Ana içeriğe geç

New York Times: Trump, İran’da tuzağa düştü! Savaş sonsuza kadar sürecek

The New York Times’ın analizine göre, seçim kampanyasında savaşları başlatmayacağını, sona erdireceğini vadeden ABD Başkanı Donald Trump, İran’da uzun yıllara yayılabilecek yeni bir tuzağın içine çekiliyor. Rejim değişikliği ve İran’ın nükleer programını sona erdirme hedeflerine ulaşılamaması, ateşkesin kısa sürede çökmesi ve Hürmüz Boğazı’nın yeniden kapanması, Washington’ın savaş sonrası için kalıcı bir siyasi stratejisinin bulunmadığı tartışmalarını büyüttü.

New York Times: Trump, İran’da tuzağa düştü! Savaş sonsuza kadar sürecek
Karar
16

ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik başlattığı savaşın, Washington’ın Vietnam, Afganistan ve Irak’ta yaşadığı uzun süreli askerî müdahalelere benzeyen yeni bir “sonsuz savaşa” dönüşebileceği değerlendirildi.

The New York Times’ın analizinde, hiçbir yönetimin savaşa yıllarca sürmesi beklentisiyle başlamadığı ancak Amerikan başkanlarının kısa sürede sonuç alacaklarını düşündükleri çatışmalarda defalarca benzer bir tuzağa düştükleri belirtildi.

Trump’ın seçim kampanyası boyunca yeni savaşlara girmeyeceğini ve ABD’nin devam eden çatışmalarını sona erdireceğini söylediği hatırlatılan analizde, İran’daki gelişmelerin bu vaatlerle çelişen bir tablo ortaya çıkardığı ifade edildi.

ATEŞKES BİR AYI BİLE DOLDURAMADI

İsrail ve ABD’nin yoğun saldırılarla başlattığı savaş, askerî operasyonlarla müzakere girişimleri arasında gidip geldi.

Ancak Trump yönetimi, şimdiye kadar İran’da rejim değişikliği sağlama veya ülkenin nükleer programını tamamen sona erdirme hedeflerine ulaşamadı. Savaş, ayrıca Hürmüz Boğazı’nın kapanmasıyla küresel enerji ticaretini tehdit eden yeni ve çözülmesi zor bir sorun yarattı.

Washington ile Tahran arasında imzalanan mutabakat metni de bir aydan kısa süre içinde çöktü. Trump, söz konusu mutabakatın ABD’nin bütün hedeflerini karşıladığını savunmuştu. Ancak tarafların anlaşmaya farklı anlamlar yüklemesi ve temel anlaşmazlıkların sonraya bırakılması, ateşkesin kalıcılaşmasını engelledi.

Uluslararası Kriz Grubu İran Programı Direktörü Ali Vaez, iki tarafın da mutabakatı barışa geçişten çok savaşı farklı araçlarla sürdürmenin bir yolu olarak gördüğünü belirtti.

Vaez’e göre sürdürülebilir bir siyasi çözüm üretecek uzun vadeli stratejinin bulunmaması, çatışmanın kalıcı hâle gelme riskini artırıyor.

“KISA SAVAŞ YANILGISI”

King’s College London’dan savaş araştırmaları uzmanı Lawrence Freedman, güçlü ordulara sahip liderlerin sıklıkla “kısa savaş yanılgısına” kapıldığını belirtti.

Bu yaklaşımda liderler, askerî üstünlük sayesinde hızlı biçimde sonuç alabileceklerini ve ağır siyasi ya da ekonomik sonuçlarla karşılaşmayacaklarını düşünüyor.

Freedman, Trump’ın İran’da ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Ukrayna’da askerî gücün sınırlarını yeterince dikkate almadan, ancak uzun süreli mücadeleyle ulaşılabilecek hedefler belirlediğini savundu.

Analizde, gelişmiş silahlara ve üstün hava gücüne sahip olmanın tek başına kalıcı başarı sağlamadığı vurgulandı. Askerî kazanımları siyasi ve diplomatik sonuca çevirecek bir strateji bulunmaması durumunda, çatışmaların yıllarca devam edebileceğine dikkat çekildi.

KARA HAREKÂTI OLMADAN HEDEFLERE ULAŞMA ÇABASI

Trump’ın önündeki en önemli sorunlardan biri, İran topraklarına Amerikan askeri göndermeden savaşı kazanma isteği olarak gösterildi.

ABD Başkanı, Afganistan ve Irak’taki savaşlardan farklı olarak geniş kapsamlı kara harekâtına karşı çıkıyor. Washington, İran’a karşı hava ve deniz gücüne dayanarak sonuç almaya çalışıyor.

Ancak İran gibi büyük bir coğrafyaya, köklü devlet yapısına ve güçlü askerî kapasiteye sahip bir ülkeye karşı yalnızca hava ve deniz operasyonlarıyla rejim değişikliği veya kalıcı nükleer taviz sağlanmasının zor olduğu belirtiliyor.

Analizde, 1991 Körfez Savaşı’nın kısa sürede sonuçlanmasının, dönemin ABD Başkanı George H.W. Bush’un sınırlı bir hedef belirlemesinden kaynaklandığı hatırlatıldı. Washington yalnızca Irak ordusunu Kuveyt’ten çıkarmayı amaçlamış ve rejim değişikliğine yönelmemişti.

George W. Bush döneminde Irak’a karşı başlatılan ikinci savaş ise Saddam Hüseyin’in devrilmesinden sonra uzun süreli işgal ve direniş hareketine dönüştü. Savaşın bölgedeki sonuçlarından birinin İran’ın etkisini artırmak olduğu kaydedildi.

