Ana içeriğe geç

Pink Martini: Dünyanın seslerini bir araya getiren grup

Pink Martini, tek bir türle tanımlanamayan özgün müziğini duygular ve hikâyeler üzerine kuruyor.

Pink Martini: Dünyanın seslerini bir araya getiren grup
Euronews Türkçe
16

Pink Martini, bugün halen tek bir türle tanımlanması zor, kendine özgü bir müzikal evren olarak yoluna devam ediyor. Grubun solisti Storm Large’a göre bu çeşitlilik, bilinçli bir stil arayışından çok, duygulara ve hikâyelere duyulan ortak bir ilgiden besleniyor.

Storm Large, “Bugün Pink Martini’yi tek bir tür ya da coğrafyayla tanımlamak mümkün değil. Bence özellikle Thomas sayesinde, kendi dili olan bir topluluğa dönüştük. Bir şarkıda Avrupa’nın zarafetini, bir diğerinde Latin Amerika ritimlerini, başka birinde Hollywood’un altın çağını duyabiliyorsunuz. Ama hepsini bir arada tutan şey insan duygularına olan ilgimiz,” diyor.

Grubun küresel müzikal harmanının arkasında ise güçlü bir merak duygusu yer alıyor. Large, bu yaklaşımın hem grubun kuruluş hikâyesinden hem de zamanla gelişen kolektif bir keşif arzusundan beslendiğini söylüyor: “Yolun başında China ve Thomas’ın açık vizyonu vardı, ama artık hepimiz bu keşif duygusunu taşıyoruz. Dünya inanılmaz hikâyelerle dolu. Bazen bir şehirde duyduğunuz eski bir melodi, bazen bilmediğiniz bir dilde bir aşk şarkısı sizi yakalıyor.”

Pink Martini repertuvarında farklı dillerin yer alması da bu yaklaşımın doğal bir sonucu. Gruba göre seçim, dil üzerinden değil, şarkının taşıdığı duygular üzerinden yapılıyor.

“Bizi asıl etkileyen şey şarkının kendisi. Eğer bir parça duygusal olarak bizi yakalıyorsa, dili ikinci plana atıyoruz. Sonra o dilin ritmini ve kültürel arka planını öğreniyoruz. Bazen hiç bilmediğiniz bir dildeki şarkı, en tanıdık parçadan bile daha yakın gelebiliyor.”

Bu yaklaşım, grubun müziğini aynı zamanda bir tür kültürel anlatıya dönüştürüyor. Storm Large, Pink Martini’nin sahnede yalnızca şarkı söylemediğini, aynı zamanda hikâyeler taşıdığını vurguluyor:

“Her şarkının içinde bir hayat, bir şehir ya da bir insan hikâyesi var. Biz sahnede sadece müzik değil, bu hikâyeleri de paylaşıyoruz. Bu yüzden müzik, dünyanın en zarif hikâye anlatma biçimlerinden biri.”

Pink Martini’nin yıllar içinde bilinçli olarak “zamansız” bir ses yaratmayı hedefleyip hedeflemediği sorusuna ise Large, bunun planlı bir strateji değil, doğal bir sonuç olduğunu söylüyor:

“Bunun peşine doğrudan düşmedik ama zamanla böyle gelişti. Çünkü biz trendlerden çok duygularla ilgileniyoruz. İnsan kalbi moda ya da teknolojiden çok daha yavaş değişir. Dürüst duygular taşıyan şarkıların uzun ömürlü olduğuna inanıyorum.”

Dinleyici kitlesi de bu süreçte belirgin biçimde değişmiş. Pink Martini konserleri artık kuşaklar arası bir buluşma noktasına dönüşmüş durumda.

“Eskiden konserlerimize gelenler bugün çocuklarıyla geliyor. Bu çok güzel bir şey. Aynı salonda farklı kuşakların aynı şarkıya birlikte tepki vermesi çok özel.”

Grubun işbirliği yaklaşımı da benzer bir açıklık üzerine kurulu. “Kusursuz bir işbirliğinin sırrı” sorusuna Storm Large’ın yanıtı net: “Karşılıklı merak. Aynı düşünmek zorunda değiliz, hatta farklılıklar daha ilginç sonuçlar doğuruyor. Ama açık olmak ve başkasının dünyasına gerçekten ilgi duymak çok önemli.”

Pink Martini’nin müziğinde neşenin merkezi bir yer tuttuğu düşünülse de Storm Large, grubun duygusal yelpazesinin bundan çok daha geniş olduğunu söylüyor:

“Neşe önemli ama tek duygu değil. Pink Martini’nin merkezinde hayatın tamamı var: özlem, romantizm, keder, neşe… Hepsi aynı hikâyenin parçaları.”

Uluslararası dinleyicilerin grubu en iyi anladığı nokta ise Storm Large’a göre samimiyet.

“İnsanlar sahnede gerçekten inanarak şarkı söyleyip söylemediğinizi hissediyor. Biz bir kültürü taklit etmiyoruz, ona duyduğumuz hayranlığı paylaşıyoruz.”

Türkiye konserleri ise grup için ayrı bir anlam taşıyor. Storm Large, Türkiye ile kurulan uzun soluklu bağın sahne deneyimini farklı bir noktaya taşıdığını söylüyor:

“Türkiye’de kendimizi yabancı gibi hissetmiyoruz. Seyirci müziğe tüm kalbiyle karşılık veriyor. Bazen çok sessiz, bazen çok coşkulu… Bu denge inanılmaz. İstanbul’da sahneye çıkmak benim için terapi gibi.”

Pink Martini, 22 Temmuz’daki Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu'nda yalnızca bir performans değil, ortak bir hafızaya dönüşecek yeni bir an yaratmayı hedefliyor.

Kaynağa Git

İlgili Haberler