Gündelik hayatın telaşı içinde çoğumuz fark etmesek de, Marmara Denizi'nin derinliklerinde son günlerde oldukça ilginç ve bir o kadar da düşündürücü bir hareketlilik yaşanıyor. Yerin metrelerce altında, sessiz sedasız meydana gelen o küçük sarsıntılar, deprem bilimcilerin ekranlarında ardı ardına yanıp sönen uyarı ışıklarına dönüştü. Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı'nın son verileri, Orta Marmara Çukuru'nun 6 ila 9 kilometre derinliğinde tuhaf bir sismik kümelenmenin başladığını gösteriyor. Büyüklüğü 3.5'in altında olan ve mikro deprem olarak adlandırılan bu sarsıntı dizisi, bilim dünyasında yeni bir tartışmanın da fitilini ateşledi. Peki ama denizin altındaki bu huzursuzluğun arkasında yatan asıl mesaj ne?
FAY HATTI KONUŞMAYA BAŞLADI
Tam da bu belirsizliğin ortasında, yıllarını yer kabuğunun gizemlerini çözmeye adamış Karadeniz Teknik Üniversitesi'nin tecrübeli isimlerinden Prof. Dr. Osman Bektaş sessizliğini bozdu. Sosyal mecra üzerinden paylaştığı çarpıcı durum değerlendirmesinde, meselenin ciddiyetini son derece net bir ifadeyle özetledi: Marmara konuşuyor. Uzman isme göre ekranlara yansıyan bu sismik kümelenmeler, aslında fay hattının belirli bir bölgesinde sıkışan devasa enerjinin, küçük kırılmalar yaratarak yeryüzüne gönderdiği bir tür sinyal. Ancak asıl can alıcı detay, tecrübeli profesörün çizdiği o kısa zaman çizelgesinde gizliydi.

ÖNÜMÜZDEKİ HAFTAYA DİKKAT
Herkesin aklını kemiren o korkunç soruyu yanıtlayan Bektaş, bu ufak sarsıntıların tek başına devasa bir yıkımın hemen yarın kapımızı çalacağı anlamına gelmediğini belirterek yüreklere bir nebze olsun su serpti. Fakat hemen ardından gelen uyarı, rehavete kapılmanın ne kadar tehlikeli olabileceğini acı bir şekilde hatırlattı. Ünlü jeologa göre, Orta Marmara'nın güncel öfkesini ve niyetini tam olarak anlayabilmek için önümüzdeki 3 ila 7 günlük süreç hayati bir önem taşıyor. Bu gizemli sismik kümelenmenin yakın bir gelecekte daha şiddetli bir sarsıntı doğurup doğurmayacağı, işte bu zaman dilimi içinde şekillenecek.

'TEK BİR SENARYOYA MAHKUM DEĞİLİZ'
Öte yandan Bektaş, yıllardır kulaktan kulağa yayılan ve kamuoyunda tartışılmaz bir gerçekmiş gibi kabul gören o büyük İstanbul depremi senaryosuna da adeta savaş açtı. Beklenen sarsıntı için sadece tek bir yıkım modeline odaklanmanın, tehlikeyi hafife almak veya yanlış yorumlamak olabileceğini savundu.
Denizin altındaki kalın ve suya doygun tortu tabakasının, ana fayın gerçek davranışlarını ve niyetini ustalıkla maskeliyor olabileceğini dile getiren uzman isim, İstanbul'un sismik riskinin tek bir rakama hapsedilemeyecek kadar karmaşık olduğunu vurguladı. Artık ezberleri bir kenara bırakmanın ve ufukta beliren tehlikeye karşı çoklu felaket senaryolarını masaya yatırmanın vakti geldiği yorumları yapılmaya devam ediyor.