HABER MERKEZİ
Ülkedeki 304 bin 956 kapasiteli cezaevlerinin toplam mevcudu, 1 Haziran 2026 tarihi itibarıyla 421 bin 583’e çıkarken yaşanan hak ihalalleri de artıyor.
İnsan Hakları Derneği (İHD) ve Özgürlük için Hukukçular Derneği’nin (ÖHD) Adana Şubelerinin hazırladığı 2026 yılının ilk 6 ayını kapsayan Gözlem, Tespit ve Değerlendirme Raporu’nu açıklandı. Rapor, cezaevlerinde tutsakların tedavi hakkının engellenmesi, tecrit, kamera gözetimi ve onur kırıcı aramalar gibi uygulamaların sistematik hale geldiğini ortaya koydu. Raporda "kuyu tipi" mimarisiyle inşa edilen Suluca 1 No’lu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’ndeki uygulamalar dikkat çekti.
Tutsakların aktardığı beyanlara dikkat çekilen raporda, onur kırıcı ağız içi arama dayatmalarından 7/24 kameralı gözetimle mahremiyet ihlaline, tedavi hakkının engellenmesinden çamurlu su ve “sürgün” politikalarına kadar çok sayıda ağır ihlali açığa çıkardı. Rapora yansıyan tutsak beyanlarında, sağlık hakkına erişimin önündeki en büyük engelin "ağız içi arama" ve "ayakkabı sallatma" dayatmaları olduğu belirtildi.
Raporda tutsakların beyanlarına da yer verildi. ğır hasta tutsak F. A., 10 Eylül 2025’ten bu yana "ağız içi arama" dayatmasını kabul etmediği için hastaneye sevk edilmediğini belirtti. Yaralı yakalandıktan sonra tedavi edilmediği için bir gözünü tamamen kaybeden tutsak K. B., 5 yıldır hastaneye gidemediğini vurgulayarak siyasi mahpusların çift kelepçe uygulamasına maruz kaldığını aktardı.
Raporda tutsak M. E. A., aynı odada kaldıkları hasta ve yaşlı tutsak C.E.’nin banyo yaptığı esnada kapının açılmasıyla kamera tarafından çıplak şekilde kayda alındığını ileri sürdü. Raporda, tutsakların ağır işkence izleri, omurga hasarları ve tedaviye erişememekten kaynaklı kronikleşen hastalıklar nedeniyle hareket etmekte zorlandıklarını belirtildi.