Küresel finans devi JP Morgan, gelişmekte olan piyasalar kapsamında yayımladığı 2026 yıl ortası kurumsal kredi raporunda Türkiye’ye yönelik duruşunu değiştirdi. Banka, daha önce "ağırlığını artır" seviyesinde tuttuğu Türkiye görünümünü "nötr" seviyesine çektiğini duyurdu. Türkiye'nin kurumsal kredi performansı, makroekonomik bozulma, jeopolitik riskler, enerji fiyatlarındaki yükseliş ve yerel siyasi belirsizliklerin birleşimiyle 2018 yılından bu yana ilk kez piyasanın gerisinde kaldı. Bu gelişme üzerine kurum, Türk şirket tahvillerinde risk azaltma stratejisine geçerek tercihlerini daha çok kısa vadeli ve yüksek kredi kalitesine sahip ihraççılarla sınırlandırdı. Portföylerdeki risk katsayısını düşürmek amacıyla yüksek getirili Türk kredilerinin çoğunun notu düşürüldü.
TÜRKİYE'NİN TEMEL DENGESİNDE ALARM SİNYALLERİ VE ERKEN SEÇİM OLASILIĞI
Raporda öne çıkan en çarpıcı verilerden biri, Türkiye'nin temel dengesinin gayrisafi yurtiçi hasılaya oranla eksi yüzde 4,3'e gerilemesi oldu. JP Morgan analistleri, bu seviyenin geçmişte yaşanan döviz stresi dönemleriyle büyük benzerlik taşıdığını vurguladı. Makroekonomik risklerin yanı sıra siyasi gelişmelere de değinen analistler, yıl sonundan önce bir erken seçim olasılığının dışlanmadığına dikkat çekti. Böyle bir senaryonun gerçekleşmesi durumunda, seçim öncesi devreye sokulabilecek teşvik paketlerinin ve piyasalarda oluşabilecek ihtiyati dolarizasyon dalgasının ekonomi üzerinde ciddi bir risk oluşturabileceği ifade edildi.
REZERVLER ÜZERİNDEKİ BASKI VE YABANCI SERMAYE BAĞIMLILIĞI
JP Morgan stratejistleri, Türk Lirasının yılın büyük bölümünde dengeli ve kontrollü seyretmesini beklese de yerleşiklerin seçim öncesinde dövize yönelme eğiliminin rezervler üzerinde baskı yaratabileceği uyarısında bulundu. Rezervlerin her ne kadar sağlıklı görünse de sınırsız olmadığına dikkat çekilen raporda, kötüleşen cari denge ve yeniden dolarizasyon riskinin yakından izlenmesi gerektiği belirtildi. Ayrıca, şirketlerin döviz açık pozisyonlarının son yıllarda önemli ölçüde artmış olması ve Türkiye'nin TL bazlı yabancı sermayeye bağımlılığının yükselmesi, olası sermaye çıkışlarının boyutunu büyütebilecek temel unsurlar arasında gösterildi.
DOLARİZASYON RİSKİNE KARŞI MERKEZ BANKASININ ELİNDEKİ KOZLAR
Mevcut kur politikası ve yüksek faizlerin yerleşiklerin dolarizasyon eğilimini önemli ölçüde azalttığı, ancak seçim sürecinde bu durumun yeterli olmayabileceği aktarıldı. Yatırımcıların seçim sonrasında TL'de değer kaybı beklemesi halinde, bunu önceden fiyatlayarak yeniden dövize yönebileceği, nitekim hem 2023 hem de 2024 seçimleri öncesinde benzer bir dolarizasyon eğiliminin görüldüğü hatırlatıldı. Şirketlerin kısa döviz pozisyonlarındaki artış ve yabancı sermaye girişlerine bağımlılık olası çıkışları büyütebilecek olsa da raporda olumlu bir noktaya da değinildi. Banka, dolarizasyon kaynaklı çıkışların kısa süreli olabileceğini ve Merkez Bankası'nın bu tür hareketlere karşı kullanabileceği yeterli rezerv ve araca sahip olduğunu ifade etti. Yetkililerin kur istikrarını koruma konusundaki kararlılığı nedeniyle, seçim kararı alınsa bile Türk lirasının yılın büyük bölümünde kontrollü seyredeceği öngörülürken, JP Morgan'ın kısa vadede TL konusunda taktiksel olarak olumlu görüşünü koruduğu belirtildi.
Odatv.com