Daha önce "Kadıköy Cinayetleri" isimli eseriyle "2012 Dünya Kitap Altın Sayfa Polisiye Roman Ödülü"nü kazanan başarılı yazar Çağatay Yaşmut, son kitabı "Ölüm Fırsat Kollar" ile okurlarından yoğun ilgi görmeye devam ediyor. Oğlak Yayınları’nın sevilen "Maceraperest Kitaplar" serisi kapsamında okurla buluşan ve ilk adımı 2008 yılında atılan "Bir Başkomiser Galip Polisiyesi" serisinin bu yedinci halkası, kısa sürede ikinci baskıya gidiyor. Kapak tasarımı M. Deniz Çorbacıoğlu imzası taşıyan roman, yüksek temposunun yanı sıra bireysel ve toplumsal çürümeyi ele alan cesur derinliğiyle dikkat çekiyor.
KLASİK BİR "KATİL KİM?" HİKAYESİNDEN ÇOK DAHA FAZLASI
"Ölüm Fırsat Kollar", alışılagelmiş polisiye kalıplarından sıyrılarak okuyucuya sadece bir suçluyu bulmayı değil, "Bu çarpık düzen neden böyle?" sorusunu sorgulatmayı hedefliyor. Çağatay Yaşmut, polisiye türünün heyecanını korurken edebi kaliteden ödün vermiyor; ancak bunu yaparken ağdalı bir dil yerine son derece yalın, akıcı ve her kesimin rahatça anlayabileceği dinamik bir üslup tercih ediyor.
Kısa cümlelerle örülü bu anlatımda olaylar, adeta bir sinema filmi gibi okurun gözünün önünde canlanıyor. Kitaptaki karakterler ise kusursuz birer kahraman değil; tam aksine mevcut sistemin içinde var olmaya çalışan gerçekçi figürler olarak karşımıza çıkıyor. Başkomiser Galip ve ekibinin kendi arasındaki esprili diyalogları ise gerilimli atmosfere yer yer keyifli bir soluk aldırıyor.
ÇAĞATAY YAŞMUT: "MEVCUT SİSTEMLE HESAPLAŞMAYI ÖNEMSİYORUM"
Eserinde adalet kavramını ve ahlaki sınırları sorgulayan Başkomiser Galip’in içsel çatışmalarına da yer veren Yaşmut, günümüz polisiye edebiyatına bakışını şu sözlerle özetliyor:
"Günümüzde polisiyelerin büyük kısmı; eşitsizliği, adaletsizliği, haksızlığı, yozlaşmayı gösteriyor ve mevcut sistemle hesaplaşmayı önemsiyor. Bu yaklaşımı benimsiyorum. Benim yaptığım, polisiyenin taşıması gereken muammasını kaybetmeden, anlatı çizgilerinin de dışına çıkmadan bu muhayyel dünyada olan bitenleri ortaya sermek"
GEÇMİŞLE YÜZLEŞME VE TOPLUMSAL YARALAR
Romanda ele alınan sarsıcı konulara ve Başkomiser Galip’in bu yeni serüvendeki rolüne değinen yazar, kitabın içeriğini şu şekilde açıklıyor:
"Başkomiser Galip, birbirinden bağımsız gibi görünen vahşi cinayetlerin izini sürerken bu kez kendi geçmişiyle de yüzleşmek zorunda kalıyor. Her romanımda olduğu gibi bu romanda da toplumsal meselelere dokundum; aile içi şiddet, ensest ve organ kaçakçılığı bunlardan bazıları."
Polisiye edebiyatımızın bu güçlü halkası, raflardaki yerini korurken hem türe meraklı olanlar hem de toplumsal gerçekçi edebiyatı sevenler için güçlü bir alternatif sunuyor.