on yılın en hızlı artış trendini gösterdiğini ve özellikle son birkaç yılda hızlanan jeopolitik gerilimlerin bu yükselişi doğrudan beslediğini vurguluyor. Yıllık bazda yaklaşık yüzde 19’luk artış, Soğuk Savaş sonrası dönemde nadir görülen bir hızlanma olarak dikkat çekiyor. Uzmanlara göre bu durum, “modernizasyon” söylemi altında yeni bir nükleer silahlanma yarışının fiilen yeniden başladığını gösteriyor. Rapora göre nükleer harcamaların büyük bölümü, mevcut cephaneliklerin yenilenmesi, yeni nesil füze sistemlerinin geliştirilmesi ve uzun vadeli stratejik altyapı projelerine aktarılıyor. Bu harcamaların sadece yeni silah üretimiyle sınırlı olmadığı, aynı zamanda komuta-kontrol sistemlerinden taşıyıcı platformlara kadar geniş bir modernizasyon sürecini kapsadığı belirtiliyor. Bu durum, nükleer caydırıcılığın sadece sayısal değil, teknolojik olarak da daha gelişmiş bir seviyeye taşındığını ortaya koyuyor.

İLK SIRADA ABD VAR

En büyük harcayıcı ülke yine açık ara Amerika Birleşik Devletleri oldu. ABD’nin nükleer silah programlarına yaptığı toplam harcamanın 69 milyar doları aştığı ifade edilirken, bu rakamın diğer tüm nükleer güçlerin toplamına yaklaşması dikkat çekiyor. Çin’in artan nükleer kapasite hedefleri doğrultusunda harcamalarını hızla artırdığı, Rusya’nın ise mevcut cephaneliğini modernize etmeye odaklandığı belirtiliyor. Birleşik Krallık ve Fransa gibi Avrupa ülkelerinin de özellikle denizaltı tabanlı nükleer sistemlere yatırım yaptığı raporda yer alıyor.

KÜRESEL RİSKLER

ICAN, raporun en çarpıcı kısmında bu eğilimin küresel güvenlik açısından ciddi bir risk oluşturduğunu vurguluyor. Kuruluş, nükleer silahlara aktarılan yüz milyarlarca doların iklim krizi, yoksullukla mücadele, sağlık sistemleri ve insani yardım alanlarında kullanılabileceğini hatırlatarak, mevcut yönelimin insanlığın uzun vadeli güvenliğiyle çeliştiğini savunuyor. Buna göre dünya, bir yandan ekonomik ve çevresel krizlerle mücadele ederken diğer yandan yıkıcı kapasitesi çok yüksek silah sistemlerine rekor bütçeler ayırıyor.

SADECE BÜYÜKLER YOK

Raporda ayrıca dikkat çeken bir diğer unsur, nükleer silahlanmanın artık yalnızca büyük güçler arasında değil, aynı zamanda bölgesel krizlerin de etkisiyle yeniden stratejik öncelik haline gelmesi. Uzmanlar, özellikle Avrupa, Asya ve Orta Doğu’daki güvenlik kaygılarının ülkeleri caydırıcılık kapasitesini artırmaya yönelttiğini, bunun da küresel ölçekte zincirleme bir silahlanma reaksiyonu oluşturduğunu belirtiyor.

DİPLOMATİK BİR UNSUR

Rapora göre son yıllarda artan jeopolitik gerilimler, büyük güç rekabetinin yeniden keskinleşmesi ve bölgesel çatışmaların yayılması, nükleer silahların uluslararası diplomaside yeniden merkezi bir araç haline gelmesine yol açtı. Bu durum, sadece askeri planlamayı değil, aynı zamanda dış politika stratejilerini de doğrudan etkiliyor. Rapora göre birçok ülke için nükleer kapasite, artık sadece bir savunma unsuru değil, aynı zamanda diplomatik pazarlık gücünün temel belirleyicilerinden biri haline gelmiş durumda.
[email protected]

Kaynak: Web Özel

Kaynağa Git

İlgili Haberler