Afganistan’da da Taliban yönetiminin devrilmesinin ardından ülkenin siyasi ve toplumsal yapısını dönüştürme girişimi başarısız olmuş, ABD çekildikten sonra Taliban yeniden iktidara gelmişti.

ABD İLE İRAN ARASINDAKİ 47 YILLIK ÇATIŞMA

Trump zaman zaman İran’a karşı savaşı, iki ülke arasında 1979’dan beri devam eden çatışmayı nihai olarak sona erdirme girişimi şeklinde açıklıyor.

Johns Hopkins Üniversitesinden Vali Nasr ise ABD ile İran arasındaki gerilimin zaten bir tür “sonsuz savaş” niteliği taşıdığını belirtti.

İran Şahı’nın devrilmesi ve Tahran’daki ABD Büyükelçiliğinde Amerikalıların rehin alınmasıyla başlayan süreç, zaman zaman sıcak çatışmaya yaklaşırken bazı dönemlerde diplomatik anlaşmalarla yumuşadı.

Bu anlaşmalardan biri, 2015’te imzalanan İran nükleer anlaşmasıydı. Ancak Trump, ilk başkanlık döneminde 2018’de ABD’yi anlaşmadan çekmişti.

Carnegie Uluslararası Barış Vakfından Aaron David Miller’a göre Trump, ABD-İran çatışmasının yanı sıra İsrail ile İran arasında uzun süredir devam eden mücadeleye de doğrudan dahil oldu.

Bu çatışma; Lübnan, Filistin toprakları ve Yemen’de İran’la bağlantılı gruplar üzerinden yıllardır sürüyor.

HÜRMÜZ BOĞAZI SAVAŞIN MERKEZİNE YERLEŞTİ

İran savaşını geçmiş Amerikan müdahalelerinden ayıran en önemli unsurlardan biri, Tahran’ın ABD ve dünya ekonomisine doğrudan zarar verebilecek Hürmüz Boğazı kozuna sahip olması.

Dünya petrol ticaretinin önemli bölümünün geçtiği boğazın kapanması, enerji fiyatlarını yükselterek ABD’de enflasyonu ve akaryakıt maliyetlerini artırabiliyor.

Bu durum, İran’a Vietnam, Irak veya Afganistan’daki Amerikan karşıtlarının sahip olmadığı ekonomik bir baskı aracı veriyor.

Brookings Enstitüsü Dış Politika Direktörü Suzanne Maloney, savaş öncesindeki koşullara geri dönülmesinin artık mümkün görünmediğini söyledi.

Maloney’e göre Hürmüz Boğazı’nın tamamen serbest ve risksiz bir ticaret güzergâhı olduğu dönem sona ermiş olabilir. Yeni düzende ABD’nin Körfez’de çok daha yüksek düzeyde askerî varlık bulundurması gerekebilir.

İran’ın istediği zaman gemileri hedef alma kapasitesini koruması, Washington’ın bölgede uzun süreli bir güvenlik görevi üstlenmesine yol açabilir.

İRAN İÇİN SAVAŞIN ÖNEMİ DAHA BÜYÜK

Vali Nasr, İran’ın çatışmadaki çıkarlarının Washington’ınkinden daha büyük olduğuna dikkat çekti.

ABD açısından İran savaşı birçok dış politika başlığından yalnızca biri olurken Tahran açısından savaş, rejimin devamı, ülkenin egemenliği ve bölgesel gücüyle doğrudan bağlantılı.

Bu nedenle zaman ilerledikçe ABD’nin askerî ve siyasi kararlılığının zayıflayabileceği, İran’ın ise aynı yoğunlukta mücadeleyi sürdürmeye daha istekli olabileceği değerlendiriliyor.

Nasr, benzer bir tablonun Vietnam ve Afganistan’da görüldüğünü; ABD geri çekilmeye başladıkça sahadaki güç dengesinin rakiplerin lehine değiştiğini hatırlattı.

TRUMP SAVAŞI BİTİRMEK YERİNE DERİNLEŞTİRİYOR

NYT analizinde Trump’ın hâlâ savaşı belirli bir başarı elde edildiğini ilan ederek sonlandırma imkânına sahip olduğu belirtildi.

İran savaşının Amerikan kamuoyunda yaygın destek görmemesine rağmen Trump’ın geri çekilmek yerine askerî baskıyı artırmayı tercih ettiği ifade edildi.

Bununla birlikte Washington’ın kalıcı bir diplomatik anlaşmaya nasıl ulaşacağına ilişkin açık bir yol haritası bulunmuyor.

ABD’nin Hürmüz Boğazı’nı açık tutma taahhüdü ile İran’ın boğaz üzerindeki kontrolünden vazgeçmemesi, Amerikan ordusunun bölgede çok uzun süre kalmasına neden olabilecek temel anlaşmazlık olarak gösteriliyor.

“SON ENGEL DE ORTADAN KALKABİLİR”

Ali Vaez, Washington ile Tahran’ın temel meseleleri sonraya bırakan sınırlı bir mutabakata bile bağlı kalamadığını vurguladı.

Tarafların geçici ateşkesi sürdürememesi, episodik saldırılarla uzun süreli savaş arasındaki son engelin de ortadan kalkması riskini taşıyor.

Analize göre Trump’ın İran’da karşı karşıya olduğu temel sorun, Amerikan ordusunun hedefleri vurup vuramayacağı değil; askerî gücün kalıcı bir siyasi sonuca nasıl dönüştürüleceği.

Bu soruya yanıt bulunamaması hâlinde İran savaşı, Trump’ın sona erdireceğini vadettiği çatışmaların yerine başlattığı yeni bir Amerikan “sonsuz savaşı” olarak tarihe geçebilir.

Kaynağa Git

İlgili Haberler