Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) sonuçlarının ilan edilmesiyle başlayan tercih maratonunda son dönemece girilirken, milyonlarca aday ve ailelerinde heyecanla birlikte stres tırmanıyor.
Çevrim içi ortamda yürütülen tercih işlemleri 10 Ağustos 2026 Pazartesi günü saat 23.59 itibarıyla resmen sona erecek.
Bu hassas süreçte psikolog Ebru Şen, adayların geleceği tek bir sınav sonucuna bağlayarak, "Sınavı kazanamazsam hayatım biter" mantığıyla felaket senaryoları kurduğunu ifade etti.
GENÇLER ELEŞTİREL KIYASLAMA VE BASKI NEDENİYLE BUNALIYOR
Cumhuriyet'ten Damla Polat'ın haberine göre, süreçte öğrencilerin olumsuz olasılıklara odaklandığını belirtip ebeveyn beklentilerini karşılayamama korkusunun gençler üzerinde ağır bir yük oluşturduğunu vurgulayan Psk. Ebru Şen, sosyal medya platformları ve çevre tarafından yapılan kıyaslamaların bu stresi körüklediğini aktardı.
Akran performanslarıyla yapılan sürekli karşılaştırmaların kaygıyı beslediğini dile getiren uzman isim, psikolojik baskının zamanla fiziksel tepkilere dönüştüğünü hatırlattı.
Çarpıntı, hızlı nefes alıp verme, mide ve bağırsak rahatsızlıkları ile uyku bozukluklarının bu dönemde sıkça gözlemlendiğini kaydetti.
Kaygıyı sıfırlayan en güçlü silah; sosyalleşmek ve gülmek
FİZİKSEL BELİRTİLER GÖRÜLDÜĞÜNDE UZMAN DESTEĞİ ŞART
Kaygının normal ve patolojik boyutları arasındaki çizgiye dikkat çekerek durumun ciddiyetini vurgulayan Psk. Ebru Şen, şu değerlendirmeyi yaptı:
"Normal kaygı günün belirli saatlerinde yoğunlaşır, günlük yaşamı bozmaz ve sosyal destekle hafifleyebilir.
Ancak kişi yemek yiyemiyor, uyuyamıyor, dışarı çıkamıyor, yoğun panik ataklar yaşıyor ya da düşüncelerini kontrol edemiyorsa mutlaka uzman desteği alınmalıdır."
EBEVEYNLERİN DİLİ VE TUTUMU BELİRLEYİCİ ROL OYNUYOR
Sonuçların beklendiği bu kritik evrede ailelerin yaklaşımının tayin edici olduğunu savunan Psk. Ebru Şen, çocukların hissettiği korkunun öncelikle kabul edilmesi gerektiğini savunuyor.
Ailelerin, sevgilerinin sınav başarısına bağlı olmadığını gençlere hissettirmesinin altını çizen deneyimli psikolog, ebeveynlerin kendi duygularında yaşadığı çelişkili davranışlardan kaçınmasını önerdi.
Muhtemel bir olumsuzluk durumunda anne ve babanın birbirini suçlamasının da çocuktaki vicdan azabını artırdığına işaret ediliyor.
Aşırı enerjik hissetmekle başlıyor, ardından derin çaresizlik yaşatıyor
SUÇLAYICI CÜMLELER YERİNE DESTEKLEYİCİ İFADELER SEÇİLMELİ
Hatalı ve yapıcı iletişim dillerine örnekler veren Psk. Ebru Şen; "Biz senin için her şeyi feda ettik", "Kuzenin şu kadar puan aldı", "Kazanamazsan hayatım biter" veya, "Sen zaten çalışmadın" gibi ifadelerin suçluluk ve umutsuzluk yarattığını belirtti.
Bunun yerine, "Elimizden geleni yaptık, şimdi birlikte sonucu bekleyelim", "Senin çaban bizim için değerli" ve, "Her yolun bir çıkışı var" şeklinde güven veren yaklaşımların sergilenmesi gerektiğini vurguladı.
SONUÇ NE OLURSA OLSUN İLK 72 SAAT ÇOK HASSAS
İstenen sonucun elde edilmesi durumunda abartılı ve gösterişli kutlamalardan kaçınılmasını tavsiye eden Psk. Ebru Şen, başarının ölçülü şekilde paylaşılmasının diğer adayların duygularını korumak açısından sağlıklı olacağını söyledi.
Beklentilerin altında kalınması senaryosunda ise ilk 24 ila 72 saatin çok kritik olduğunu vurgulayan uzman isim, ailelerin her koşulda destekleyici duruşlarını korumaları gerektiğinin altını çizdi.
Kaygıyı bitireceği sanılan ama sorunu derinleştiren yöntemler