Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılı Ölüm ve Ölüm Nedeni İstatistikleri raporunu yayımladı. Ülkedeki ölüm sayılarındaki artışı ve ölüm nedenlerinin dağılımını gözler önüne seren verilere göre, Türkiye'de hayatını kaybedenlerin büyük çoğunluğunun ortak bir nedenden ötürü yaşamını yitirdiği belirlendi. TÜİK'in yayımladığı ölüm nedenleri tablosunda ilk sırayı, her 3 ölümden neredeyse 1'ine yol açan dolaşım sistemi hastalıkları aldı.
Peki Türkler genetik olarak mı kalp hastalıklarına daha yatkın yoksa modern hayatımızdaki değişimler bizi riskli gruba mı dahil etti? En büyük hatayı nerede yapıyoruz? Kalp ve dolaşım sistemi hastalıkları riskinden çıkmak için ne yapmalıyız? Kardiyoloji Uzmanı Dr. Türker Pabuçcu, Tgrthaber.com Özel Haber Şefi Bengü Sarıkuş'a çok kritik bilgiler verdi.
TÜİK’in açıkladığı son verilere göre, Türkiye’deki her 3 ölümden neredeyse 1’i dolaşım sistemi hastalıklarından kaynaklanıyor. Türkiye, kalp ve damar hastalıklarında neden bu kadar alarm verici bir noktada?
Kardiyoloji Uzmanı Dr. Türker Pabuçcu: Bu veriler açıklandıktan sonra gerçekten çok dikkat çekti ama ben burada ilginç bir noktaya değinmek istiyorum. Bu veriler elbette ciddiye alınması gereken bir alarm niteliğinde. Ancak bu yeni ortaya çıkmış bir durum değil. Yaklaşık son 10 yıldır TÜİK verilerine baktığımızda, Türkiye’de ölümlerin üçte birinin dolaşım sistemi hastalıklarından kaynaklandığını görüyoruz. Yani değişen şey istatistikler değil, bu istatistiklere gösterdiğimiz ilgi.
BU RİSKİ NASIL AZALTABİLİRİZ?
Bana umut veren tarafı; belki de ilk kez bu veriler toplumda bu kadar geniş yankı uyandırıyor. İnsanlar “Ben bu riski nasıl azaltabilirim?”, “Kalbimi nasıl koruyabilirim?” sorularını daha fazla sormaya başladı. Bence bu çok değerli bir gelişme. Çünkü sağlıkta en önemli adım farkındalıktır. Bir toplum kendi sağlık verilerini konuşmaya, sorgulamaya ve yaşam tarzını değiştirmeyi tartışmaya başladıysa, bu sağlık okuryazarlığımızın giderek güçlendiğinin en önemli göstergelerinden biridir.
EN BÜYÜK HATA TEK BİR SUÇLU ARAMAK!
"Üç kişiden biri" istatistiğini besleyen temel yanlışlarımız neler? Günlük hayatta farkında olmadan kalbimize en çok hangi alışkanlıklarla zarar veriyoruz?
Kardiyoloji Uzmanı Dr. Türker Pabuçcu: Bence en büyük hata tek bir suçlu aramamız. “Ya genetikten oldu”, “ya yağdan oldu”, “ya stresten oldu” diyoruz. Oysa kalp hastalıkları, yıllar boyunca biriken küçük yanlışların toplamıdır. Kalp krizi çoğu zaman bir günde başlamaz; on yıllar boyunca sessizce ilerleyen bir sürecin son halkasıdır.
HAZIR VE ULTRA İŞLENMİŞ GIDALARA ULAŞMAK HİÇ BU KADAR KOLAY OLMAMIŞTI
Geleneksel mutfağımız mı bizi bu noktaya getiriyor, yoksa modern hayatın getirdiği hazır gıda ve hareketsizlik sarmalı mı? Sorun tam olarak nerede?
