Türkiye'nin NATO içerisindeki yükümlülüklerini yerine getirmesine rağmen çifte standarda maruz kaldığını dile getiren Ağıralioğlu, F-35'ler konusunda, "Hakkımız olan bu durumun bize lütuf gibi sunulması rencide edicidir" dedi.
Ağıralioğlu'nun açıklamaları şöyle:
NATO'dan kaynaklanan yükümlülüklerimizi yerine getirmemize rağmen çifte standarda maruz kalmak, ihmal edilmek ve bize verilen sözlerin tutulmaması sebebiyle zaman zaman sitemlerimiz olmuştur. Cumhurbaşkanı da dün basın toplantısında bu sitemlerini dile getirdi.
"HAKKIMIZIN LÜTUF GİBİ SUNULMASI RENCİDE EDİCİDİR"
Beklentimiz, parasını ödediğimiz ve teknolojik altyapısında, tedarik zincirinde 200 küsur parçayla yer alacağımız F-35 uçaklarının bize verilmesidir. Bu hakkımız olan durumun, bize bir lütuf gibi sunulması rencide edicidir. Trump döneminde diplomasi; "uçak çok güzel, Tayyip Erdoğan çok iyi, seni seviyorum" gibi dört-beş kelimelik yüzeysel bir seviyeye indirgenmişti. Biz ise bu dönemde, Cumhurbaşkanımızın Trump'ın duygu durumuna göre değişen tavırlarını önemseyen bir süreç yaşadık.
"TÜRK DİPLOMASİSİ TEMENNİDEN ÖTEYE GEÇMEK İSTİYOR"
Peki, NATO zirvesinden ne bekliyorduk? NATO'nun ilk ayarlarına dönüşü temsil eden "360 derece güvenlik konsepti" bildiriye girdi ancak Türkiye'nin bölgedeki terör tehditlerine ve beklentilerine dair somut bir atıf yapılmadı. Suriye savaşının en ağır bedelini ödeyen taraf olmamıza rağmen, karşı karşıya olduğumuz tehditlere dair bir güvence verilmedi. Ayrıca, NATO'nun kuzey kanadının genişlemesi sürecinde talep ettiğimiz 40 adet F-16'nın modernizasyonu konusu hâlâ belirsizliğini koruyor.
Sonuç olarak; Türk diplomasisi "çok seviyorum, çok beğeniyorum" şeklindeki temennilerden öteye geçip, beklentilerin cevabını nihai bildirilerde yer aldırmak, somut anlaşmalar yapmak ve netice almak istiyor.