CHP’de “mutlak butlan” kararının ardından yeniden genel başkanlık görevine gelen Kemal Kılıçdaroğlu, Salı günü partisinin genel merkez binasında yaptığı açıklamada, isim vermeden Halk TV’yi ve Yönetim Kurulu Başkanı Cafer Mahiroğlu’nu hedef aldı.
“Londra’da olan, Türkiye’ye gelmeye cesaret edemeyen bazı televizyon sahipleri var. Parayla nasıl delege alınıp satılıyorsa, televizyon kanalları da parayla alınıp satılmasın. Onun da önüne geçeceğim”dedi.
Halk TV, bu sözleri “Kılıçdaroğlu, Halk TV ve Cafer Mahiroğlu’nu hedef gösterdi” başlığıyla haberleştirdi.
Cafer Mahiroğlu da Kılıçdaroğlu’nun açıklaması için, “Sayın Kılıçdaroğlu bir yerlere mesaj gönderiyor. Rahat hareket edebilmesi için Halk TV’yi susturmanın yeterli olacağını sanıyor… CHP seçmenini hiç ama hiç tanımadığını bir kez daha kanıtlıyor” diye konuştu.
KENDİSİ DE YAPTI!
Kemal Bey’in konuşmasını defalarca izledim. İnsan dinlerken sanıyor ki; Halk TV ile CHP arasındaki ilişki, Özgür Özel’in Genel Başkan olmasıyla başlamış…
Oysa o televizyon dün kurulmadı…
Bizzat önceki Genel Başkan Deniz Baykal’ın sermayesiyle ve talimatıyla, 4 Haziran 2004’te yayına başladı.
Amaç, CHP’yi desteklemekti.
CHP hem o günlerde, hem de daha sonraki yıllarda yani Cafer Mahiroğlu’na satıldıktan sonra Halk TV’yle düzenli olarak reklam ve sponsorluk anlaşmaları yaptı.
Bu anlaşmaların önemli bir bölümü de CHP’yi 13 yıl 5 ay boyunca yöneten Kılıçdaroğlu döneminde yapıldı.
EREN ERDEM’E SORSUN!
Eren Erdem, 2023 yılının Temmuz ayında CHP Genel Başkan Yardımcısı sıfatıyla yaptığı açıklamada, “CHP ile Halk TV arasında canlı yayın ve reklam hizmeti alımı sözleşmesi bulunduğunu” bizzat söyledi.
Yani bugün Kemal Kılıçdaroğlu’nun sanki yeni bir şeymiş gibi göstermeye çalıştığı bu ilişkiyi, bizzat kendi genel başkan yardımcısı açık açık doğruladı.. Kemal Bey tüm bunları unuttuysa, Eren Erdem’e sorsun!
SATIN MI ALIYORDU?
Eren Erdem, o tarihte dedi ki:
“Uzunca süredir bu tür sözleşmeler yapılıyor. Reklam, reklam klibi yayınlatma ve canlı yayın hizmeti dışında hiçbir hüküm içermeyen bu anlaşmalar her parti tarafından yapılır.”
Görüldüğü gibi CHP yönetimi açısından o günlerde bu sözleşmeler olağandı.
Kimsenin aklına “Kılıçdaroğlu medyayı satın alıyor” demek gelmedi.
Madem bu sözleşmeler “uzun bir süredir” yapılıyordu...
Madem reklam ve canlı yayın anlaşmaları yıllardır sürüyordu...
O halde bugün bunlardan şikâyet eden kişinin önce aynaya bakması gerekmiyor mu?
YA HASTA, YA DA…
Şimdi… Ortada iki ihtimal var:
Kemal Bey ya bu anlaşmaları bildiği halde sanki ilk kez Özgür Özel döneminde Halk TV ile ilişki kurulmuş gibi yapıyor ve gerçekleri çarpıtıyor…
Ya da ciddi derecede bir demansa (halk arasındaki adını yazmayacağım, meraklısı araştırabilir) yakalanmış durumda…
Sonuçta ikisi de kendi siyasi geleceğinin pek parlak olmadığını gösteriyor.
ÇİFTE STANDART…
Türk siyasetinin en büyük sorunu çifte standarttır.
Kendi döneminde yapılan uygulamaya “iletişim stratejisi” deyip geçeceksin…
Rakibin yapınca “ahlaksızlık” diye kıyameti koparacaksın!
Sen reklam verince tanıtım hizmeti…
Rakibin verince “medya satın alma operasyonu” olacak!
Oysa televizyonlar da birer şirkettir ve yayın hayatlarını sürdürmek için onların da paraya ihtiyacı vardır.
Bu kapsamda, siyasi partilerle reklam ya da sponsorluk ilişkisine girebilirler…
Tek şartla:
Yayınladıkları programın reklamın olduğunu ya da bir sponsor bulunduğunu kimseden gizlemeden belirtecekler.
Dönelim asıl soruya, insan gerçekten merak ediyor:
Kemal Bey yalan mı söylüyor? Yoksa gerçekten hafızasını mı yitirdi?
Butlan CHP’sinin yeni sözcüsü açıklasa da öğrensek!