Kardiyoloji Uzmanı Dr. Türker Pabuçcu: Bana göre son 10-15 yılda en büyük değişim mutfağımızda oldu. Eskiden dışarıdan yemek söylemek özel bir durumdu, bugün ise günlük rutinin bir parçası haline geldi. Bunun en somut göstergelerinden biri de şu: Türkiye’nin en büyük yemek siparişi platformlarından biri, yalnızca 2024 yılında 200 milyonun üzerinde sipariş teslim etti ve sipariş hacmi bir önceki yıla göre %50’nin üzerinde arttı. Bu, sadece yemek siparişlerinin değil, yaşam tarzımızın da ne kadar hızlı değiştiğini gösteriyor. Hazır ve ultra işlenmiş gıdalara ulaşmak hiç bu kadar kolay olmamıştı.
Oysa ki Anadolu mutfağında baklagiller, zeytinyağlılar, yoğurt, sebze ve kaliteli protein kaynakları çok güçlü bir yere sahip. Sorun, bu beslenme modelinin yerini giderek daha fazla hazır, yüksek kalorili ve yüksek tuz içeren gıdaların alması.
Diğer büyük değişim ise hareket etmekten vazgeçmemiz. Eskiden insanlar spor yaptığı için değil, belki de zaten hareketli yaşadığı için daha sağlıklıydı. Pazara yürünürdü, merdiven çıkılırdı, çocuklar saatlerce sokakta oynardı. Bugün ise arabadan asansöre, asansörden ofis koltuğuna, oradan da evdeki koltuğa geçiyoruz. Günlük hayatımızdaki doğal hareketi kaybettik.
Eski televizyon programlarına veya sokak görüntülerine baktığınızda fazla kilolu insan sayısının bugüne göre çok daha az olduğunu fark edersiniz. Bugün ise fazla kilolu olmak sıradanlaştı. XL ve üzeri bedenlerin çok daha yaygın satılması bunun günlük hayattaki en görünür örneklerinden biri. Gözümüz bu değişime alıştı ama damarlarımız alışmadı.
Bu acı tabloda genetik faktörlerin rolü nedir? Türk halkı olarak genetik yapımız kalp hastalıklarına daha mı yatkın?
Kardiyoloji Uzmanı Dr. Türker Pabuçcu: Genetik elbette önemli ama kader değil. Ben hastalarıma hep şunu söylüyorum; genler silahı doldurabilir ama tetiği çoğu zaman yaşam tarzımız çeker. Aynı ailede yetişen iki kardeşten biri düzenli hareket ediyor, sigara içmiyor, tansiyonunu ve kolesterolünü takip ediyor; diğeri tam tersini yapıyor. Yıllar sonra aynı genetik mirasa rağmen çok farklı kalp sağlığına sahip olabiliyorlar. Bunun örneklerini klinik tecrübemde oldukça sık gördüm.
Özetlemem gerekirse; toplum olarak gözden kaçırdığımız en önemli gerçek şu: Kalp hastalıkları sessiz ilerler. Kolesterol yükselirken ağrımaz, tansiyon yıllarca belirti vermeyebilir, damarlarınız önemli ölçüde daralsa bile kendinizi tamamen sağlıklı hissedebilirsiniz. Bu yüzden birçok kişi ilk belirtiyi maalesef kalp kriziyle yaşıyor.
Bu rakamı düşürmek için bireysel olarak ilk atılması gereken adım ne olmalı?
Kardiyoloji Uzmanı Dr. Türker Pabuçcu: Atacağımız ilk adım ise çok net: Kalbinizin yaşını öğrenin. Takvim yaşımızı hepimiz biliyoruz ama damarlarımızın yaşını çoğumuz bilmiyoruz. Tansiyonunu, kolesterolünü, kan şekerini, bel çevresini ve günlük hareketini düzenli takip eden kişi, kalp krizinin en önemli risk faktörlerini de kontrol altına almaya başlar. Çünkü sağlıkta en büyük başarı, hastalık ortaya çıktıktan sonra değil, ortaya çıkmadan önce harekete geçmektir.
Bu tabloyu değiştirecek olan tek bir mucize ilaç ya da tek bir besin yok. Mutfağımızı yeniden doğal haline getirmek, günlük hayatımıza hareketi yeniden katmak zorundayız.