Cuma namazının ardından Ulus’taki tarihi Hacı Bayram Camii önünde düzenlenen basın açıklamasında ASTP Dönem Sözcüsü ve Memur-Sen Ankara İl Başkanı Nevzat Öylek tarafından okunan ortak açıklamada, "NATO yalnızca askerî bir ittifak değildir; küresel sömürü düzeninin güvenlik aparatıdır." denildi.
Açıklamada, "NATO'nun sicili, yalnızca 'savunma ittifakı' söylemiyle açıklanamayacak kadar karanlık ve tartışmalıdır." ifadeleri kullanılarak Afganistan, Irak ve Libya müdahaleleri örnek gösterildi.
Metinde ayrıca, "NATO'nun ve NATO üyesi ülkelerin ilişkilendirildiği müdahaleler yalnızca askerî operasyonlarla sınırlı değildir. İran'da 1953 Darbesi, Yunanistan'da 1967 Cuntası, Türkiye'de 1971 ve 1980 askerî müdahaleleri, Şili'de 1973 Darbesi, Pakistan'da 1958 ve 1977 darbeleri; Batı güvenlik mimarisi, NATO stratejisi ve NATO'nun öncü ülkelerinin müdahaleci politikaları bağlamında tartışılan başlıca örneklerdir. Gladio ve kontrgerilla yapılanmaları da NATO'nun yalnızca savunma örgütü değil, aynı zamanda gizli ve illegal güvenlik ağlarıyla ülkelerde sosyal ve siyasal mühendislikler yaptığını göstermektedir." değerlendirmesi yapıldı.

'NATO, TÜRKİYE İÇİN GÜVENSİZLİK ÜRETİYOR'
Ortak açıklamada, "NATO'nun, Türkiye açısından oluşturduğu güvensizlik tablosunun en yakın örneklerinden biri de 15 Temmuz 2016 darbe girişimidir." denildi. Darbe girişimine katılan bazı askerî personelin NATO görevlerinde bulunmuş olması, İncirlik Üssü etrafındaki tartışmalar ve darbe sonrası bazı askerlerin NATO ülkelerine sığınmasının "NATO'ya güvenilmeyeceğinin açık göstergesi" olduğu savunuldu.
Açıklamada ayrıca, "NATO, halklara barış vadeden tarafsız bir ittifak değil; Amerikan hegemonyasının ve Batı merkezli çıkar düzeninin kurumsallaşmış askerî aracıdır." ifadelerine yer verildi.

'NATO İLE TÜRKİYE'NİN ÇIKARLARI ÇELİŞİYOR'
Platformların ortak metninde, "NATO üyeliği, Türkiye açısından güvenlik kadar bağımlılık, baskı ve güvensizlik üreten bir yapıya dönüşmüştür." denildi. Türkiye'deki yabancı kullanımına açık askerî tesislerin ve müttefik ülkelerin Türkiye'nin güvenlik kaygılarına yaklaşımının bunun göstergesi olduğu belirtilerek, "NATO'nun Türkiye tasavvuru Batı merkezli güvenlik mimarisinin sınır karakoludur. Bu nedenle NATO'nun, Türkiye için sığınılan bir güvenlik şemsiyesi olduğu kadar önemli tehditler içeren bir güvensizlik sarmalı olduğu gerçeği de göz ardı edilmemelidir." ifadeleri kullanıldı.
Açıklamada, "Irak'ta, Suriye'de, Doğu Akdeniz'de, terörle mücadelede ve bölgesel politikalarda NATO üyesi ülkelerin tutumu, Türkiye'nin millî çıkarlarıyla sık sık çelişmiştir." denilerek ittifakın Türkiye'nin güvenlik politikalarına yaklaşımı eleştirildi.

'GAZZE NATO'NUN AHLAKİ İFLASININ GÖSTERGESİ'
Ortak açıklamada, "Bugün NATO'nun en büyük ahlaki çöküş alanlarından biri de İsrail ve Filistin meselesidir." denildi. İsrail'in NATO üyesi olmamasına rağmen ittifakla özel ilişkiler geliştirdiği belirtilen açıklamada, "NATO, İsrail'in işgal, saldırı, abluka ve soykırım politikaları karşısında fiilen İsrail'i koruyan Batı blokunun parçası olarak hareket etmiştir." ifadeleri kullanıldı.
Açıklamanın sonunda şu mesaj verildi: "NATO'nun savaş politikalarını, İsrail'le kurulan askerî, siyasi ve diplomatik iş birliğini, teröre karşı çifte standartlı müttefiklik anlayışını, küresel sömürü düzenine ve bu düzenin silahlı bekçiliğini yapan NATO politikalarını, silah baronlarının kârı için halkların kanının akıtılmasını reddediyoruz. Bizim itirazımız; emperyalizme, işgale, sömürüye ve küresel zorbalığa karşı insan onurunu savunma iradesidir. Adil, bağımsız ve insan onurunu esas alan yeni bir dünya mümkündür. Ve biz bu dünyanın tarafındayız."