Ana içeriğe geç

Çoruh’un sesinde saklı huzur

.

Çoruh’un sesinde saklı huzur
Bengü Türk
16

Bazen insan şehirlerin bitmek bilmeyen gürültüsünden, ekranların yorucu ışığından ve hayatın aceleci temposundan uzaklaşıp bir nehrin sesini dinlemek ister. İşte tam da böyle zaman diliminde yolum, Erzurum’un saklı cennetlerinden biri İspir’e düştü.

Doğanın kalbinden sizlere bir parça huzur göndermek istiyorum…

Karşımda bütün ihtişamıyla akan Çoruh Nehri. Asırlardır dağları, vadileri ve medeniyetleri selamlayarak yoluna devam eden bu güçlü nehir doğanın kalbinin attığı yer olmuş. Gürül gürül akan suların sesi, şehirlerde alıştığımız gürültünün tam tersine insanın ruhunu dinlendiren melodiye dönüşmüş.

Çoruh’un kıyısında yükselen İşletmesi İspir Belediyesinin iştirak şirketine ait Korga Otel ve Restoran bu eşsiz manzaranın tam ortasında misafirlerini ağırlıyor. Ahşabın sıcaklığıyla tasarlanmış bungalovlar, doğanın kucağına bırakılmış küçük huzur adacıkları gibi.

Sabah gözlerinizi açtığınızda adeta tablo karşılıyor sizi. Bir yanda Karadeniz’in uçsuz bucaksız yeşili, diğer yanda zirveleri karla süslenmiş heybetli dağlar. Sanki doğa, bütün renklerini burada bir araya getirmiş.

Yağmurun ince ince düştüğü saatlerde bambaşka hikaye başlıyor. Toprağın mis gibi kokusu havaya karışırken, Çoruh’un sesi yağmur damlalarının ritmine eşlik ediyor. Bulutların dağların eteklerine dokunduğu o anlarda insan kendini masalın içinde hissediyor.

Korga’nın bungalovları şehir hayatından yorulan ruhlar için korunaklı sığınak. Modern konforun tüm imkanları düşünülmüş olsa da buradaki asıl zenginlik, pencereden içeri süzülen manzara ve doğanın sunduğu eşsiz sessizlik.

Akşam saatlerinde güneş dağların ardına çekilirken gökyüzü kızıl ve turuncunun en güzel tonlarına bürünüyor. Çoruh’un sularına yansıyan renk cümbüşü, insana tabiatın en büyük sanatçı olduğunu hatırlatıyor.

Burada zaman biraz daha yavaş akıyor. İnsan telefonunu unutuyor, saate bakmayı bırakıyor, nefes alıyor, dinliyor ve hissediyor.

Belki de huzur dediğimiz şey tam olarak budur.

Çoruh’un kıyısında, yeşilin her tonunun birbirine karıştığı, yağmurun toprağa hayat verdiği, dağların gökyüzüne uzandığı eşsiz coğrafyada insan kendini yeniden keşfediyor.

Ama İspir’in güzelliği yalnızca manzarasında saklı değil. Sabahın ilk ışıklarıyla kurulan kahvaltı sofralarında doğallığın ve bereketin tadı hissediliyor. Köy tereyağının kokusu, taptaze ürünlerin lezzeti ve Çoruh’un serin esintisi eşliğinde yapılan kahvaltılar güne bambaşka başlangıç sunuyor.

Ve elbette İspir denince akla gelen ilk lezzetlerden biri ünü sınırları aşan meşhur İspir fasulyesi…

Toprağın bereketini, emeğin sabrını ve Anadolu’nun kadim lezzetini taşıyan bu tat, damağınızda unutulmayacak iz bırakıyor. Bir tabak fasulyenin nasıl gastronomi şölenine dönüşebileceğini burada daha iyi anlıyorsunuz.

Semaverde ağır ağır demlenen çayın buharı dağların serinliğiyle buluşurken, sohbetler uzuyor, zaman yavaşlıyor. Çayın her yudumunda doğanın dinginliği ruhunuza işliyor.

Piknik alanlarında yankılanan çocuk kahkahaları, ailelerin neşeli sohbetleri ve doğanın içinde oynanan oyunlar buraya ayrı canlılık katıyor. Şehrin beton duvarları arasında unutulan mutluluk, burada yeniden hatırlanıyor.

Bir ağacın gölgesine kurulmuş salıncakta gökyüzüne doğru süzülürken, karşınızda uzanan dağları ve Çoruh’un coşkun akışını izlemek huzur sunuyor. Sanki çocukluğunuzun en güzel anılarıyla doğanın eşsiz manzarası aynı noktada buluşuyor.

İşte bu yüzden İspir gelip görülecek yer olmanın ötesinde gelip hissedilecek mekan.Tadılacak lezzetler,hatıralara dönüşecek sofralar burada .

Ruhun dinlendiği, kalbin huzur bulduğu yolculuk. Kısacası gelip görmeye değer, gelip atmaya değer , gelip yaşamaya değer…

İspir’den ayrılırken yanıma valizde daha ağır bir şey alacağım; doğanın kalbinde geçirdiğim saatlerin huzurunu.Ve şimdi o huzurun küçük bir parçasını sizlere gönderiyorum.

Kaynağa Git

İlgili Haberler