Kampüslerde sessiz bir devrim yaşanıyor. Çin’den ABD’ye, Hindistan’dan Türkiye’ye yükseköğretim sistemi yeniden şekilleniyor. Eski bölümler kapanırken geleceğin programları açılıyor.
Dünyanın önde gelen üniversiteleri, yapay zekâ çağının ihtiyaçlarına göre yeniden yapılanıyor. Yapay zekâ artık sadece derslerde anlatılan bir konu değil; eğitim sisteminin merkezinde yer alıyor. Bölümler yenileniyor, yeni fakülteler açılıyor, müfredatlar güncelleniyor. Üniversiteler, geleceğin mesleklerine uygun insan kaynağını yetiştirmek için kapsamlı bir dönüşümden geçiyor. Çin, yapay zekâ dönüşümünde en kapsamlı adımlardan birini attı. Çin Eğitim Bakanlığı verilerine göre, 2021-2025 yılları arasında 12 bin 200 lisans programı kapatıldı veya askıya alındı, 10 bin 200 yeni program açıldı. Böylece ülkedeki üniversite programlarının yüzde 30’dan fazlası yapay zekâ çağına ve yeni meslek alanlarına uyumlu hâle getirildi. Geleneksel bölümlerin yerine Beyin-Bilgisayar Arayüzleri, İnsansı (Embodied) Yapay Zekâ ve Akıllı Görsel-İşitsel Mühendislik gibi geleceğin teknolojilerine odaklanan yeni programlar açılmaya başladı.
58 FAKÜLTEYE KİLİT
Asya’daki bir diğer önemli hamle ise Hindistan’dan geldi. Hindistan Teknik Eğitim Konseyi (AICTE), yapay zekâ ve veri bilimi talebi karşısında çağ dışı kalan ve öğrenci çekemeyen 58 mühendislik fakültesini kademeli olarak kapatma kararı alırken, 950’den fazla geleneksel teknik kursu müfredattan sildi.
Batı dünyasında, özellikle ABD’de ise bu dönüşüm daha çok kurumsal yapılanma ve bilgisayar bilimlerinden bağımsız yeni akademik birimler kurulması şeklinde öne çıkıyor. Güney Florida Üniversitesi (USF) dünyada bir ilke imza atarak doğrudan “Yapay Zekâ ve Siber Güvenlik Fakültesi” kurdu ve ilk döneminde 3 binden fazla öğrenci topladı. MIT bünyesinde açılan Yapay Zekâ ve Karar Verme bölümü, şu an üniversitenin en büyük ikinci lisans programı hâline geldi. Dartmouth College gibi elit okullar ise sadece teknik bölümlere değil; felsefe, hukuk ve insani bilimler dahil olmak üzere tüm kampüs müfredatına yapay zekâyı zorunlu olarak entegre etti. Bu sayede öğrencilere teknik kodlamanın ötesinde, yapay zekâ etiği ve politika analizi diplomaları veriliyor.
YÖK’TEN ÖNEMLİ ADIMLAR
Dünyadaki yapay zekâ dönüşümüne paralel olarak Türkiye de yükseköğretimde yeni adımlar attı. YÖK, son üç yılda yapay zekâ ve bilişim alanında 81 yeni program açarak 171 üniversitedeki toplam program sayısını 785’e çıkardı. Ön lisans düzeyinde yapay zekâ destekli web tasarımı, kodlama, dijital oyun ve mobil güvenlik teknolojileri bölümleri açılırken; lisans düzeyinde tarih ve yapay zekâ, felsefe ve yapay zekâ ile işletme ve yapay zekâ programları ilk kez öğrenci alacak.
2026-YKS’de yapay zekâ ve bilişim odaklı programların kontenjanları da artırıldı. Ön lisans kontenjanı 1.610’dan 6 bin 828’e, lisans kontenjanı ise 2 bin 355’ten 4 bin 420’ye yükseltildi. Lisansüstü eğitimde ise 33 alanda 182 yeni program açıldı. YÖK öncülüğünde Marmara Üniversitesi, ODTÜ, İTÜ ve Boğaziçi Üniversitesi iş birliğiyle kurulan Yapay Zekâ ve Veri Okulu da ilk yılında yaklaşık 30 bin sertifikalı mezun verdi.
YÖK Başkanı Erol Özvar, yapay zekânın ekonomi, sağlık, tarım ve sanayi başta olmak üzere tüm alanları dönüştürdüğünü belirterek, hedeflerinin Türkiye’nin küresel rekabet gücünü artıracak insan kaynağını yetiştirmek olduğunu ifade etti.
Ancak hızlı büyüyen yapay zekâ bölümlerinde akademik kadro eksikliği dikkat çekiyor. TED’in araştırmasına göre, 25 üniversitedeki yapay zekâ bölümlerinin 18’inde profesör, 13’ünde ise doçent bulunmuyor. Uzmanlar, yeni bölümlerin güçlü akademik kadrolarla desteklenmesi gerektiğine dikkat çekiyor.